Suriye’ye yönelik büyük emperyal çullanmanın sonucunda Esad yönetiminin devrilmesinden sonra bölgede etkin aktörlerin Ocak 2025’te Suriye’nin yönetimine getirdiği Ahmed El Şara, El Kaide bağlantılı, İslamcı/cihatçı Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) kurucusu. Şara’nın geçici anayasa çerçevesinde yönettiği Suriye çok sayıda silahlı gücün bulunduğu, hem şiddetin hem de istikrarsızlığın sürdüğü bir ülke durumunda bugün. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerin de yardımıyla emperyalistlerin planlarına en uygun kişi olduğuna kuşku yok Şara’nın. Ülkenin cumhurbaşkanı olduktan sonra “Artık cihatçılık yok” demesi geçirdiği büyük dönüşümü göstermesi açısından ilginçtir. Şara’nın kim olduğuna, neyi savunduğuna, şu anda ne tür bir çizgi izlediğine ilişkin bilgilere az çok sahibiz. Ancak liderliğini yaptığı HTŞ hakkında doyurucu bilgilerden uzağız. Önceleri İdlib vilayetini yönetmiş olan HTŞ, Aralık 2024’te Şam’ı ele geçiren muhalefet gruplarından biriydi. İdlib’de çok ciddi insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulmuştur. Esad’ın ardından hem yönetime getirilmesi hem de Batı’dan itibar görmesi, geçmişteki Batı karşıtı tutumunun bir aldatmaca olduğu düşüncesini güçlü kılmaktadır. Uzun yıllar çeşitli devletlerle uluslararası kurumların “terör listesi”nde yer alan HTŞ ile lideri Şara bu listelerden hızla çıkarılmıştır. Uzun vadeli bir emperyal “proje” olduğuna ilişkin iddiaları doğrulayan bir gelişmedir bu. Kasım 2025’te BM Güvenlik Konseyi, Şara’ya yönelik terörist tanımını kaldırırken, hem ABD hem de İngiltere’nin HTŞ’yi yasaklı terörist örgüt listesinden çıkarması bu projenin bir parçasıdır. HTŞ (Levant Kurtuluş Örgütü olarak da bilinir), El Nusra Cephesi adıyla 2011’de El Kaide’nin bir uzantısı olarak, Şara (Muhammed el Colani) tarafından kuruldu. Örgütün öne çıkan en önemli/tek figürü de Şara’dır. Ancak Temmuz 2016’da Şara El Nusra’nın feshedildiğini, yeni bir grup olan Şam Fetih Cephesi’nin (ŞFC) kurulduğunu duyurdu. Bu açıklama El Kaide’nin Usame bin Ladin’den sonraki lideri Ayman el Zevahiri’ye danışılmadan yapıldığı için örgüt içinde önemli bir gerginliğe yol açtı. Ocak 2017 sonlarında ŞFT, Harakat Nour al-Din al-Zinki, Liwa al-Haq, Jaysh al-Sunna ile Jabhat Ansar al-Din birleşerek HTŞ’yi oluşturdu, böylelikle El Kaide’den kopulmuş oldu. Ancak bu ciddi eleştirilere ve bölünmelere yol açan bir gelişme oldu. Önde gelen birçok cihatçının terk ettiği HTŞ ciddi bölünmeler yaşadı; Nour al-Din al-Zenki Hareketi ile Ansar al-Din Cephesi HTŞ’den ayrıldı. Bugün HTŞ, “El Kaide veya benzeri hiçbir örgüt veya partiye bağlı olmayan bağımsız bir kuruluş” olduğunu savunmaktadır. Oysa HTŞ El Kaide’den sözde ayrılmasına rağmen Selefi-cihatçı ideolojisini uzun süre sürdürmüş, iktidar kendisine verildikten sonra bu görüşlerinde “yumuşamaya” gitmiştir. BM’nin ilgili birimlerine göreyse HTŞ ile bileşenleri hâlâ El Kaide liderliğiyle temas halindedir. Hem HTŞ’nin hem de Şara’nın “uluslararası konumları”nın önemli ölçüde değişmesi ülkedeki cihatçı grupların geçici Suriye hükümetine eleştiri yöneltmelerine neden oldu. Hükümetin Kasım 2025’te IŞİD karşıtı koalisyona katılması gibi eleştiriler Şara’nın tabanı için de ciddi riskler barındırıyor. Muhalif cihatçıların bugün temel coğrafi/demografik yapılarına geri dönmeleri, kendi bölgelerinde yeniden yapılanarak Şara yönetiminden pay talep etme olasılığını gündeme getirmiştir. Hükümette değilse bile orduda ve bürokraside cihatçıların hoşnutsuzluklarının Şara’ya yöneldiği, Şara’nın birkaç suikast girişimiyle karşı karşıya kaldığı iddiaları bu gelişmelere dayandırılmaktadır. Geçiş Hükümeti: Hepsi 'Sakallı' değil Ülkenin beş yıllık geçiş dönemine liderlik etmek için oluşturulan geçici hükümette baskın ideolojinin HTŞ düşüncesi olduğuna kuşku yok. Ancak kabine üyelerinin atanmasında Batı’nın da endişelerini giderecek bir seçim yapıldığı belli. Bir Başbakan’ın bulunmadığı kabinede HTŞ üyesi olduğu bilinen bakanların sayısı fazla sayılmaz. HTŞ’li üyeleri Dışişleri Bakanı Al Shibani, Savunma Bakanı Murhaf Abu Qasra, Ulaştırma Bakanı Yarub Badr (Alevi), Tarım Bakanı Amgad Badr (Dürzi). Eğitim Bakanı Mohammad Abdul Rahman Tarkou (Kürt). Al Shibani (38), 2017’de Şara ile birlikte Suriye Kurtuluş Hükümeti’nin kurulmasında rol oynamıştı. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nden siyaset bilimi ile uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans derecesine sahiptir. Aynı alanda doktora yapmaktadır. Murhaf Abu Qasra (42), 2008 yılında Şam Üniversitesi’nden ziraat mühendisliği lisans derecesiyle mezun oldu. Beş yıl boyunca HTŞ’nin askeri kanadını yönetti. İnsansız hava aracı birimi olan Şahin Tugayları’nı kurdu. İçişleri Bakanı Anas Khattab (39), Şam Üniversitesi’nde mimari mühendislik okudu. Suriye Kurtuluş Hükümeti bünyesinde Genel Güvenlik Servisi’ni kurdu. Suriye geçici hükümetinde istihbarat servisini yönetti. Adalet Bakanı Mazhar Al Wais (46), Şam Üniversitesi’nde tıp okudu. Ayrıca şeriat eğitimi aldı. HTŞ Şam’a saldırı düzenleyene kadar Yüksek Yargı Konseyi üyesiydi. Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Marwan Al Halabi (62), Şam Üniversitesi’nden jinekoloji ve cerrahi alanında yüksek lisans derecesine sahiptir. Üniversitede profesör ve bölüm başkanı olarak görev yapmıştır. Eğitim Bakanı Mohammad Abdul Rahman Turko (47), Şam Üniversitesi’nde hukuk okudu. Almanya’daki Leipzig Üniversitesi’nden doktora derecesi aldı. Birkaç üniversitede öğretim üyesi olarak çalıştı. Maliye Bakanı Barniyeh Dünya Bankası ile hibe anlaşmasını imzalıyor Maliye Bakanı Mohammad Barniyeh (59), Şam Üniversitesi ekonomi bölümünden mezun oldu. 1990-1994 yıllarında ABD’de bu alanda Kansas, Washington ve Oklahoma State Üniversitelerinde yüksek lisans yaptı. 2009-2024 yıllarında Arap Para Fonu’nda ekonomi politikaları departmanı müdürlüğü dahil çeşitli görevlerde bulundu. Sağlık Bakanı Musab Al Ali (41), Humus Üniversitesi’nden tıp diploması aldı. Halep Üniversitesi’nden nöroşirürji uzmanlığı aldı. Enformasyon Bakanı Hamza Al Mustafa (41), Şam Üniversitesi’nden siyaset bilimi lisans derecesi, İngiltere’deki Exeter Üniversitesi’nden sosyal bilimler doktorası aldı. Ekonomi ve Sanayi Bakanı Mohammad Nidal Al Shaar, 2012 yılında Esad döneminde Suriye Ekonomi ve Ticaret Bakanı olarak görev yaptı. Ayrıca İslam Finans Kurumları Muhasebe ve Denetim Örgütü’nün genel sekreterliğini de yürüttü. 1996-2001 arasında Suriye Merkez Bankası’nda direktörlük görevinde bulunan Al Shaar’ın eğitim hayatı ve kariyerinin önemlice bir bölümü ABD’de geçmiş durumda. Lisans ve lisansütsü eğitimini ABD’de alan Al Shaar, daha sonra George Washington Üniversitesi’nde dersler vermek de dahil olmak üzere ABD’de çalıştı. Aynı zamanda ABD’li finans tekeli Fannie Mae, sigorta tekeli Johnson & Higgins gibi şirketlerde yöneticilik; Dünya Bankası’nda danışmanlık yaptı. Tek kadın bakan Kabinedeki tek kadın bakan olan Kanada-Suriye vatandaşı Hind Kabawat, Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığını sürdürüyor. Hıristiyan azınlığa mensuptur. Şubat ayında Şam’da düzenlenen ulusal diyalog konferansının hazırlık komitesinin de üyesiydi. BBC’ye verdiği bir söyleşideki “Ben vitrin süsü olmak için burada değilim. İşimi yaparken kendimi bir Hıristiyan ya da kadın olarak değil, bir Suriye vatandaşı olarak görüyorum... Kendimi bir azınlık ya da sadece kadın olarak hissetmeye başladığım an, meşruiyetimi kaybederim” sözleriyle kabinenin en dikkat çeken isimlerinden biri. Suriye asıllı Kanadalı bir hukukçu ve barış aktivisti olarak tanıtılan Kabawat, ABD’de George Mason Üniversitesi’nde Dinlerarası Diyalog ve Barış Çalışmaları Direktörü olarak görev yapıyor. Aynı zamanda Suriye Müzakere Komisyonu’nun Cenevre Ofisi’nde başkan yardımcılığı görevinde bulundu, Suriye barış müzakerelerinde aktif rol oynadı. Kabinede ülkedeki diğer İslamcı gruplar temsil edilmiyor. Bu grupların Şara yönetimine olan öfkeleri her geçen gün artıyor. Hind Kabawat Kabinede değil ama orduda cihatçılar var Ülke içi dengelerin korunarak oluşturulduğu görülen kabinede önemli sayılacak bakanlıklarda az sayıda HTŞ’li olmasına rağmen orduda hem HTŞ üyesi hem de yabancılardan oluşan ciddi bir cihatçı kesim bulunuyor. Şara kabinede yapmadığını orduda yaparak bir anlamda hükümete karşı olan cihatçı muhalefeti etkisiz kılma taktiği uyguluyor. Örneğin El Kaide bağlantılı Uygur cihatçıların liderliğindeki Türkistan İslam Partisi’nden (TİP) 3 bin kadar savaşçı, Şara’nın gözetiminde Suriye’nin yeni ordusuna alındı. Liderleri Abdul Haq al-Turkistani, uzun süredir cihatçı. El Kaide’nin üst düzey liderlik konseyinin bir üyesi. İddiaya göre de, hâlâ Afganistan’dan Suriye’deki TİP’in faaliyetlerini yönetiyor. TİP, İslam emirliği kurmak istediği Çin’in Sincan eyaletini hedef alıyor, ancak aynı zamanda Afganistan ile Pakistan’daki El Kaide’nin küresel ağının bir parçası olarak da faaliyet gösteriyor. Şara TİP’in Suriye şubesi lideri Abdulaziz Khudaberdi’yi Suriye ordusunda tuğgeneralliğe terfi ettirdi. Ayrıca orduda Suriye ile Afganistan’da faaliyet gösteren Özbek ile Kırgız bir grup olan Katibat al-Tawhid wal-Jihad (KTJ) adlı bir grup da var. KTJ, ABD tarafından resmi olarak Küresel Terörist Grup olarak tanımlanıyor. Şara KTJ’nin lideri Saifuddin Tojiboyn’u albaylığa terfi ettirdi. Suriye’deki Türkmen ile Çeçen militanlar dahil yabancı savaşçıların çoğu, Mart 2025’te Suriye kıyılarında yaşanan şiddetli çatışmalar sırasında insan hakları ihlallerinde bulundu. Bu olaylar Şara’nın yabancı savaşçılar üzerinde kontrolünün olmadığını gösteriyor. Hükümette ayrım var mı? Şara’nın muhtemelen Batı’nın da onayından geçerek oluşturduğu kabinede bir çatışma ya da bölünmeye yol açacak görüş ayrılıkları şimdilik yok. Cihatçı-seküler çatışması da görünmüyor. Ama ordu içinde Şara muhalifleri muhtemelen var. Bu, Şara için ciddi bir risk oluşturuyor. Ordu içinde çıkacak cihatçı bir isyan dengeleri sarsabilir. Esad döneminde seküler olan ordu bu niteliğini çoğunlukla korumakla beraber Şara’nın az sayıda da olsa orduya dahil ettiği cihatçılar, ülkenin çeşitli bölgelerinde hüküm süren cihatçı grupların da desteğiyle Şara’ya isyan bayrağını açabilirler. Kabinenin oluşmasında Kürtlerin olmamasını asıl mesele olarak gören Türkiye, Şara’ya yönelik bir girişimin Kürtleri yeniden ABD ile Batı’nın müttefiki haline getirecek oluşundan endişeli. Bu nedenle de Şara’ya koşulsuz destek veriyor. Ancak Ortadoğu’nun gerçekleri alışılandan farklıdır. Bu tabloda emperyalist/siyonist unsurlar belirleyici olacak.