Sendikal ve siyasal mücadelenin birlikteliği

Geçen hafta sonu (15 Mart 2026) İstanbul’daki DİSK Birleşik Metal-İş Genel Merkezi binasında TKP’nin (Türkiye Komünist Partisi) çağrısı üzerine bir araya gelen İşçi Temsilcileri Meclisi, ilk kuruluş toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya 29 ilden 18 farklı sektörde çalışan işçi temsilcileri katıldı. İşçi Temsilcileri Meclisi, metal, petro-kimya, tekstil, gıda, tersane, inşaat, sağlık, eğitim, büro gibi farklı işkollarındaki özel şirketlerde ve kamuda çalışan 322 işçi ile emekli temsilcilerinden oluşuyor. Gün boyunca yedi saate yakın süren toplantı son derece verimli geçti. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ’la birlikte 25 dolayında temsilci söz aldı. Toplantıda özellikle sendikal ve siyasal mücadelenin birlikteliğinin önemi üzerinde duruldu, işçi temsilcileri de çalıştıkları sektörlerdeki sorunları dile getirip çözüm önerilerinde bulundular. Toplantıya katılan Yunanistan Tüm İşçilerin Militan Cephesi (PAME) Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Nikos Tzortzis de İşçi Temsilcileri Meclisi’nin kuruluşunu selamladı, başarı ve dayanışma dileklerini iletti. Sendika ve siyaset iç içe Toplantının açış konuşmasını TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan yaptı. Kemal Okuyan, gerek dünyada, gerekse Türkiye’deki işçi hareketinin bir geri çekiliş dönemini yaşadığını söyledi. TKP Genel Sekreteri Okuyan, özellikle ülkemizde 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında sermaye sınıfının işçi sınıfına yönelik bir saldırısının gerçekleştiğini, sınıfın 1960-1980 dönemindeki gücünün ve siyasal ağırlığının kırılmak istendiğini belirtti. Okuyan, günümüzdeki sürece ilişkin de şunları söyledi: “İşçi sınıfı, parçalı düzeyde de olsa bir mücadele yürütüyor. Burada ‘önce sendikal bilinç, sonra siyasal bilinç’ anlayışıyla değil, ikisinin iç içe geçtiği bir mücadele anlayışıyla harekete geçmeliyiz. İşçi sınıfının siyasal bilinci ve sendikal bilinci birlikte yürütülmelidir”. Kemal Okuyan, sosyalizm ideali olmaksızın işçi sınıfının mücadelesinin yeterli olamayacağını ve bugünün en önemli konusunun da örgütlenme olduğunu ifade etti. Okuyan, İşçi Temsilcileri Meclisi’nin de sınıfla doğrudan temas eden bir toplumsal örgütlenme platformu olduğunu belirtti. Sınıfın birliği sağlanmalı Daha sonra bu meclisin oluşumunda görev alan TKP Merkez Komite Üyesi ve sendika uzmanı Alpaslan Savaş söz aldı. Alpaslan Savaş da, işçi sınıfının parçalanmış durumuna dikkat çekerek sınıfın birliğinin sağlanmasının önemi üzerinde durdu. Savaş şöyle konuştu: “Şu anda birleşik bir işçi hareketi yok. Bu anlamda bir merkeze ihtiyaç var. İşçi Temsilcileri Meclisi’nin amacı da, sınıfın birliğinin toparlanmasına dönük olacaktır. İşçi sınıfındaki siyasal bilinç eksikliği, hak mücadelesini de zayıflatıyor. Ekonomik ve siyasal mücadele birlikte yürütülmelidir”. Alpaslan Savaş, sendikal örgütlülüğün de son derece zayıf olduğunu, toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi sayısı oranının yüzde 7’lerde bulunduğunu söyledi. Emeklilerin de çok ciddi sorunlar yaşadığını belirten Savaş, aslında emekli kesimin de işçi sınıfının bir parçası olduğunu vurguladı. Temsilci görüşleri Açılış konuşmalarından sonra meclisteki işçi temsilcileri de görüşlerini açıkladılar. Temsilcilerin görüşleri özetle şöyleydi: İşçilerin yoğun bulunduğu sanayi havzalarında da örgütlenme çalışmaları genişletilmeli, Konut sorunu önemli, barınmanın bir sosyal hak olduğu üzerinde durmalı, Elektrik faturalarının yüksekliği karşısında bu sektörün devletleştirilmesi konusuna sağ eğilimli işçiler de yatkın gözüküyor, onlar da devletleştirme konusunda bilinçlendirilebilir, Siyasal örgütlenme anlamında yüzde 10 seçim barajının kaldırılması gerekir, Sendikal örgütlenme nedeniyle işten çıkarılan işçiler için sadece o işyerinde değil bölgedeki diğer işyerlerinde de işçilerin dayanışmasının ve desteğinin sağlanması önem kazanıyor, Taşeron sistemi, sendikal örgütlenmede önemli bir sorun, bu konu da mücadele başlığına alınmalı, Hastane çalışanları açısından da işçi meclisleri örgütlenmeli, Kamu kesimindeki öğretmenler, genelde bireysel kurtuluşları için çaba harcıyorlar, bu öğretmenlerin de sınıfsal kimliklerine sahip çıkmasına çaba harcanmalı, Özel okul öğretmenlerinin durumu ise çok daha kötü, asgari ücretin altında aylık alıyorlar, mutlaka onların sorunlarına eğilip örgütlenmesine gayret gösterilmeli, Keza velilerle de bağlantı kurup onların da öğretmenlerin mücadelesine katılımı sağlanmalı, Toplu sözleşmelerle ücret yönünden bazı haklar elde edilse de bir süre sonra enflasyon bu ücretleri de eritiyor. O nedenle ekonomik mücadelenin yanı sıra siyasal mücadele konusunda da çalışanların bilinçlendirilmesi gerekiyor. Talepler Toplantının ikinci bölümünde, “Türkiye İşçi Sınıfının Talepleri” ve “ İşçi Temsilcileri Meclisi Mücadele ve Örgütlenme Kararları” önergeleri tartışılıp karara bağlandı. Bu talepler, işçi sınıfı için eşitlik, devletleştirme, özgürlük,  siyaset hakkı, insanca çalışma hakkı, emeklilik ve emekliler için yaşam hakkı ile patronlar ve sermaye düzeniyle yolları ayırma başlıkları altında ortaya kondu. Sonuç bildirgesinde de, İşçi Temsilcileri Meclisi’nin işçi sınıfının örgütlülüğünü büyütmeyi hedeflediği, devam eden işçi direniş ve eylemlerinin içinde yer almayı asli görevlerinden biri saydığı belirtildi. Bildirgede, Patronların Ensesindeyiz (PE) Dayanışma ağları ile işyeri komitelerinin güçlenmesine çalışılacağı bir kez daha vurgulandı. Ayrıca ülke çapında Emekli Dayanışma Ağları’nın kurulacağı bildirildi. İşçi Temsilcileri Meclisi toplantısının ana şiarı ise, “Kırıntıları değil, ülkeyi istiyoruz” şeklinde ifade edildi. Son derece önemli bir konu olan “Sendikal ve siyasi mücadelenin birlikteliği” konusuna, Marx, Engels ve Lenin ’in görüşleri çerçevesinde önümüzdeki yazılarda da devam etmeyi amaçlıyoruz…