Diyarbakır’da düzenlenen ve binlerce kişinin katıldığı Nevruz kutlamalarında DEM Parti Eş Genel Başkanlarının konuşmalarının yanı sıra Abdullah Öcalan’ın mesajı da okundu. Rudaw 'a konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Kürt halkının iradesinin resmen tanınması ve Kürtçenin anayasada güvence altına alınması zamanının geldiğini" söyledi. Bakırhan, "2026 yılında Türkiye; pratik, demokratik ve hukuki adımlar atmalıdır" ifadelerini kullandı. Bakırhan şunları söyledi: "Kürtçe resmen tanınmalı, Kürtlerin dil ve kültür hakları anayasada yer almalıdır. Ayrıca binlerce aktivist ve siyasi tutsak serbest bırakılmalı, sivil mücadeleye geri dönmelidir. 2026 yılı demokrasi ve barış yılı olsun. Artık hükümetin ve iktidarın Diyarbakır’dan yükselen bu sese kulak vermesi gerekiyor." Fotoğraf: Evrensel Öcalan: Bugün artık yeni bir sayfa açılmıştır Abdullah Öcalan'ın mesajında ise "Güncelde bölgede köhnemiş politikaların sürdürülmesinde ısrar edilmesi felaketi beraberinde getirmiştir. Ortadoğu özelinde yaşanan bastırma, yok sayma, düşmanlaştırma politikalarının yarattığı ayrılıklar ne yazık ki bugün emperyal müdahalelere de bahane oluşturmaktadır" denildi. "Bugün kültürlerin ve inançların yeniden bir arada yaşamalarını sağlama imkanına kavuşmuş durumdayız" diyen Öcalan, "Ortadoğu’da yaratılmak istenen savaş ve kaos ortamını halkların baharına çevirmek elimizdedir. Bize yaşatılmak istenen trajedileri tersine çevirip halkların özgürlük ortamı haline getirebiliriz" ifadelerini kullandı. Öcalan'ın mesajlarından öne çıkanlar şöyle: "Bugün artık yeni bir sayfa açılmıştır. Bu coğrafyadaki halkların özgürce bir arada yaşamasının yolu aralanmıştır. 27 Şubat 2025 tarihinde başlattığımız süreç Newroz’un ruhuna uygun bir birlikteliğin temellerini yeniden diriltmek içindir. Bunun için kültürlerin, inançların bir arada yaşayabileceğine, dar milliyetçi anlayışları aşıp demokratik entegrasyon temelinde birleşebileceğimize ve birlikte var olabileceğimize inanmamız gerekir. 2026 Newrozu kendi kökleri üzerinden dirilmekte, demokratikleşme, demokratik entegrasyon yolunda büyük bir hamleyle şimdileşmekte; Newrozlaşmaktadır. Şimdiye kadar Newroz sembolik değerlerle kutlanmaktaydı. Artık Newroz, bir hayali, bir ütopyayı değil gerçekleşen, gelişen bir komünal yaşamı temsil etmektedir. Kültür yaratan bir bölge olan Ortadoğu’nun, hegemonik güçlerin elinde bir savaş alanına dönüştürülmesine fırsat vermeyelim. Tarihte olduğu gibi günümüzde de bu büyük kültürün kendini özgürce ve gerçek kimlikleri temelinde ifade etmelerinin, bütünleşmelerinin önündeki engelleri birlikte aşabiliriz. Milliyetçilik ve mezhepçilik hastalığını geride bırakıp, halklarımızın binlerce yıllık tarihsel dayanışma kültürünü esas aldığımızda aşamayacağımız engel yoktur. Böyle bir birliktelik ruhuyla demokratik siyaseti armağan etmek de imkân dahilindedir. Ezilenlerin binlerce yıllık mücadelesini taçlandırmak istiyorsak; bunun mekânı Doğu’da da Batı’da da kapitalist kültür ortamında değil Ortadoğu’nun gerçek özgürlük ortamında bulunabilir. Demokratik entegrasyonu bu topraklarda gerçek bir buluşma ve yeni bir insanlık, kardeşlik, dayanışma, dostluk temelinde gerçekleştirerek güncelleştirebiliriz."