20 Mart sabaha karşı saatlerinde ABD’ye ait bir F-35 savaş uçağı İran semalarında görev yürütürken acil dönüş kararı aldı ve Ortadoğu’daki bir ABD üssüne acil iniş yaptı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, uçağın niye döndüğünü açıklamaksızın, F-35'in acil iniş yapmak zorunda kaldığında "İran üzerinde bir muharebe görevinde uçtuğunu, uçağın güvenli bir şekilde indiğini, pilotun durumunun stabil olduğunu” söyledi ve olayla ilgili soruşturma yürüttüklerini açıkladı. CNN ’e konuşan iki kaynak, uçağın İran tarafından vurulmuş olabileceğini söyledi. İran’sa yalnızca uçağı vurduklarını duyurmakla yetinmedi, uçağın vurulma anı olduğunu iddia ettikleri bir videoyu paylaştı. İleriye dönük bir kızılötesi sistemiyle çekildiği anlaşılan videoda patlama sonrasında uçağın kaçmayı başardığının görülmesi, videonun gerçek olabileceğini düşündürüyor. 14 Mart günü İsrail ordusu da bir İsrail jetinin İran semalarında neredeyse vurulduğunu, “pilotun uyanıklığı ve profesyonelliği sayesinde” kılpayı kurtulduğunu duyurmuştu. Ortaya çıkan tablo, “ABD ve İsrail’in İran hava sahası üzerinde mutlak hakimiyet kurduğu” iddiasının sorgulanmasına yol açıyor. Bu iddiayı ABD Başkanı Donald Trump sürekli dile getiriyor, fakat ABD Başkanı sürekli uydurma iddialar dile getirdiği için söyledikleri hep doğru kabul edilmiyor. Ancak İran hava sahasının ABD ve İsrail için “istediklerini yaptıkları bir alan” olduğu iddiası, haftalardır tüm Batı basını tarafından sürekli işlendi ve kamuoyu da iddiayı kanıksadı. ABD şimdiye dek bilindiği kadarıyla ne kadar hava aracı kaybetti? 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaşta ABD, sayı net olarak bilinmese de, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre 12 adet MQ-9 Reaper dron yitirdi. Bunlar orta irtifa uzun menzilli insansız hava araçları. İran’ın ucuza ve çok sayıda ürettiği ve yüksek hacimde kullandığı Şahed tipi dronlardan farklı olarak Amerikan MQ-9 Reaper dronları, tanesi yaklaşık 34 milyon dolara mal olan, büyük ve pahalı araçlar. Bir diğer olayda ABD, Suudi Arabistan’daki hava üssünde yerde bulunan 5 adet KC-135 yakıt ikmal uçağını, İran’ın füze saldırısında kaybetti. Uçakların tamir edilip edilemeyeceği bilinmiyor. Bir başka vaka, Irak semalarında yaşandı. İki adet KC-135 yakıt ikmal uçağı havada hasar aldı, biri düştü ve altı mürettebatı yaşamını yitirdi, diğeri hasar almış halde yere inmeyi başardı. Bu vakada Irak’taki İran yanlısı milis güçleri uçakları kendilerinin vurduğunu söyledi ancak ABD tarafı bunu doğrulamamakla birlikte, makul bir alternatif açıklama da yapmadı. En akıllarda kalan olaysa, Kuveyt’te yaşandı. ABD’ye ait 3 adet F-15E Strike Eagle savaş uçağı, insanların telefonlarıyla çekebildikleri kadar alçak bir irtifada vuruldu. Üç uçak da yok oldu, fakat toplam altı mürettebat kurtulmayı başardı. ABD bu olayın “Kuveyt hava savunma sistemlerinin dost ateşi” sonucunda yaşandığını duyurdu, ancak olayın tam olarak nasıl yaşandığına dair teknik ayrıntılarda hâlâ çok sayıda soru işareti var. ABD ve İsrail uçakları İran hava sahasına ne kadar giriyor? Kamuoyunda ABD ve İsrail’in İran hava sahası üzerinde hakimiyet kurduklarına dair kanı, saldırgan tarafın açıklamalarından kaynaklansa da, esas olarak İran’ın sürekli havadan vurulması gerçeğiyle güçleniyor. ABD, kendi açıkladığı verilere göre, 28 Şubat’tan bu yana geçen 21 günde İran’daki hedeflere 7 bin hava saldırısı düzenledi. Ancak, dikkatlerden kaçan nokta, bu saldırılara katılan savaş uçaklarının çoğu zaman havalandıktan sonra İran hava sahasına yakın noktalardan uzun menzilli füzeleri atıp, İran hava sahasına girmeksizin geri döndükleri gerçeği. Kimi örneklerde, özellikle F-35 tipi tespiti daha zor, gelişkin uçaklar İran hava sahasının derinliklerine giderek operasyon düzenlese de, İran’ın içlerine yönelik saldırılarda esas olarak MQ-9 benzeri büyük dronlar kullanılıyor. Elbette burada tam veri ve oranları bilmek mümkün değil. Ancak savaşın başından bu yana İran’ın Ortadoğu’daki Amerikan üslerine saldırılarıyla birlikte ABD’nin giderek daha fazla Avrupa’daki üsleri kullanmaya başlaması ve buradan havalanan uçakların, İran’a yaklaşınca füze atarak geriye dönüyor olmaları, bir gösterge sayılabilir. The War Zone (TWZ) gibi ABD merkezli askeri analiz yayınları, savaşın başından bu yana “İran hava sahasında hakimiyet kurulduğu” iddialarına temkinli yaklaştılar. Bugün sabaha karşı bir F-35’in vurulmasının ardından askeri analiz yayınları, İran’ın mevcut hava savunma kapasitesine daha fazla odaklanmış durumda. İran’ın hava savunması, seyyar sistemlere daha fazla yaslanıyor Hem 2025 Haziran ayında yaşanan 12 Gün Savaşı’nda hem de mevcut savaşta ABD ve İsrail güçleri, yoğun olarak İran’ın sabit hava savunma ve tespit sistemlerini hedef aldı. Hasarın boyutu net olarak bilinmemekle birlikte, bu sistemlerin kapasitesinin epey aşındırıldığı düşünülüyor. Ancak mevcut tablo, İran’ın tıpkı orta ve uzun menzilli füze fırlatma konsepti gibi, hava savunmasını da araçlara yüklenmiş ve karayollarında hareket edebilen hareketli füzeler ve omuzdan atılan hava savunma sistemleri üzerine kurduğuna işaret ediyor. MANPAD olarak bilinen, omuzdan ateşlenen sistemler, taşınabilirlikleri gereğince her yerde kolaylıkla kullanılabilseler de, özellikle gelişkin savaş uçaklarına karşı etkisi sınırlı silahlar. Öte yandan, İran, yalnızca uzun menzilli saldırı füzeleri teknolojisinde değil, hava savunma sistemleri teknolojisinde de kayda değer işlere imza atmıştı. İran’ın doğusunu vurma çabası arttıkça risk de artıyor Dün basına konuşan ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, “Artık İran’ın daha doğusuna uçuyor ve kamikaze dron garnizonlarını avlamak ve imha etmek, İran'ın sınırları dışına güç yansıtma yeteneğini yok etmek için İran hava sahasının daha derinlerine nüfuz ediyoruz” açıklaması yaptı. İran’ın yalnızca dron üsleri değil, uzun menzilli füze fırlatma sistemlerinin de büyük kısmının bulunduğu doğu bölgesi, şimdiye kadar ABD ve İsrail’in pek fazla hasar veremediği bir alan. Hava saldırılarının buraya doğru genişletilmesi, Caine’in dediği gibi İran hava sahasının derinlerine uçmayı gerektiriyor. Bu da riskleri artırıyor. TWZ’nin analizinden aktaracak olursak, özellikle F-16’lar gibi eski nesil uçakların İran semalarındaki sortileri, büyük riskler taşıyor: Doğrudan saldırı odaklı bir harekata geçmek, yeni riskleri beraberinde getirir. Bu durum özellikle yollarda hareket edebilen mobil hava savunma sistemleri ve neredeyse her an ortaya çıkıp mürettebata tepki için çok az süre tanıyan daha egzotik türlerle karşılaşıldığında geçerlidir. Bu sistemler hemen hemen her yere saklanabilir ve sabit hava savunma sistemleri tamamen yok edildikten çok sonra bile muharebe sahasında var olmaya devam edecektir. Elektro-optik ve kızılötesi (EO/IR) karadan havaya füze sistemleri bilhassa can sıkıcıdır, zira füze fırlatılışını ve üzerlerine gelişini gözle görmedikleri sürece ABD dördüncü nesil savaş uçakları, vurulana kadar saldırıya uğradıklarını bilemezler. Bu uçaklarda füze yaklaşma uyarı sistemleri bulunmamaktadır. F-22 ve F-35'ler ise bu yeteneğin farklı versiyonlarından faydalanmaktadır. EO/IR SAM sistemleri ayrıca, ilk hedefleme için bir radar kullanmadıkları sürece radyofrekans karıştırmalarından (jamming) da etkilenmezler. Peki, askeri analiz sitesinin “egzotik tür” olarak tanımladığı hava savunma sistemleri nedir? '358' muamması: Egzotik İran hava savunma füzesi Eylül 2023’te Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İran’ı ziyaret etti. Bu ziyaret sırasında Şoygu ve Rus heyeti, dönemin İran Devrim Muhafızları Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızade eşliğinde sergiye götürülmüş ve İran’ın son model dron ve füzeleriyle tanışmıştı. (Hacızade, 12 Gün Savaşı’nda İsrail tarafından vurularak öldürüldü.) Rus Savunma Bakanı Şoygu, İranlı Tuğgeneral Hacızade'yle birlikte "358" olarak bilinen sistemi inceliyor. (Fotoğraf: Rusya Savunma Bakanlığı) Burada tanıtılan silahlar arasında, “358” adıyla bilinen bir hava savunma füzesi de vardı. ABD’nin ilk kez 2019 yılında Yemen’e giden bir silah sevkiyatını kesip mühimmata el koymasıyla karşılaştığı bu sistemin teknik özellikleri Batı’da hâlâ tam olarak bilinmiyor. Alışılagelmiş hava savunma füzeleri gibi yüksek hızda gidip hedefine kilitlenerek vurmaya çalışan füzelerden farklı olarak “358” denilen füzeler, daha düşük bir hızda gökyüzündeki belirli bir bölgeye fırlatılıyor ve burada, havada “8” çizerek yakıtı bitene kadar hedef beklemeye başlıyor. Silahın “egzotik” olarak nitelenmesi, bu sıradışı özelliğinden kaynaklanıyor. Söz konusu füzelerin daha önce Yemen’de de kullanıldığı biliniyor. Yemen'deki Husi güçleri, eldeki kaynaklarla üretilen ve İran teknolojisini baz alan doğaçlama sistemler ve özellikle İran’ın sağladığı “358” benzeri sistemlerle, önceki yıllarda yaşanan savaşlarda Körfez Arap ülkelerinin kullandığı gelişmiş savaş uçaklarına zarar vermeyi ve ABD envanterindeki en gelişmiş savaş uçaklarını dahi zorlamayı başarmıştı.