■ İran’ın kendisini vuran ABD-İsrail hedeflerinden daha çok Körfez ülkelerini hedef alması bir stratejiye dayanıyordu. Tahran’ın umudu Körfez’den Beyaz Saray’a savaşı bitirin telefonlarının açılmasıydı. Savaşın ilk 4-5 gününde bu amaca yaklaşıldı ama İran Körfez’i vurma işinde sınırları çok aştı. Gerek Riyad gerekse Doha’da sokaklarda İran’a yönelik bir öfke var. Katar’a İsrail’den daha fazla füze atmanın mantık çerçevesi içerisinde bir açıklaması var mı? Ya da Beyaz Saray’a harekatı durudurun diye telefon açması beklenenler bu kadar çok vurulunca Beyaz Saray’a sonuna kadar gidin, İran’da taş üzerinde taş bırakmayın telefonu açmazlar mı? Bu üzerinde düşünülmesi gereken bir soru İran açısından. ■ Ya da bir başka soru, İran, Körfez ülkelerinde kritik hedefleri nasıl vurabildi, bunlar için ne zamandır hazırlık yapıyordu? Her soru bir başka güvensizlik ilmiği aslında. İran’a karşı askeri seçeneği kullanmayı düşünen Körfez ülkelerinin bu sorusuna ikna edici bir cevabı şu an kim verebilir ki? ■ Katar’da kiminle konuşsam, bugüne kadar yapılanlara sessiz kaldık ama artık ekonomimizin can damarının vurulması demek, tüm Katar halkının hedef alınması anlamına geliyor bizim için. Bunu sindiremeyiz, barış istiyoruz, bunun için çok da uğraştık ama Katar’a saldırmanın bu kadar kolay olmadığını da herkese göstermemiz gerek diyorlar. Ülkeleri kendisine karşı reaksiyon vermeye mecbur bırakmak bir devlet stratejisi olamaz. ■ Riyad’ta canı yanmış Körfez ülkelerinin amacı İran’ı kınamak ve Tahran saldırganlığına karşı son bir uyarıda bulunmaktı. Türkiye, 28 Şubat’tan beri dikkatli bir diplomasi dili kullanıyor. İsrail yayılmacılığının bu bölgedeki sorunların ana sebebi olduğunu gündeminden hiç düşürmüyor. Riyad’tan çıkan bildirideki Lübnan işgali paragrafındaki yayılmacılık ve toprak bütünlüğü ifadeleri Ankara’nın hassasiyetlerinin metne yansıyan halidir. Ülkesi onlarca yüzlerce kere vurulmuş öfkeli ülkelerin halen diplomasi yoluyla son uyarıda bulunmaları bile aslında uzun zamandır devam eden görüşmelerin bir sonucu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Riyad’ta üzerlerinden füzeler uçarken İran Dışişleri Bakanı’na halen izledikleri stratejiyi sorgulamaları gerektiğini söylüyordu. Tahran devlet gibi mi davranacak yoksa ideolojik bir örgüt gibi mi burası biraz belirsiz. ■ Bu toplantıya Türkiye ya da Pakistan katılmayabilirdi ama bu bölgenin geleceğinde söz sahibi olmak açısından yanlış bir karar olurdu. Buraya gelmek, öfkeli Körfez ülkelerine sağduyunun sesi olmak önemli bir seçenekti. Unutmayalım ki küresel ittifakların yerini bölgesel ittifaklara bırakacağı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Daha önce konuşulan bölgesel senaryolar bakarsınız tekrar canlanır. O yüzden masada olmak, doğrularınızı her platformada seslendirmek önemli. ■ Arife günü, bayramın başladığı gün her gece roketlere hedef olan şehirlerde dolaşmak, sığınaklara yönlendirilmek elbette birinci tercihim değildi. Ancak yerinde yaşamak, sıradan insanların tepkilerinin siyaset üzerindeki etkisini bilmek önemliydi. Bu yaşadığımız günler gelecek on yılları şekillenedirecek. Kızım 14 yaşında, ilk kez bir bayramı evden uzakta geçiriyorum ama bu gezi hem kızımın hem de ülkemin geleceği açısından önemli virajlardan birisi durumunda benim için. Gelecek adına şimdiki zamandan vazgeçilebilir mi sorusuna bu başlıkta evet demekten başka çarem yok. ■ Bugün bayram, iki gündür alarmı öten telefonum, sığınak maceralarım falan hiç önemli değil. Zilok Üs Bölgesi’ne Yüksekova’dan 40 dakikalık uçuşlavarıyorsunuz. Oradaki kahraman askerlerin gündeminde ne trafik var ne emekli maaşı ne de bir kahvenin kaç liraya satıldığı, orada bir hasret var bir de vatan. Ege’de, Doğu Akdeniz’de dolaşan denizaltılarımızda personel sayısının yarısı kadar yatak var, biri kalkınca diğeri yatıyor, adına sıcak yatak diyorlar. Onlara da bayram, satıhta olur ailelerini arayabilirlerse... MİT kadrosunda gencecik insanlar, dünyanın dört yanında görev yaparken aynaya baktıklarında James Bond efekti görmüyorlar, onların gözlerinde vatan için görev var sadece. Saldırıya açık coğrafyalarda elçiliklerimizi koruyan Özel Harekat polislerimiz, o elçiliklerde diplomasi kariyerine 3. Katip olarak başlayan, her krizi bir öğrenme sürecine çeviren genç dışişleri mensupları, listeyi uzatabilirim, hepsi bizim için çalışıyorlar. Bu ülkenin en büyük zenginliği geleceğe inanan, vatan için çalışan genç çocuklardır. Önce onların sonra hepimizin bayramı kutlu olsun...