Biz Tam Olarak Ne Yaşıyoruz?

Savaşların, Skandalların ve Bitmeyen Adaletsizliğin İçinde Zihnimizin Dağılması Belki de NormaldirSon zamanlarda yaş ve cinsiyet fark etmeksizin aynı şeyi duyuyorum: “Hiçbir şeye odaklanamıyorum.”Kitap açılıyor, birkaç sayfa sonra telefon ekranına bakılıyor. Bir şey üretmeye çalışırken akıl başka bir habere kayıyor. Günün içinde sanki görünmeyen bir gürültü var, zihnin arka planında sürekli çalan bir alarm gibi. Çoğu kişi bunu kişisel bir problem zannediyor. Dikkat eksikliği, disiplin sorunu, motivasyon kaybı… Konu bu kadar bireysel mi peki? İnsan zihni, aynı gün içinde bu kadar çok karanlığı sindirmek üzere tasarlanmadıSabah telefonunuzu açıyorsunuz. Bir yerde savaş var. Başka bir yerde yıllardır konuşulan ama bir türlü gerçekten hesap sorulamayan skandallar yeniden gündeme geliyor. Güçlü insanların dokunulmazlığı bir kez daha konuşuluyor. Bir yerde hayvanlar öldürülüyor ve buna “düzenleme” denebiliyor. Bir yerde insanlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bir yerde adalet kelimesi neredeyse ironik bir kavrama dönüşmüş durumda. Bütün bunlar aynı günün içinde, aynı ekranın içinde ve aynı zihnin içine düşüyor.Sonra hayat devam ediyor. Toplantıya giriyorsunuz. Mail cevaplıyorsunuz. Bir şey üretmeniz bekleniyor. Dünya yanarken bile üretken olabilen bir zihin ideal insan modeli olarak sunuluyor. Ama insan zihni bir makine değil. Vicdan da kapatılıp açılabilen bir uygulama değil.