Beş ortaokuldan birinde karma eğitim yok

Milli Eğitim Bakanı’nın göreve başladığı dönemde ilk yaptığı açıklamalardan biri “Eğitimin karma olmasını zorunlu kılan bir düzenleme yok. Halkın istediği şekilde Milli Eğitim Bakanlığı gerekli düzenlemeyi yapar” cümleleri olmuştu. Çocukların kamusal eğitim hakkından sorumlu kişi pedagojik bir gereklilik olan ve kamusal eğitimin ayrılmaz bir parçası olan bir hakkın çocukların elinden alınacağının cümlelerini kurmuştu. Karma eğitimin kaldırılması meselesi siyasi iktidarın uzun yıllardır sürdürdüğü temel politikalardan biri. 2018’de Cumhurbaşkanı sözcüsü olan İbrahim Kalın da liselerde karma eğitimin kaldırılmasının önünü açan bir yönetmelik değişikliği sonrası “Hiç kimse hiçbir veliye çocuğunu karma ya da olmayana göndermek zorundasın diye bir şey empoze etmiyor, alternatifleri sunuyoruz” diyerek Bakan ile benzer cümleler kurmuştu. Tercih, halkın isteği gibi gerekçelerle bir hakkın, haklarımızın ortadan kaldırılması 23 yıldır siyasi iktidarın kesintisiz sürdürdüğü bir takti. İmam hatip ortaokul ve liselerinde, ilkokuldan sonra hafızlık eğitimi veren yerlerde, okullarda, camilerde, vakıf, dernek adı altında tarikat yapılarına bağlı açılan yerlerdeki 4-6 yaş, 7-10 yaş Kuran kurslarında, “İhtiyaç Odaklı Kuran kursları” adıyla liselerde, üniversitelerde, yurtlarda, pansiyonlu okullarda ve tüm liselere yönelik karma eğitimin uygulanmamasına yönelik çıkarılan yönetmeliklerle karma eğitim büyük ölçüde kaldırılmış durumda. Ankara’nın göbeğinde “Ankara’nın tek kız ortaokulu” reklamıyla açılan meslek ortaokulu ile karma eğitimin kaldırılması adımlarının hızlandırılacağını görüyoruz. İktidarın patronların ihtiyacı, talebi olan çocuk işçiliğinin artışı ve yeni rejime uygun nesil inşası için okullaşma politikası iktidar oldukları günden bugüne meslek liselerinin, MESEM’lerin ve imam hatip okullarının artırılması, akademik liselerin sayısının, kontenjanlarının (fen, Anadolu, sosyal bilimler) azaltılması yönünde oldu. 2024 verileri ile meslek liseleri ile imam hatip liselerinin genel ortaöğretime oranı devlet liseleri içinde yüzde 44’e ulaştı. Liselerde üç öğrenciden biri meslek liselerinde veya MESEM’lerde. Lise çağındaki üç çocuktan biri çırak veya stajyer adıyla çocuk işçi olarak çalıştırılıyor. İmam hatip lise sayısının genel ortaöğretime oranı yüzde 13. İmam hatip liselerinde yarım milyona yakın (442. 952) çocuğun karma eğitim hakkı ihlal ediliyor.  İmam hatip ortaokullarındaki artış ise yüzde 20 ile devasa boyuta ulaşmış durumda. Ülke genelinde beş ortaokuldan biri imam hatip ve bu okullarda karma eğitim yok. Binalar veya sınıflar kız-erkek olarak ayrıştırılmış durumda. İller ve bölgeler açısından ise bu oran çok daha yükselebiliyor. Ülke genelinde 15 ilde (Bayburt, Muş, Gümüşhane, Konya, Yozgat, Bolu, Bursa, Çorum, Çankırı, Giresun, Hakkari, İstanbul, Kayseri, Mardin, Kırşehir) yaklaşık olarak iki ortaokuldan biri imam hatip ortaokulu. Yine 12 ilde (Antalya, Bingöl, Karabük, Kastamonu, Nevşehir, Rize, Artvin, Bartın, Burdur, Kırıkkale, Ordu, Trabzon) üç ortaokuldan biri imam hatip ortaokulu. Çok sayıda mahallede imam hatip ortaokulu dışında başka bir seçenek yok. Ekonomik kriz, yoksulluğun artışı, adrese dayalı kayıt sistemi, servis, yemek ücretlerinin yüksekliği gibi nedenlerle veliler çocuklarını akademik eğitim veren devlet ortaokullarına gönderemiyor. Bu yüzden imam hatip ortaokulları yoksulluğun çaresizliğinin zorunlu mekânları. Liseye geçiş sistemi nedeniyle aynı durum imam hatip liseleri için de geçerli. Akademik lise sayısı ve kontenjanları az, sınırlı olduğu için akademik liselere yerleşemeyen çocuklar zorunlu olarak imam hatip liselerine yerleştiriliyor. Din görevlisi yetiştirme amaçlı diyerek açtıkları okullar çocukların zorunlu olarak bu okul türlerine yerleştirildiği yerler haline getirildi. ∗∗∗ 4+4+4 yasası sonrası lise türleri içerisinde yalnızca imam hatip liseleri bünyesinde ortaokul açılabiliyordu. Geçen sene yapılan düzenleme ile meslek liseleri bünyesinde de meslek ortaokulları açılmaya başlandı. Fen, Anadolu, Sosyal bilimler liseleri gibi okul türleri bünyesinde ortaokul açılmıyorken imam hatip ve meslek liseleri bünyesinde neden ortaokul açılıyor? Ya da soruyu tersine çevirerek te sorabiliriz. Cevap ise ideolojik, sınıfsal. Devlet okulları hızla çocuk işçiliğin ve rejime uygun nesil inşasının mekânları haline getiriliyor. Siyasi iktidar tarafından eğitim bir hak değil ayrıcalık olarak görülüyor. Akademik, bilimsel eğitim özel okullardan parayla satın alabileceklerin ulaşabildiği bir meta haline getiriliyor Parasız, zorunlu eğitimin kısaltılması ile ilgili iktidar sözcülerinin, sermaye ve şirketleşmiş tarikat yapılarının kurduğu cümleler açıkladıkları raporda aynı ifadeler kullanılıyor; Eğitim devlet için yük, isteyen eğitimi özel kurumlardan satın alabilir. Sermayenin erken yaşta iş gücüne ihtiyacı var. Devlet okullarının çoğunluğu (en az %60 ifadeleri kullanılıyor) meslek okulu olmalı. Meslek okullarındaki öğrenciler genellikle en yoksul hanelerin çocukları. Sınıfsal oldukları kadar cinsiyetçi iş bölümünün de hâkim olduğu bu yüzden karma eğitimin fiilen ortadan kalktığı mekanlar. Örneğin erkek öğrenciler genellikle makine, motorlu araçlar gibi alanlarda iken kız öğrenciler kuaför ve güzellik, yiyecek-içecek gibi alanlarda. Kız meslek liselerinin ve alan, dal seçimleri ile birlikte tüm meslek liseleri bünyesinde açılan ve açılacak ortaokullarda imam hatip ortaokullarından sonra meslek ortaokullarında da karma eğitimin kaldırılmasının hızlandırılmasının önü açılacak. Amaç sınıfsal. Din de her zaman olduğu gibi çocuk emeği sömürüsü için rıza aygıtı olarak devrede. Onların deyimiyle “Fıtratlarının gereği kadınlar, kız çocukları cinsiyetlerine uygun işleri yapmalı ve dinin gereği karma eğitim olamayan bir sistemde eğitim almalı.” ∗∗∗ Son söz YOL Dergisi’nin Ağustos sayısındaki “Barrack ve BOP’un Kısa Anatomisi” yazısından bir alıntı olsun. “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) açısından işgal ve mezhepçi savaşlar birinci tercih değildi. Piyasanın gerektirdiği istikrar için bölgede radikal İslam’dan çok Müslüman Kardeşler ve AKP gibi yapılar destelendi. Ilımlı İslam’ın aktör olarak seçilmesinin nedenleri üzerine ABD yönetimlerine ve CIA’ya stratejik arge hizmeti veren ‘RAND Cooperation’ adlı düşünce kuruluşu tarafından ‘Sivil Demokratik İslam: Ortaklar, Kaynaklar ve Syratejiler’ başlıklı 88 sayfalık raporda değiniliyordu. Raporu hazırlayan Fuller ve Henze Müslümanları köktenciler, gelenekçiler, ılımlı İslamcılar ve laikler olarak dört gruba ayırıyordu. Köktencileri geçici taktikler dışında desteklemenin doğru olmadığı, gelenekçiler içinde batı değerlerini kucaklamasalar da barışçı bir görüntü verilmesi gerektiği ifade ediliyordu. En dikkat çeken değerlendirmeler ise ılımlı İslamcılara ve laiklere dairdi. Ilımlı İslamcıların küreselleşmeye en fazla eklenmek isteyen kesim olduğu vurgulanarak en uygun vasıta olduğu ifade ediliyordu. Laikler için ise genellikle sol düşünceleri benimsedikleri, o yüzden ABD’ye karşı oldukları ve bu sebeple müttefik olarak kabul etmenin doğru olmayacağı ifade ediliyordu.” Karma eğitimin kaldırılması sınıfsal bir mesele. Onların cümlesiyle yaparsa AKP yapar.