ABD-İsrail’in İran’a saldırması ile başlayan savaş bilinmeyene doğru gidiyor. İsrail İran’ı vurdukça İran Körfez ülkelerine saldırılarını artırdı. İran, Türkiye’ye bile 3 füze gönderdi. Rejim değişikliği savaşı olarak başlayan savaş enerji savaşlarına döndü. Petrol ve gaz sahaları da karşılıklı bombalanıyor. İsrail genişliyor İran yalnızlaşıyor. İran, İslam ülkeleri ile konuşmak yerine onlara da füze gönderiyor. Körfez ülkelerinin ABD ile yıllardır ilişkisi var. İran’ın ise yıllardır ABD ve İsrail ile ilişkisi yok. Görünen, bu savaş bilinmeyene doğru gidecek gibi. Kazanan kaybeden kim tartışmaları yaşansa da olumsuz sonuçları iki üç ülkeyi değil tüm dünyayı etkileyecek. Petrol ve gaz fiyatları artıyor. Gıdaya ulaşma da zorlaşacak. İran, Körfez ülkelerinin de canını yakmaya kararlı. Tarafların artık bir yerde durmaları gerekiyor. 10 bin kilometreden gelenlerin bölgeyi şekillendirmeye çalışmasına izin verilmemeli. İsrail’in de genişleme ve işgal hedeflerine dur denmeli. Gazze’de yaptıkları unutulmamalı. Batı Şeria’da yapmaya çalıştıkları gözden kaçırılmamalı. Özetle, tünelde görünen ışık çıkış değil de üstümüze gelen trenin ışıkları gibi. Umarım sağduyu ile bu savaş çok fazla uzamadan biter. Ya Körfez ülkeleri de yanıt verirse Bunu düşünmek bile bölgeyi çok geri götürür. Bölge uzun yıllar bu ateşi söndüremez. İsrail’in amaçlarına ve hedeflerine yağ sürmek olur. İran kendisine saldırıları durdurmak için Körfez Ülkelerine saldırıyor. Ama yalnızlaştıkça bölgede düşmanlarını da artırıyor. Bir de karşılıklı gaz sahalarına ve alanlarına saldırmak bölgeyi günden güne çıkmaza sokuyor. Ya Körfez ülkeleri de İran’a yanıt verirse ne olacak? Bunu herkesin elini başına koyup düşünmesi gerekir. İçişleri Bakanlığı’na bir öneri Trafik, plaka, tuzaklar, cezalar, radar... Bayram öncesi çok tartışıldı. Yeni yasada çok önemli maddeler var. Ama bazı yeni yasaklar ise tartışılıyor, değiştiriliyor, süre veriliyor. Benim bakanlığa farklı bir önerim var. Başkent Ankara’da bir pilot uygulama başlatılabilir. Kazalara en çok neden olanlar cep telefonu ile konuşma, mesajlaşma ve makas atma. Çankaya, Çayyolu ve Ümitköy’de buna yönelik sivil polisler sahaya inebilir bir süre. Ama sayıca çok olarak ve birçok caddede. İnanın 5 arabadan 3’ünde telefon kullanımı görülecektir. Hızlı makas atan ise çok fazla. Bunlara yönelik net tavır almak gerekiyor. Bırakın konuşmayı araba kullanırken mesajlaşanları göreceksiniz. Ve bu da kazaları artırıyor. Kazasız günler dileğiyle. ‘Bugün bayram, erken kalkın çocuklar’ Barış Manço’dan dinlerdik bu şarkıyı eski bayramlarda: ‘Sen gittin gideli içimde öyle bir sızı var ki yalnız sen anlarsın...’ Bunu dinlerken duygulanırdım. ‘Keşke annem yanımda olsaydı da sarılsaydım’ derdim. Annemi kaybedeli 26 yıl oldu. Babamı kaybedeli de 6 yıl. Mekanları cennet olsun. Anne ve babalar hayatımızda çok önemli. Boşlukları her zaman hissediliyor. Sadece bayramlarda değil her zaman sarılalım onlara. Buruk bayramlar yaşayanlar olduğunu unutmayalım. Barış Manço’nun şarkısındaki gibi: ‘Bugün bayram, erken kalkın çocuklar. Giyelim en güzel giysileri. Elimizde taze kır çiçekleri. Üzmeyelim bugün annemizi...’ İYİ BAYRAMLAR...