Cümlede, derin bir hikmet vardır. Bu söz, insanda iki tür bakışın olmasından söz eder. İnsanda var olan bakışlardan bir kısmı, zahire (dış görünüşe ) yöneliktir. Bu da 5 duyu organıyla gerçekleşir. Aslında bu bakış türü hayvanlarda da mevcuttur. Çünkü onlar, özel bir “idrak dizaynı” ile donatılmadıkları için, bir şeyin yalnızca dış görünümüne bakıp geçerler. Ama insan denilen varlıkta, ikinci bir “göz” daha vardır ve buna “basiret/idrak gözü” denir. İnsan bu göz ile, bir şeye nasıl bakılacağını derk eder. Dolayısıyla, bir şeye nasıl bakılacağı hususu şu ikinci göze (basirete) aittir ve bu, yalnızca insana hastır. Örneğin insanın bir arabaya bakışı iki türlüdür. Bakışlarından biri, yalnızca arabayı görmesidir. Bu bakışı ile tüm hayvanlar da bakarlar. Söz konusu bu birinci bakış, en kolay olanıdır. İkinci bir bakış daha vardır. O da o olayın nasıl ve niçin ortaya çıkışı, sebebinin ve çıkmasında suçlu tarafın kimler olduğu ve hangi tarafın bulunduğu hususlarını görebilmektir. Ya da örneğin bir savaş ortaya çıktığında, mesela Rusya-Ukrayna savaşı ya da Abd-İsrail ittifakı ile İran savaşı gibi olayların vuku bulduğunda, tüm dünya insanları ilk bakışta bunlar arasında bir savaşın olduğunu görüyor. Fakat suç kimdedir ve hangi tarafın suçlu, hangi tarafın da haklı olduğunu görmek için, ikinci görüş devreye girer. Kimisine göre ABD-İsrail ittifakının, kimisine göre ise İran’ın suçlu ya da haklı olduğu görüşü ortaya atılır. Rusya-Ukrayna ya da İran ve Irak savaşları da öyle. İşte ikinci bakış, bu savaşların neden ve nasıl ortaya çıktığına bakar. Böyle bir bakış türü ise, yukarıda da belirttiğimiz gibi yalnızca insan denilen bu varlıkta söz konusudur. İkinci bakış türü çok önemlidir. Çünkü bir olayın “ hak ve batıl” olduğunu bu bakış belirler. Hayır ile şerri teşhis etmek de bu bakış açısıyla gerçekleşir. Böyle bir bakış, aslında akıl ile olur. Fakat hayvanlarda akıl olmadığı ve yalnızca duyular olduğu için bunu göremezler. Duyular yalnızca olaylara bakar. Örneğin hayvanlar yağmur yağdığında o olayı görürler, fakat yağmurun niçin olduğunu ve yere düşmesinin yer çekimi sebebiyle gerçekleştiğini idrak edemezler. Ona, ilk bakış ile bakarlar o kadar. Dolayısıyla ikinci bakış çok büyük önem arz eder. Bunun için tüm aklı başındaki insanların bir olaya hangi bakış açısıyla bakması gerektiğini öğrenmesi şarttır. Yani bir olayın, hak mı batıl mı olduğuna bakması gerekir. Evet, akıl duygular üzerinde etki bırakır. Örneğin genelde insanoğlu, bu falan kesimdendir, filan hiziptendir, Türkiyelidir, falan ırktandır vs. gibi konulara, bu meseleler üzerinden bakıp, kendi çıkarını diğerlerinin çıkarlarına tercih ediyordur. Dolayısıyla akılın böyle düşündüğü taktirde, duyular üzerinde etki bırakması kaçınılmazdır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, insan toplulukları içerisinde ortaya çıkan konuların %90’ı duygular ile halledilmiş oluyor. Yani insanın şahsi çıkarı, ırkın çıkarı, kavmiyetçilik vs. için böyle olabiliyor. Alman filozofu Nietzsche/Niçe, aklî hükümlerin büyük bir bölümünün duygulara tabi olduğunu söyler. O filozof, bağımsız akıl hükümlerinin bulunduğunu kabul etmez. Her şeyde olmasa da büyük çoğunlukla olayların büyük bir bölümünün duygular üzerinden yürüdüğünü söyler. Oysaki insanlardaki ikinci bakışın eğilimi, irade ve arzulara tabi olmamalıdır. Esas mesele şu ki, acaba bizler her şey hakkında “ salt akıl ” ile nasıl karar verebiliriz? Yani duyuların etkisinde kalmayan bir akıl ile meselelere nasıl bakabiliriz? Elbette ki etkiler karşılıklıdır. Nasıl duyular aklın üzerinde etki bırakıyor ise, akıl da duyular üzerinde etki bırakıyordur. Şayet akıl güçlü olur ise, o taktirde duyuları sınırlayıp etkisi altına alır, böylece de “ adalet ” ortaya çıkmış bulunur. Nitekim Kuran, bu hususa şöyle işaret eder: “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu takvaya daha yakındır.” (Maide: 8) Yani mümin ve muttaki bir insan, şayet babası ve yakını da “zalim” olsa, mutlaka onu yargılar. Çünkü mazlum, şayet düşmanı da olsa, ona destek çıkar. Yani yargılamada, onun için akraba ve düşman arasında fark eden bir şey olmaz. Elbette ki Kuran’ın, “ Adaletli olun; bu takvaya daha yakındır” (Maide:8) emri, genel insanlar için değil, aklı ve imanı güçlü olanlar içindir. Acaba Akıl mı Önemlidir Duyular mı? Burada iki farklı görüş mevcuttur: Biri “ arifler ile genel dinerin görüşü” , diğeri de “ Yunan filozoflarının görüşü.” Yunan filozofları aklın gücünden ve güçlü olması gerektiğinden söz eder ve yine aklın esas olduğunu, duyuların ise ikinci derecede yer aldığını söylerler. Peki Bizler Aklın Hata Yapmaması İçin Onu Nasıl Güçlendirebiliriz? Yunan Filozofları derler ki, bunun için “ mantık ” oluşturmak lazım. Nitekim “Aristo mantığı” da bunun için oluşmuştur. Aristo, mantık kurallarını oluşturduktan sonra şöyle demiştir: “ Bu mantık, aklın hüküm vermede düşeceği hatalardan onu korumak için oluşturulmuştur.” Kısacası şunu demek istemiştir; “zihin şayet bu mantık kurallarına uyar ise, hataya düşmez.” Çünkü Yunan filozofları açısından asıl olan aklıdır. Arif ve genel dinler ise, kalp ve duyguların esas olduğunu iddia etmişlerdir. Çünkü, arifler ile tasavvuf erbabı, sürekli aklı küçümseyip reddetmekteler. Dolayısıyla, onlar için önemli olan tek şey kalptir. Kalbi esas kabul etmek için de onu temizlemenin şart olduğunu öne sürmüşlerdir. Şayet kalp ve duyular salih ve doğru yolda olur ise, akıl da doğru yolu takip etmiş olur. Bunun tam tersi de olabilir. Bundan dolayı biz deriz ki “akıl”, “ vicdanî akıl ( ahlaki duyarlılık) ile güçlendirilmelidir.” Yani akıl, şehevi (nefsani arzu, tutku, cinsellik odaklı) şeylere değil, vicdana tabidir. Vicdanda ise bazı şehevi perdeler/örtüler olabilir. Örneğin toplumsal gelenekler vs. onda etki yapabilir. Vicdan da bunun etkisinde kalabilir. Yani hurafeleri işleyebilir. Fakat insan, “nurdan olan akıl” ile vicdana etki yapabilir. Dolayısıyla, bizim vereceğimiz kararların batıl inançlara dayanmaması ve adaletsiz (zalimce) olmaması için, bir olaya nasıl bakacağımızı belirlemede, bunların (akıl ve vicdanın) her ikisinin de olması zorunludur. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. neye nasıl bakış önem Hasan Kanaatlı, Independent Türkçe için yazdı Hasan Kanaatlı Çarşamba, Mart 18, 2026 - 16:45 Main image:
Fotoğraf: X
TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: "Neye" baktığımız değil, "nasıl" baktığımız önemlidir copyright Independentturkish: