İnsanlığın kurban edildiği bir Ramazan Bayramı ’ndayız! Bugün dünyaya en güzel bayram hediyesi güçlü bir savaş karşıtı hareket olurdu! Kuralsız ve ahlaksız bir uluslararası düzenin inşasını engelleyecek, ABD ve İsrail sokaklarında da hissedilecek küresel bir hareket. Şimdilerde bundan söz etmek boş bir “ romantizm ” olarak aşağılanıyor! Oysa, Trump ve Netanyahu ’nun savaşları, en son İran , modern tarihin en gayrimeşru ve ahlaksız savaşları. Çoğunluk böyle hissediyor, bazıları söylüyor, sokaklardaki eylemli tepki ise çok az. ABD ’nin şimdiye kadarki savaşları içinde en istenmeyeni İran . Daha ilk gününde yüzde 38 olan destek savaş uzayınca 10 puan kadar daha azaldı. Savaşın hukukunun yasakladığı hilelerle başlatıldığı, bütün değerlerinin sıfırlandığı, Orta Çağ vahşetiyle liderlerin kaçırıldığı ve doğrudan hedef alınarak katledildiği, çocukların okullarında bombalanmasının ve silahsız gemilerin batırılmasının “ eğlenceli ” bulunduğu bir zamandayız. 12 Arap ve Müslüman ülke dışişleri bakanlarının toplantısından ise asıl olarak İran saldırılarını lanetleyen bir bildiri çıktı. O ülkelerin sokakları da dünyanın sokakları suskun! Oysa o sokaklar çok güçlü hareketler görmüş, savaşları durdurmuş, gidişatı değiştirmişti. En etkileyicisi 1 960 ’lar ve 70 ’lerdeki Vietnam Savaşı karşıtı hareketlerdir. Milyonlarca öğrencinin, işçinin, aydının, sanatçının, din adamının ve savaş gazisinin katıldığı “ Savaşa Hayır ” eylemleri ABD kamuoyunda savaş karşıtlığını yükseltmiş, hükümeti de 1973 ’te Vietnam ’dan çekilmeye zorlamıştı. Sokaklar Irak savaşına karşı da ayaktaydı. 15 Şubat 2003 ’te dünyanın 600 ’den fazla kentinde 10 ila 30 milyon arasında protestocu vardı. Londra , Roma ve Madrid ’de yüzbinler yürüdü. I. Dünya Savaşı sırasında, savaş yorgunu Rusya ’da “ Barış, Ekmek, Toprak ” sloganlarının haykırıldığı grevler, asker isyanları ve firarları Rusya ’nın savaştan çekilmesini sağlamış ve Ekim devriminin önünü açmıştı. Sokaklarda en geniş kitlesel tepkilerin gösterildiği bu üç savaşla kıyaslandığında, bugün İran ’a yönelen saldırının gerekçeleri çok daha zayıf, akıl ve ahlak dışı. Tarihin en güçlü savaş karşıtı hareketinin görüldüğü Vietnam ’da savaşa girerken ABD ’nin “ komünizmin yayılmasını önlemek ” ve “ Güney Vietnam’ın bağımsızlığını savunmak ” gibi soğuk savaş döneminde alıcısı olan gerekçeleri vardı. Şimdi gerekçe sadece Trump ’ın her gün değişen ve kimseyi ikna etmeyen abuklamalarıyla soykırımcı Netanyahu ’nun Siyonist yayılmacılığı. Bugün savaş karşıtı bir hareketin ahlaki zemini Vietnam ’dan ve Irak ’tan çok daha güçlü ama sokaklar o günlerin çok gerisinde. İnsanları böyle dumura uğratan bu savaşın kısa süreceği hissiyatı veya Vietnam ’daki gibi zorunlu askerliğin olmaması mıdır, bilemiyorum. Ancak, son 20 yıl ın küresel gelişmelerinin insanların kendilerini güçsüz hissetmelerine, ne yapsalar bir şeyin değişmediğini düşünmelerine neden olduğunu biliyorum. Değiştiremeyeceksek neden sokaklara çıkalım düşüncesi hâkim olmaya başladı. Bunda, tekno-milyarderlerin kontrolüne geçen medya ve iletişim ortamının otoriterliğin hizmetinde oluşunun payı büyük. Medyaya sahip olanlarla savaş sanayiinden beslenenler aynı olunca ve yapay zekâları orduların hizmetine verilince, savaş karşıtlığına “ romantizm ” yaftası yapıştırıldı. Yaftalayanların sokaklardan başka alternatifi de yok ki söylesinler. Onursuz bir teslimiyet ve ölüm müdür önerilen? Filistin , Venezuela , İran , Küba derken birer birer emperyalist savaş makinesinin paletleri altında ezilmek istemiyorsak, güçlü ve küresel bir savaş karşıtı hareket örgütlemekten başka çare yok. Trump ’ı, Netanyahu ’yu durdurmanın yolu ahlakın ve vicdanın sesi milyonların şiddete tenezzül etmeden “ Savaşa Hayır ” sloganlarıyla dünyanın sokaklarını doldurmasından geçiyor. Otoriterliğe karşı yürütülen mücadelenin bir ayağı da savaş karşıtı hareket olmak zorunda. Savaşı durdurabilmek bayramdır!