NATO’yu göreve çağırıyor ABD başkanı. Yardımcısı, bakanları, partisinin ileri gelen uluslararası uzmanları, ağızlarını açmıyorlar! NATO’nun böyle bir görevi 1999’da da yoktu; ne var ki Başkan Clinton, Kosova’ya saldırıları durdurmak için NATO’ya Sırp hedeflerini bombalattı. Müslüman Arnavut halkı kurtardığı için İslam Örgütü, Avrupa’yı daha büyük bir sorundan kurtardığı için de AB itiraz etmedi. Ama tüm dünyada önde gelen düşünce kuruluşları, ABD’nin NATO’yu amacı dışında kullanmasını kınadılar. Nitekim, o zamanki bu kınamalar ve daha sonra NATO içinden yükselen itirazlar sebebiyle, Başkan Joe Biden çok istediği halde, NATO’yu Ukrayna işine bulaştıramadı. Trump o zamanlar The Apprentice adlı, kendisine milyonlar kazandıran TV şovuyla uğraşıyordu; muhtemelen NATO’nun görev alanı ile ilgili tartışmaları yakından izlemiyordu. Bu sebeple olacak, İsrail başbakanı Netanyahu tarafından adeta içine sürüklendiği İran bataklığından çıkabilmek için NATO’yu imdada çağırdı. NATO genel sekreteri Mark Rutte’nin, ABD’nin Haziran’daki İran bombardımanına “Sevgili Donald, kararlı eylemin için tebrikler” tadında mesajlar yayınlamasına rağmen, bu kez NATO, “Bizim alanımız değil!” tarzında ret cevabı verdi. Trump, bu savaşta ABD’nin verdiği kayıplar arttıkça ve en önemlisi, sanki işlerin buraya geleceğini anlamak çok zormuş gibi İran, Hürmüz Boğazı’nı petrol sevkiyatına kapatınca, bu kez önce İngiltere’den, sonra tüm Avrupa’dan yardım istedi; ama onu da alamadı. İran’ın nükleer silah yapımı ihtimali bulunmasında, Yemen’den Lübnan’a vekalet savaşları yoluyla egemenlik tesis etmeye çalışmasında ABD’nin ulusal çıkarlarına aykırı hiçbir unsur bulunmadığı için, Trump’ın kamuoyunda ve silahlı kuvvetlerin yönetim kademesinde hemen hemen hiç desteği yok. Amerikan medyasının tavsiye ettiği gibi, Trump için en akıllıca yol, “İran’ı yendik; savaş bittir!” diyerek bu işe bir son vermek. Ama bu, Netanyahu’nun ifadesiyle “İsrail’in 30 yıldır hazırlandığı stratejinin yarı yolda kalması” olur. Netanyahu’nun sözünü ettiği, 30 yıldır hazırlanılan ve şimdi uygulamaya konulan strateji nedir? 10 gün önce bu köşede sözünü ettiğimiz “Temiz Bir Kopuş: Bölgeyi Güvence Altına Almak İçin Yeni Bir Strateji” başlıklı NeoCon planıdır. 1996’da Richard Perle liderliğindeki bir çalışma grubu tarafından o vakit de başbakan olan Netanyahu için hazırlanan bu belgeye göre, Irak, Suriye ve İran, “Büyük İsrail” hülyasının önündeki engeller olarak “yeniden yapılandırılmalıdır.” Netanyahu ve ABD’deki çoğu siyasetçiyi avucunun içine almış olan İsrail Lobisi, o günden beri bütün ABD başkanlarını bu büyük Orta Doğu’yu yeniden kurma projesine çekmek istediler; ama başaramadılar. İşin inanılmaz olanı, bu planları alenen eleştirmiş, Irak ve Suriye’ye verilen zararı açıkça kınamış ve İran’ı görüşmeler yoluyla bölge için zararsız bir ülke haline getireceğini ifade etmiş olan Trump’ın ülkesini bu askeri batağa sürükleyen ilk başkan olmasıdır. Sadece ABD askeri bir açmaza düşmüş olsa, bir çıkış bulunurdu. Ama Trump’ın hala “Ben olmasaydım, İran şu anda nükleer felaketi başlatmış olacaktı!” diye geçersiz mazeretler ürettiği mevcut durum, nükleer değil ama bir enerji afeti başlatmak üzere. Petrol çıkartan ülkeler dahil, tüm dünyada benzin, mazot, LPG fiyatları, insanlara yeni bir yaz mevsiminin değil, korkunç bir kışın başlamak üzere olduğu korkusu veriyor. Bu korkunç ihtimal ise, bugüne kadar hiç tanımadığımız bir Trump’ı ortaya çıkartıyor. Yırtıcı hayvanlar için kullanılan “predatory” sıfatı, tanınmış bilim insanları ve uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından yeni Trump’ı anlatırken kullanılıyor. Harvard Üniversitesi öğretim üyesi Stephen Walt is Robert, “Yırtıcı Hegemon -- Trump Amerikan Gücünü Nasıl Kullanıyor?” başlıklı makalesinde (archive.is/B6o0r) Trump’ın “yanına kâr kalacağını bilirse, her şeyi yapabilecek bir yırtıcı tavrı” benimsediğini belirtti. Ama bu sadece ABD için değil en başta bölgemiz ve hatta tüm dünya için kötü bir gidiş olacak.