El-Kelkeşendi'nin aktarıldığına göre, Rumların elinde esir düşmüş bir Müslüman kadın “Ya Mu'tasım neredesin?” diye haykırır. Kadının çığlığı üzerine Rum valisi “Tabi, Mu'tasım beyaz atlı ordularıyla şimdi gelir ve seni kurtarır” diyerek dalga geçer. Bu haber Hilafet sarayına ulaşır ulaşmaz Abbasi Halifesi Mu'tasım Billah tam da Rum valisinin alaycı dille ifade ettiği gibi beyaz atlı 4.000 kişilik süvari birliğinin öncülük ettiği devasa bir ordu hazırlar. Rum valisine bir mektup gönderen Abbasi Halifesi, bu mektubunda aynen şöyle der: “Mü'minlerin Emiri Mu'tasım Billah'dan Rumların köpeğine! Esir aldığın bacımı derhal serbest bırakmazsan sana öyle bir ordu hazırlıyorum ki, bir ucu Bağdat'ta öteki ucu da Amuriye'de (Afyon Emirdağ'da) olacak.” Halife dediğini yapar. O şehri zaptederek Müslüman kadını kurtarır ve ona “Ey mümine hanım! Emin ol ki, çağrını işitir işitmez bir an bile beklemeden hemen yola koyuldum” der ve geçen zamanda gördüğü zulümden dolayı helallik talebinde bulunur. Zira Halife'nin bildiği ve hiddetlenmesine sebep olan şey “ulu'l-emr” denilen amirler, emirler, yöneticiler, sultanlar, devlet erkânının korkak ve umursamaz davrandıkları ve vazifelerini yerine getirmedikleri zaman Allah'ın cezasına müstahak olacaklarıydı. Çünkü Rasülullah (a.s.v.): “Allah, bir kula bir halkın başına geçmeyi nasip eder de, sorumluluğundaki halkı aldatmış olarak ölürse, ona cenneti haram kılar” buyurmuştu ve halifede de bunu biliyordu. Bir Müslüman yöneticinin, tüm teb'asının can, namus, şeref, akıl, din, nesil ve malını muhafaza etmek gibi ağır bir mükellefiyeti var. Şayet halifeyseniz bütün ümmetten siz sorumlusunuz. Şayet lider ülkeyseniz aynı mes'uliyet sizi bekler. Aksi bir bahanenin Allah katında bir karşılığı yok. Konjonktürün, şartların ve başka bahanelerin Allah-ü Teâlâ nezdinde bir kıymeti yok. Kaynak Yazı Gerçek Hayat 1118. sayıYazar Kemâl Özer