‘Kolektif emperyalizm’de İran çatlağı

İran savaşı “ kolektif emperyalizm ” içinde derin yarık oluşturdu. ABD hiç olmadığı kadar bir savaşta bu kadar yalnız kaldı. Trump’ın cepheye sürmek istediği müttefikleri; İngiltere’den Almanya ’ya, Japonya ’dan Avustralya ’ya, Yeni Zelanda ’dan Avrupa Birliği’ ne tüm aktörler “b u bizim savaşımız değil ” diyerek tavır geliştirmeye başladı. Savaşın ilerleyen safhalarında bu durum değişecek olsa bile “kolektif emperyalizm” içindeki “huzursuzluğu, kaynamayı” görmek açısından dikkat çekici. Samir Amin ’in günümüz emperyalizmini tanımlamak için kullandığı ‘ triad emperyalizmi ’ yani “kolektif emperyalizm ” ABD, Avrupa ve Japonya’dır. Özetle Batı emperyalizmini Avustralya, Güney Kore vb ülkeleri kapsar. ∗∗∗ 2018’de yitirdiğimiz Marksist düşünür Samir Amin’e göre emperyalist sistem , kapitalizmin birçok emperyalizmin sürekli çatışma içinde bulunduğu önceki tarihsel aşamasının yerini, ‘kolektif emperyalizm’in aldığı yeni bir aşamaya geçti . Aralık 2020’de yine bu sütunlarda çıkan “triad emperyalizmi” yazısından aktarırsak Amin’e göre sermayenin artan merkezileşmesinin ürünü olan bu dönüşüm ya da “ kolektifleşme ” bir zorunluluğun neticesi : “Bu niteliğin tezahürü olarak bu üçlünün unsurları arasındaki -yani Amerika, Avrupa ve Japonya- çatışmalar düşük dozda tezahür ederken ‘üç’lüyle dünyanın geri kalanı arasındaki çatışmalar yüksek tonda cereyan eder.” Emperyalist Triad , kendi aralarındaki sorunları “konsensüs” yoluyla çözmeye çalışır. Kapitalist sistemin oyun kurallarının belirlenmesinde ortak hareket eder, birbirlerinin ayağına basmazlar. (“Emperyalist triad” için Samir Amin’in Yordam’dan çıkan Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme kitabına bakılabilir.” ∗∗∗ Dışarıya karşı ortak hareket etme zorunluluğu hissetse de kolektif emperyalizm kendi içinde de “ uzlaşmaz çelişkiler ”e sahip. Triad emperyalizmi’nin bir numaralı aktörü ABD ile Avrupa’nın, Almanya’nın, Fransa’nın, İngiltere’nin kendi “ ulusal-küresel ” çıkarları birbiriyle çakışabiliyor . Trump Amerikası’nın Grönland’a göz koyması, Kanada’ya yönelik talepleri, Almanya’ya, Japonya’ya ve diğer “müttefikler”e açtığı ticaret savaşı bu uzlaşmaz çelişkilerin eseri. Yeniden paylaşım savaşının nüksettiği, Trump’ın tek başına dünyaya hükmettiği , ardı ardına savaş ve müdahalelere giriştiği bu yeni denklemde “dostları” sonunda ayılmaya başladı. İsrail ile birlikte sekiz ay içinde ikinci kez İran’ın başına çullanan Trump’ın bu “özel savaşı”na İngiltere dahil Avrupalı devletler yazılmaktan imtina ediyorlar. En azından şimdilik, Trump’ın ağır basıncına ne kadar dayanabilirler meçhul. Görünen o ki, Amerikan emperyalizmi kendi emperyal projelerini hayata geçirirken “ müttefikler”ini eskisi gibi peşinden sürükleyemiyor. Amerikan hegemonyacılığına Batı’da da tepki büyüyor. Haliyle bu hegemonik tahakkümün transatlantik ittifakta yarattığı rahatsızlık gizlenebilecek gibi değil. ∗∗∗ 19-23 Ocak tarihlerindeki Davos Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve yirmi gün sonra 13-15 Şubat’ta “yıkım güllesi” temasıyla düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı (MSC) Batı emperyalizmi içerisindeki çatlağı gözler önüne sermişti. Kanada’nın liberal Başbakanı Mark Carney Davos’ta “ kurallara dayalı uluslararası düzenin ” bittiğini, dünyanın “ bir geçişin değil kopuşun ortasında ” olduğunu ilan edecekti. Benzer şekilde Belçika’nın muhafazakâr Başbakanı Bart De Wever ise Trump’ın Grönland’a yönelik tehditlerine İtalyan Marksist Antonio Gramsci’nin “ Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğmakta zorlanıyor. Şimdi canavarların zamanıdır ” sözleriyle yanıt verecekti. ∗∗∗ De Wever’in “ Canavar olmak isteyip istemediğine Trump karar verecek ” şeklindeki sözlerinden bir ay sonra ABD Başkanı İran’a savaş açacaktı. İran’a açılan savaştaki itirazların en belirgin olanı Kıta Avrupası’nın lokomotif ülkeleri Almanya ve Fransa’nın yanında İngiltere’den de bu derece itirazın gelmesi. Almanya liderliğindeki Kıta Avrupa’sı, ABD ile yaşanan bu derece bağımlılık ilişkisinin kendi küresel çıkarlarını büyük bir tehdit olduğunun bilincinde ne zamandır. Ancak b u sorgulama şimdilik bir kopuşa yol açabilecek düzeyde değil.  “Eksen kayması” yaşanmayacak olsa da itirazların daha net yapılıyor olması önemli. ∗∗∗ Ve haliyle Hürmüz Boğazı’nı kapatarak enerji kartını devreye sokan İran’ın hamlesi Asya’yı, Avrupa’yı sarsarken Trump’ın Körfez’e asker çıkarma çağrıları havada kalıyor. Kapitalist-emperyalist saldırganlık gemi azıya alırken evet, Trump ve Amerika bu sefer hiç olmadığı kadar yalnız! Tabi bu verili gerçeğe rağmen dünyanın bir numaralı hegemon gücü olmanın verdiği “üstünlükle” de Amerikan emperyalizmi hiç olmadığı kadar saldırgan. Amerikan Politico dergisine konuşan Kolombiya’nın modern tarihindeki ilk solcu devlet başkanı Gustavo Petro ’nun, “Kapitalizmin sonunun geldiği bir dünyaya ulaştık. Ve bu çöküş barışçıl olmayacak ” sözleri yaşanacak olanların da habercisi. Emperyalistler arasındaki “uzlaşmaz” çelişkilerin derinleşmesi tüm halkların, insanlığın yararına.