Hızlı tüketime alışmış kulaklarımız, geleneksel müziğe alışabilir mi?

Günümüzde popüler müzik endüstrisi, birkaç saniyede dinleyiciyi yakalamayı hedefleyen hızlı tüketime dayalı eserler üretmeye odaklanmış durumda. Spotify ve benzeri platformlarda ilk beş saniyenin büyüsüyle şekillenen bu kültür, insan kulağını da hızla tüketmeye alışan bir hale getirdi. Ancak sanatçılara göre, bu durum geleneksel müzikle karşılaştığımızda ciddi bir sınav yaratıyor. Çünkü geleneksel müzik, ani bir etki değil; zamanla açılan, derinleşen ve ruhu besleyen bir akış sunuyor. İlk dinleyişte yoğun ya da ağır gelebilen bu eserler, dinleme pratiği arttıkça kalbin ritmine dokunan, insanı sakinleştiren ve köklere bağlayan bir derinlik kazanıyor. Ünlü sanatçı Sami Yusuf, GZT Alfa'ya yaptığı açıklamada bu gerçeği şöyle özetliyor: 'Kulak eğitilir, kalp ise duyduklarını alır. Modern müzik kulağa kolay gelir ama kısa sürede unutulur. Geleneksel müzik ise sabırla dinlendiğinde ruha dokunur, kalıcı bir iz bırakır.' Bu noktada temel soru şu: Tüketim kültürünün hızına kapılmış kulaklarımız, sabır isteyen bu geleneksel mirası yeniden öğrenebilir mi? Röportajın tamamını izlemek için linke tıkla