15 Mart’ta Kongo-Brazzaville’de yaklaşık 3,2 milyon seçmen devlet başkanını belirlemek için sandığa çağrıldı . Denis Sassou-Nguesso beşinci kez üst üste aday olarak yarıştı. Uluslararası ajanslar daha sandıklar kapanmadan, mevcut başkanın uzun iktidarını uzatacağı yönünde yorum yaptı. Kampanya döneminde meydanlarda ağırlıkla iktidar partisinin görüldüğü, muhalefetin ise dağınık ve zayıf kaldığı aktarıldı. Seçim günü sahada heyecan yerine yorgunluk hissi öne çıktı. Özellikle genç seçmenler arasında siyasete mesafe dikkat çekiyor. Bir kesim “en azından sesimiz kayda geçsin” diyerek sandığa gitti, bir kısmı ise doğrudan boykotu tercih etti. Aynı gün ülke genelinde internet erişimi sert biçimde kısıldı ; NetBlocks bağlantının normal seviyenin yaklaşık yüzde 3’üne indiğini doğruladı . O halde şunu soralım: Sandık çalışıyor ama iktidarı değiştirme ihtimali ne kadar gerçek? Seçimli otoriterlik: 1979’dan bugüne kurulan düzen Kongo’daki bugünkü durum Denis Sassou-Nguesso’nun siyasi kariyeriyle neredeyse örtüşüyor. Zira 1979’da iktidara gelen eski paraşütçü subay, 1990’ların başındaki kısa süreli çok partili bir dönem dışında ülkenin en güçlü ismi oldu. 1992 seçimleriyle koltuğu kaybetti, 1997’de iç savaşın ardından yeniden yönetime döndü ve o tarihten bu yana ülke siyasetinin merkezinde kaldı. 2002, 2009, 2016, 2021 ve Pazar günkü son seçimde sandık kuruldu ve her defasında sonuç hep aynı ismi işaret etti. 2016’da resmî sonuçlara göre oyların yüzde 60’ından fazlasını, 2021’de ise yüzde 88,4’ünü aldığı açıklandı. Uluslararası gözlemciler bu oranlara itiraz etti ancak seçim takvimi işlemeye devam etti. Bugün Brazzaville’de kimse “kim kazanır” sorusunu ciddiyetle sormuyor, asıl tartışma farkın kaç çıkacağı ve katılımın ne kadar düşeceği üzerinde yoğunlaşıyor. Bu düzenin hukuki temeli 2002 Anayasası ve 2015 referandumu ile pekişti. Anayasadaki iki dönem ve yaş sınırı referandumla kaldırıldı. Böylece Sassou-Nguesso için yeni adaylıkların önü açıldı. Reform paketleri “halkın iradesi” söylemiyle savunuldu. Ancak pratikte tek bir kişinin iktidar süresini uzatan teknik manevralar anlamına geldi. Kongo’nun deneyimi, seçim ve anayasa kelimelerinin kâğıtta yer almasının kendi başına demokrasi üretmediğini somut şekilde gösteriyor. Sandık, karartma ve muhalefetin daralan alanı Pazar günkü bu son seçimde internet ve telefon bağlantılarının kısıtlanması sürece ayrı bir gölge düşürdü. Oy verme sürerken sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarına erişim büyük ölçüde durdu. NetBlocks bu kesintiyi ülke çapında bir “internet karartması” olarak tanımladı ve 2021 seçimleriyle teknik açıdan benzer olduğunu vurguladı. Hükümet kesintinin gerekçesine dair ayrıntılı açıklama yapmadı. Bu adım yalnız Kongo’ya özgü sayılmaz. Son yıllarda Uganda’dan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne uzanan geniş bir hatta kritik seçim süreçlerinde internetin kısmen ya da tamamen kapatıldığı örnekler oldukça çoğaldı. Bu yüzden sonuçlar bağımsız kanallardan teyit edilemiyor. Sandık çevresindeki usulsüzlük iddiaları gerçek zamanlı olarak dünyaya ulaşamıyor. Seçmenler ve muhalefet kendi iletişim ağlarından mahrum kalıyor. Böyle bir ortamda resmî açıklamalar fiilen tek bilgi kaynağına dönüşüyor. Muhalefet cephesi de benzer biçimde daraltılmış durumda. 2016 yılında aday olup resmi sonuçlara itiraz eden eski ordu komutanı Jean-Marie Michel Mokoko “devlet güvenliğini tehdit” suçlamasıyla 20 yıl hapse mahkûm edildi . Birçok uluslararası kuruluş bu yargılamayı siyasi hesaplaşma olarak nitelendirdi. Bu yılki seçimde öne çıkan muhalifler arasında da kampanya yürütecek finansman ve medya erişiminden yoksun kalanlar, güvenlik riskleri nedeniyle sahaya çıkamayanlar ve boykot çağrısı yapanlar vardı. Kâğıt üzerinde birden fazla aday bulunsa da rekabet alanının bu kadar daraldığı bir ortamda seçimin gerçek anlamda yarış olup olmadığı ciddi bir soru olarak ortada duruyor. Bu şartlar altında seçimler iktidarı denetleyen mekanizma özelliğini kaybediyor ve rejimin kendini tazelediği bir vitrine dönüşüyor. Beş yılda bir tekrarlanan sandık ritüeli “halk onayı” anlatısını besleyen siyasi araç işlevi görüyor. Muhalefetin sistem içinden tasfiyesi, medya ve sivil alanın daralması ve bilgi karartmasının birleşmesi sandığı otoriter statükonun en güçlü dayanaklarından biri haline getiriyor. Petrol, yoksulluk ve katılımın değişen anlamı Kongo-Brazzaville, Sahraaltı Afrika’da Nijerya ve Angola’dan sonra üçüncü büyük petrol üreticisi konumunda. Dünya Bankası verilerine göre petrol ihracat gelirlerinin önemli bölümünü ve GSYH’nin kayda değer bir kısmını oluşturuyor. Buna rağmen nüfusun neredeyse yarısı yoksulluk sınırının altında yaşıyor . Su, elektrik ve istihdama erişim birçok bölgede sınırlı. Zengin yeraltı kaynakları ile sıradan Kongolu yurttaşın hayatı arasındaki mesafe giderek büyüyor. Bu ekonomik yapı siyasal düzenle iç içe geçmiş durumda. Petrol gelirleri iktidar partisinin, güvenlik aygıtının ve dar bir elit çevresinin etrafında toplanıyor. Kamu ihaleleri, istihdam imkânları ve yerel patronaj ağları büyük ölçüde rejime sadakat üzerinden dağıtılıyor. Seçim dönemleri bu ağların daha aktif çalıştığı, yeni taahhütlerin ve ödüllerin verildiği zaman dilimleri haline geliyor. Bu nedenle sandık yalnızca siyasi sonuç üretmiyor, aynı zamanda ekonomik bağlılıkları tazeleyen bir mekanizma işlevi de görüyor. Seçmen katılımı da bu bağlamda farklı bir anlam kazanıyor. Resmi veriler hâlen görece yüksek oranlara işaret ediyor. Ancak sahadan gelen gözlemler özellikle genç nüfusun önemli bir bölümünün siyasete güvensizlik ve umutsuzlukla yaklaştığını ortaya koyuyor. Bazıları “sonuç değişmese de oy vererek varlığımı gösteriyorum” diyor, bazıları sandığa gitmeyerek sessiz protestoyu tercih ediyor. Bu durumda yüksek katılım rakamları rızaya mı işaret ediyor yoksa baskı ve alışkanlığın bileşimi mi? İşte bunu bilmek bu noktada zor. Sonsuz başkanlık tartışması ve uzun pazarlık dönemi Kongo’daki tablo, Afrika’da uzun süre iktidarda kalan liderler tartışmasının güncel örneklerinden biri. Anayasa değişiklikleriyle görev süresini uzatan ya da “sıfırlayan” devlet başkanları yalnız Kongo’ya özgü bir fenomen olmayıp daha geniş bir eğilimin de parçası. Sassou-Nguesso ise bu modelin en eski figürlerinden biri. Bazı Afrikalı yorumcular onu “ömür boyu başkanlık” eğiliminin sembol isimleri arasında sayıyor. Dış aktörlerin tutumu bu denklemi daha karmaşık hale getiriyor. Petrol şirketleri, bölgesel güçler ve uluslararası finans kurumları Kongo’dan söz ederken çoğu zaman “istikrar” vurgusunu öne çıkarıyor. Demokratik standartlar ve insan hakları ihlalleri ise ikinci plana atılıyor ya da teknik raporların dipnotlarına sıkışıyor. Bu ikili yaklaşım seçimlerin kâğıt üzerindeki varlığını korurken gerçek rekabet ve hesap verebilirlik ihtimalini zayıflatıyor. Geldiğimiz noktada Kongo-Brazzaville’de sandık iktidarı değiştiren bir araç olmaktan uzak. Daha çok iktidarın kendini yeniden ürettiği bir mekanizma görünümünde. Takvim işliyor, pusulalar basılıyor, sonuçlar açıklanıyor. Buna karşılık, yurttaşların siyasal tercihleriyle ülkenin yönü arasındaki bağ oldukça zayıf kalıyor. Kongo örneği bu yüzden sadece yerel bir seçim haberi değil. Sandığın kendi başına demokrasi üretmediğini hatırlatan çarpıcı bir vaka. Asıl belirleyici olan rekabetin varlığı, bilgiye erişim, hukukun sınır koyma gücü ve iktidarın hesap verebilirliği. Bu unsurlar olmadan sandık otoriter statükonun en parlak vitrini haline geliyor. Kongo’daki son seçim de “seçim var, değişim yok” denklemine yeni bir halka eklemiş durumda. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Kongo seçim sandık değişim Göktuğ Çalışkan, Independent Türkçe için yazdı Göktuğ Çalışkan Salı, Mart 17, 2026 - 08:45 Main image:
Fotoğraf: AA Arşiv
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Seçim var, değişim yok: Kongo’da sandık ne işe yarıyor? copyright Independentturkish: