Almanya şimdilik Trump’a karşı!

ABD ile İsrail’in İran’a saldırıları başladıktan sonra Trump’ı ziyaret eden ve uluslararası hukuku ihlal eden bu savaşa sessiz kalarak dolaylı destek veren Başbakan Merz, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği için askeri destek beklentilerine açıkça karşı çıkarak şimdiye kadarki tutumundan farklı bir çizgiye geldi. ABD Başkanı‘nın İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uluslararası trafiğe kapatması üzerine zor durumda kalan Trump, önce “Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, İngiltere ve diğer ülkelerin“ bölgeye savaş gemileri göndermelerini istemiş, bu talebine beklediği yanıtı almayınca da bu kez açıkça NATO ülkelerden destek beklediğini açıklamıştı. Trump, başta Almanya ve Fransa olmak üzere önde gelen NATO üyeleri buna açıkça karşı çıkınca “Yardımınıza zaten ihtiyacımız yok“ diyerek durumu kurtarmaya çalışıyor, ancak Grönland meselesinden sonra kısa bir süre içinde Avrupalı müttefiklerinden bir kez daha ciddi (ve bu kez oldukça “cesur“ bir şekilde) bir itiraz görmüş oldu. Şimdiye kadar Trump’a net bir biçimde karşı çıkmaktan kaçınan ve son Washington ziyaretindeki tavrı nedeniyle ciddi eleştirilerle karşılaşan Merz, bu kez “Bu savaşın NATO ile hiçbir ilgisi yok. Bu NATO'nun savaşı değil” diyerek kesin bir tavır almış görünüyor. Hem İsrail'i hem de ABD'yi savaşı sona erdirmek için bir planlarının olmamasıyla suçlayan Merz, "Almanya bu savaşın bir parçası değil ve biz de bunun bir parçası olmak istemiyoruz" demişti. Merz daha önce de ABD’nin uluslararası ambargo kararlarına rağmen Rusya’dan petrol ithal etme kararını da eleştirmişti. Merz’in yanısıra Dışişleri ve Savunma Bakanları da iki-üç gündür katıldıkları uluslararası platformlarda benzer açıklamalarla sadece Almanya’nın değil, Trump’ı belki de desteklemeye çoktan hazır olan diğer Avrupa Birliği ve diğer NATO üyesi ülkeleri frenlemiş oldular. Önceki gün Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının toplantısının ardından da benzer bir açıklama yapıldı. MİSYON GENİŞLEYEBİLİR Ama şimdilik… Avrupa Birliği’nin dış politikasını koordine eden Estonyalı Politikacı Kaja Kallas, bakanların ortak kararını açıkladıktan sonra “şimdilik“ sözleriyle noktalayarak, bu durumun fazla sürmeyebileceği işaretini verdi. "Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi" unvanını taşıyan ve aynı zamanda Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı olan Kallas, toplantıya girmeden önce, Avrupa’nın bu bölgede kendi çıkarlarını korumak için askeri destek vermesinden yana açıklamalarda bulunmuş ve bunun için Kızıldeniz’deki “Aspides“ misyonunun görev alanının Hürmüz’ü de içine alacak şekilde genişletilebileceğini savunmuştu. Kallas, İran’ın Hürmüz’ü bloke ederek, Rusya’nın elini güçlendirdiğini, bunun Ukrayna karşısındaki Avrupa cephesi aleyhine olduğunu da hatırlatmıştı. Bilindiği gibi AB’nin “Aspides“ askeri harekâtı, Husilerin İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki olarak Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırıları üzerine 2024’te başlatılmıştı. Bölgedeki deniz trafiğini garanti almayı hedefleyen bu harekât kapsamında Fransa, Almanya, İtalya, Belçika ve Yunanistan gibi üye ülkelerin askeri gemileri bölgede devriye geziyor. Ancak Kallas‘ın toplantıdan sonra yaptığı açıklama bu önerinin kabul edilmediğini gösterdi. Katı bir Amerikancı çizgisi olan Kallas’ın bu konudaki “şimdilik“ vurgusunun ne anlama geldiği ortada. Tabii bir yandan ana akım medyanın öne çıkardığı bir takım uluslararası strateji uzmanı, “Almanya müttefiki ABD’ye böyle karşı çıkmamalı“  ya da “Hürmüz bizim için önemli. Boğaz’ın trafiğe kapanması sadece enerji maliyetlerinin yükselmesine değil, gübre ticaretine de engel olarak gıda güvenliğimizi tehdit ediyor“ gibi gerekçelerle hükümetin hatalı davrandığı uyarılarını sürdürüyorlar. Kendi partisi içinden de Merz’e karşı çıkanlar var. MERZ’E İÇERDEN BASKI Ancak geçtiğimiz yıl İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’a yönelik saldırılarına “İsrail, orada bizim için kirli işleri hallediyor“ diyerek destek çıkan Merz bir süre daha Trump’a itirazını sürdürmek, savaşın diplomasi yoluyla sonlandırılmasını savunmak zorunda. Bunun en önemli nedeni iç politikadaki gelişmeler. Almanya’da bu yıl çok sayıda eyalette merkezi hükümet açısından da çok önemli sonuçları olan seçimler var. Ve halkın büyük bir bölümü Trump’ın başlattığı bu savaşa karşı. Ukrayna’ya destek konusunda bile tam olarak halk çoğunluğunu arkasına alamayan hükümetin, İran’daki savaşa destek vermesi halinde çok zor durumda kalacağı görülüyor. Bu herşeyden önce hükümetin sosyal demokrat kanadı için ölüm kararı olur. Artık muhalefette olan Yeşiller’in de Trump politikalarını desteklemesi çok zor. Hatta şimdiye kadar Trump’ı savunan aşırı sağcı AfD partisi bile açıkça NATO’nun bu savaşa katılmaması gerektiğini açıklayarak, karşısına geçmiş durumda. Girdikleri her seçimde oylarını neredeyse ikiyi katlayan aşırı sağcılar “savaş karşıtı“ çizgide kalarak, daha da güçlenebilirler. Merz’in ABD ziyaretinde Trump’ın karşısındaki uslu duruşu ve onun İspanyol Başbakanı Sanchez gibi kendisine itiraz eden Avrupalı liderlere karşı sözlerine karşı sessiz kalmasının bedeli ağır oldu. Uzun süredir anketleri önde götüren partisi CDU, Almanya’nın önde gelen eyaletlerinden Baden Württemberg’deki seçimi kaybetti. Gerçi bu seçimde başka faktörler de söz konusuydu (Cem Özdemir’in karizması gibi). Ancak partinin Genel Başkanı Merz’in dış politikadaki tutumu da etkili oldu bu sonucun alınmasında. Bu hafta sonunda bir başka önemli eyalette (Rheinland Pfalz) daha seçim var. Eylül ayında doğudaki üç eyalette daha seçimler olacak. Artan enerji maliyetleri nedeniyle zaten zor durumda olan Merz bir süre daha Trump’a etmek zorunda.