Savaşın halkımıza faturası zam oldu: Maliyet patronlara değil yine halka ödetilecek

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, elektrik ve doğalgaz fiyatlarına zam yapılacağının sinyalini verdi, "Elektrik ve doğalgaz fiyatlarına ilişkin 1 Nisan'da değerlendirme yapılacak” dedi. Bakan Bayraktar’ın sinyalini verdiği bu zam, uzun süredir kulislerde konuşuluyordu. Zamların gerekçesi olarak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı ve bunun enerji fiyatlarına etkisi gösteriliyor. Bu doğrunun sadece bir boyutu. AKP iktidarı, elektrik ve doğalgaz başlığını neredeyse bütünüyle özel sektörün insafına bırakmış, şirketlerin kâr alanına çevirmişti. Uzun yıllardır elektrik ve doğalgazdan birçok şirket büyük kârlar elde ederken, son kriz sonrası bu kârlılığın azalması ihtimali belirince, devreye yine halkın cebi girmiş oldu. Savaşın faturası bu adımla birlikte yine öncelikli olarak patronlara değil, yurttaşlara kesilmiş olacak. Yapılacak zammın oranı henüz netleşmezken, bu oranın sembolik olmayacağı ve fiyatlara ciddi şekilde etki edebileceği ifade ediliyor. soL Haber savaşın başından bu yana halka gerçekleri aktarmaya devam ediyor. Bu haberlere güç vermek, destek olmak için soL'a abone olun. ABONE OL ABD saldırısıyla başlayan tedarikte azalma ne kadar sürecek belirsiz İran'a karşı yürütülen savaş, dünya genelinde enerji fiyatlarının yükselmesine yol açtı. Hürmüz Boğazı'ndan geçişi kontrol eden İran'ın Körfez'e bakan ülkelerin ihracatına izin vermemesi, petrol ve doğalgazın dünya genelinde tedariğinde ciddi bir azalma yaşanmasına yol açtı. Bu durumun ne kadar süreceği belirsiz. ABD Başkanı Trump'ın önce Çin dahil tüm dünyaya, ardından özellikle NATO ülkelerine yaptığı "gemilerinizi gönderin Boğaz'ı zorla açalım" çağrısı karşılık bulmadı. ABD basını, bu günlerde Beyaz Saray'ın Körfez'i açmak üzere doğrudan ABD askeri gücünü kullanma seçeneğini değerlendirdiğini yazıyor. Böyle bir Amerikan askeri müdahalesi, İran'ın Boğaz'ı mayınlamasını tetikleyebilir. Boğaz'ın mayınlanması, ne zaman biteceği belirsiz savaşın ardından dahi gemi geçişlerinin eskiye dönmesinin aylarca uzaması demek. Ortadoğu, siyasi öneminin yanı sıra, enerji kaynakları açısından da dünyanın kritik bölgelerinden biri. Buradaki siyasi hesaplar, "barış" dönemlerinde de ülkelerin enerji politikalarını çeşitli şekillerde etkiliyor. Enerjide dışa bağımlı olan Türkiye, Rusya ve İran'dan yaptığı ithalatta dönem dönem Batı politikaları nedeniyle oynamalara gitmek durumunda kalabiliyor. Karadeniz'den çıkarılan doğalgaz, Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak potansiyele sahip değil. Benzer bağımlılıklar ve siyasi komplikasyonlar, bölgedeki birçok ülke için geçerli. Irak merkezi hükümeti, Hürmüz Boğazı'ndaki durum nedeniyle güneyden çıkarılan petrolü Türkiye'ye boru hatları üzerinden göndermek için, ülkenin kuzeyindeki Kürdistan Özerk Yönetimi'nden izin istemek zorunda kaldı. Sadece Türkiye değil, bölge halkı zarar ediyor, İsrail kârını artırıyor Anlaşmalar, tedariğin tüm boyut ve şartlarını detaylandırsa da, gazın menşei konusuna değinmiyor. Mısır da, Ürdün de kendi iç tüketimlerini dahi karşılayacak seviyede doğalgaz üretimine sahip değil ve bu iki ülke uzun yıllardır İsrail'in -tartışmalı şekilde- Doğu Akdeniz'den çıkardığı doğalgazın ithalatına dayanıyor. Konuya dair resmi veriler açıklanmasa da, Arap Doğalgaz Boru Hattı üzerinden Suriye santrallerine ulaşan gazın önemli bir kısmının İsrail kaynaklı olduğu düşünülüyor. Bu tablo bir yandan bölgede ABD'nin ısrar ettiği İsrail'le normalleşme politikasına dair ekonomik bir girdi sunarken, diğer yandan savaş nedeniyle artan fiyatların, saldırganlığı büyük ekonomik maliyet yaratan İsrail için kısmi bir kâr artışı anlamına geleceğine de işaret ediyor.