İstiklal Marşı'nın ilk kez okunduğu, Kurtuluş Savaşı'nda işgal edilmediği halde en çok şehit veren üçüncü il… Yiğit unvanıyla tarihe geçen Kastamonu, hem tarihi hem de kültürel mirasıyla dikkat çekiyor. Tarihi Hititler'e kadar uzanan şehir, 1105 yılında Danişmentliler döneminde Türklerin eline geçti. Ardından Bizans hâkimiyetine girse de, 1213'te Anadolu Selçuklu komutanlarından Hüsamettin Çoban Bey tarafından fethedildi. Moğol istilası sonrası Candaroğulları'nın önemli bir merkezi haline gelen Kastamonu, 1460 yılında Fatih Sultan Mehmed'in fethiyle Osmanlı topraklarına katıldı. Kurtuluş Savaşı yıllarında ise Kastamonu'nun önemi bambaşkaydı. İnebolu-Kastamonu hattı üzerinden Ankara'ya cephane, yiyecek ve giyecek taşındı. Mehmet Akif Ersoy'un Nasrullah Camii'nde yaptığı ünlü vaaz ve İstiklal Marşı'nı ilk kez burada okuması, şehrin milli mücadeledeki yerini ölümsüzleştirdi. İşgal edilmediği halde Kastamonu, 2 bin 425 şehitle Kurtuluş Savaşı'nda en fazla kayıp veren üçüncü il oldu. 1924'te İnebolu'ya İstiklal Madalyası verilirken, TBMM kararıyla şehre “yiğit” unvanı kazandırıldı. Kastamonu kültürel dokusuyla da öne çıkıyor. Pastırma, simit tiridi, etli ekmek, kuyu kebabı ve çekme helva şehrin vazgeçilmez lezzetleri arasında. Ayrıca geleneksel Türk evlerinin en güzel örneklerini barındıran illerden biri olan Kastamonu'da, Taşköprü, İnebolu, Küre ve Abana'daki eski mahalleler kentsel sit alanı ilan edilmiş durumda. Kısacası Kastamonu, hem köklü tarihi hem de kültürel zenginlikleriyle Anadolu'nun nadide şehirlerinden biri olmayı sürdürüyor.