Galatasaray, Liverpool deplasmanında 4-0 mağlup olarak Şampiyonlar Ligi’ne veda etti. Skor ağır, tablo net. Ancak bu maçın hikâyesi sadece sonuçtan ibaret değil. Maçın kırılma anı daha başında geldi. Osimhen’in sakatlanması ve ilk yarının sonuna kadar sahada kalmaya çalışması, Galatasaray’ı hücumda eksik bıraktı. Sarı-kırmızılılar ilk yarıyı fiilen 10 kişi oynadı. Ön alanda presin düşmesi, Liverpool’un oyuna daha rahat yerleşmesini sağladı. Liverpool maça aslında iyi başlamadı. Ancak 15. dakikadan sonra tempoyu yukarı çekti. Galatasaray’ın ön alandaki eksikliğiyle birlikte İngiliz ekibi daha rahat çıkmaya başladı. Bu da oyunun yönünü değiştirdi. Golün gelişi sürpriz değildi, aksine oyunun doğal sonucuydu. İkinci yarının başı ise maçın tamamen koptuğu an oldu. Liverpool taraftar desteğini de arkasına alarak tempoyu daha da artırdı ve kısa sürede skoru 4-0’a getirdi. Bu bölümde Galatasaray oyunun içinde kalamadı. Skorun daha da büyümemesinde ise Uğurcan’ın performansı önemliydi. Yaptığı kurtarışlarla farkın daha ağır olmasını engelledi. Ancak bu maçı sadece bu 90 dakika üzerinden okumak eksik olur. Galatasaray adına Avrupa’da hedeflere ulaşılan bir sezon geride kaldı. Zor deplasmanlar oynandı. Manchester City, Juventus ve Liverpool gibi seviyelerde alınan sonuçlar istenilen rekabetçi oyunu her zaman vermese de, bu sahnelerde olmak başlı başına bir kazanım. Bu seviyede gelişim, bir maçla değil, tekrar ederek gelir. Galatasaray için asıl mesele artık şu: Her sezon bu sahnede olmak ve her seferinde biraz daha rekabetçi kalabilmek. Çünkü Avrupa’da kalıcı olmanın yolu, sadece gelmekten değil, orada kalmayı öğrenmekten geçiyor.