İran ile ABD arasındaki her gerilim ya da sıcak temasta bugüne kadar ne deniliyordu? Danışıklı dövüş... Her ikisi de kamuoylarına oynuyor... Çünkü ortada bir gerçeklik var. ABD açısından İran küçümsenecek bir devlet değil. ABD, İran rejimini şu anda kaldıramayacağını biliyor...İran Devleti de ABD’nin gücünün farkında. O bakımdan her ikisi de kontrollü hareket ediyorlardı, ettiler... Ya da hem tehlikeli bir gerilim hem de ABD merkezli kontrollü savaş oyunu gibi bir görüntü veriyorlardı, verdiler. İpler hep ABD’nin elindeydi yani... İran füzelerinin hedef aldığı ABD üslerinin önceden dolaylı olarak uyarıldığı dahi konuşulup tartışıldı malum... Bugüne dönüp baktığımızda ise bambaşka bir manzara söz konusu... Netanyahu’nun gazı ya da Trump’a şantajıyla başlatılan hakiki bir savaş ve ilk hamle olarak dini lider Hamaney’i ortadan kaldırırsak, insanlar sokağa dökülür zaten tepki gösterdikleri rejim çöker varsayımıyla yapılan bir stratejik hesap hatası nedeniyle...Zira İran halkı sokağa döküldü ama ABD’ye ve yancısı İsrail’e karşı öfke ve nefret seliyle. Bu nefret, liderlere yönelik devam eden saldırılar nedeniyle daha da artıyor, radikalleşiyor… Hem de rejime muhalif olanlar dahil... İran içinde çatlak ses kalmadı...CIA ve MOSSAD’ın kontrolündeki provoke edeceği gruplar da yok artık... Varsa da böyle bir manipülasyon olsa kimse kılını bile kıpırdatmaz... Kontrollü savaş, danışıklı dövüş meseleleri ise hiç konuşulmuyor bile. ABD ve İsrail ne yapıyorsa İran’da karşılığını anında veriyor...ABD, İsrail, kendilerine yönelen İran füzelerini önceden değil, ancak radarlarında saptayabiliyor, olası saldırılardan haberleri falan olmuyor. Kontrolsüz savaş var yani... Trump “balistik füze üretme kapasitelerini yok ettik, stokları bitmek üzere “diye esip gürlüyor, İran’a da ciddi hasar verdirdi ama İsrail semalarında siren sesleri de hiç eksik olmuyor, demir kubbeyi delen füzeler hedefleri buluyor...Gerçekten bütün alt yapı çökertildiyse, mühimmat stokları yok edildiyse bu füzeler ne, kimler fırlatıyor o zaman? Savaşan taraflar açısından değerlendirildiğinde Amerikan halkı da “bu bizim savaşımız değil” noktasında... ★ ★ ★ Böyle kontrolsüzlüğün hükmettiği gerçek bir savaşta, üstelik kara harekatı olasılığı gibi çok sert, riskli bir aşamada nerede, ne olacağını ya da cephenin nerelere yayılacağını kestirmek kolay değil, oldukça da sıkıntılı... Hele de ABD gibi kontrollü savaş muhabbetlerine, oyunlarına alışık bir hegamon güç, oyun kurucu için... Evet askeri hedefler noktasında ciddi saldırılar düzenlendi ama Trump’ın siyasi hedefi anlamında koyduğu çıtadaki başarısızlığı da açık ve net. Baskılayıp savaşa dahil etmek istediği NATO üyesi devletler de Trump’a yekten “Biz bu savaşta yokuz” dediler...Dolayısıyla Beyaz Saray’ın sinir, asabiyet katsayısı hayli yüksek...Bırak Trump’ı, bakanlarını, Beyaz Saray sözcüsü bile basın brifinglerinde hoşuna gitmeyen soru geldiğinde tersleyen, hakaret içeren sözler sarf ediyor artık... Hakaretlerin temelinde başarısızlık hissi var.. Bu onları daha da öfkelendiriyor. Sivilleri de hedefe koydukları ağır saldırılarla sonuç alacaklarını sanıyorlar...Savaş uzadıkça da şöyle bir algı oluşmaya başladı: Evet İran kazanmıyor ama ABD’de zafer elde etmiyor ve sürekli ABD’ye karşı içerden-dışarıdan tepkiler, eleştiriler artıyor... Bu manzarada da Trump’ın buradan bir başarı hikayesi yazması, Amerikan kamuoyuna bunu zafer diye yutturması zor... Bölgesel olmasının ötesinde küresel etkili hale gelen savaşın gittikce ekonomik maliyeti de artıyor... ★ ★ ★ Trump’ın istediği, ilan edip, dillendirdiği tablo “oldu bitti zafer” havası yok yani... Bu durumda yanıtı anlamlı soru da şu: Dünyanın en caydırıcı gücüne sahip olmak savaş kazanmak için yeterli mi? Yanıt; tarihteki yaşanmış örneklerinde olduğu gibi çok açık ve net yine: Savaşı başlatmak için yeterli ama istediğin gibi bitirmek için geçerli değil... Hele de kontrolsüz bir savaş söz konusuysa... Trump’ın kendince “oldu bitti zaferi” de, ben bu işten nasıl sıyırırım noktasına evrilmiş durumda nitekim... ★ ★ ★ Kan ve acının hüküm sürdüğü dünyamızda, burnumuzun dibindeki savaş gerçekliğinde her daim “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” ruhuyla ülkece kenetlenmiş halde sadece barışın konuşulduğu günler dileğiyle herkese iyi bayramlar...