İsrail’in Gazze’deki saldırıları devam ediyor. Dünyanın gözü önünde hastaneler bombalanıyor, bir halk, bebekler, kadınlar açlığa, susuzluğa, ölüme mahkum ediliyor. Buna karşın sözlerin ötesine geçemeyen tepkiler insanlığın binlerce yılda biriktirdiği değerlere, uluslararası belgelere, anlaşmalara sahip çıkamadığını, zorbalığa, kötülüğe engel olamadığını gösteriyor. Söz konusu olan İsrail ve arkasında ABD olunca silahın, paranın gücü insanlığa, yaşama ağır basıyor. BM, uluslararası hukuk çaresiz. Hekimler ses çıkarmaya, katliamları durdurmak için mesleklerinden ve insanlıklarından gelen yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışıyor. Ne kadar yazıp çizsek, uyarsak da kötülüğün sonu gelmiyor. Artık Gazze’de açlık “resmileşti”, kalan son hastaneler de içinde gazeteciler ve yardım personeli ile birlikte bombalanıyor. NASIR HASTANESİ Bu haftanın Gazze için sıradanlaşmış korkunç olayı Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’nin acil servisinin İsrail Güvenlik Güçleri tarafından vurulması oldu. Saldırıda beşi gazeteci, dördü sağlık çalışanı, biri sivil savunma görevlisi olmak üzere 20 kişinin öldüğü belirtiliyor. İsrail ordusunun önce hastanenin dördüncü katını vurduğu, ölü ve yaralılar çıkarılırken ikinci saldırının yapıldığı, gazetecilerin bu saldırıda öldüğü belirtiliyor. Ölenler arasında mezuniyetine aylar kalmış son sınıf tıp öğrencisi Muhammed el-Habibi de var. Hastane çalışamaz durumda, ağır yaralılar oldu, tedaviler yapılamadı. Ne denebilir, ne yazılabilir ki? Önceki yazılarımda İngiliz Tabipler Birliği’nin (BMA) Yıllık Temsilciler Toplantısı’nda (ARM) aldığı önemli kararlara değinmiştim. Dünya Tabipler Birliği (WMA) açıklamalarındaki tıbbi tarafsızlığa aykırılıklara işaret etmiş, İsrail Tabipler Birliği (IMA)’nin de uluslararası raporlarda açıkça ortaya konan Gazze’deki sağlık çalışanlarına ve tesislerine yönelik saldırılara sessiz kaldığını bildirmişti. ARM, IMA ile tıbbi tarafsızlığı teyit edene ve Gazze’deki sağlık hizmetlerine yönelik saldırıları kınayana kadar ilişkileri askıya alma çağrısı yapmıştı. Bu ve TTB dahil tabip birliklerinin çabalarının ve son Nasır Hastanesi saldırılarının etkili olduğu anlaşılıyor ki IMA bir açıklama yapmak durumunda kaldı. IMA üç gün önce, Etik Bürosu Başkanı Dr. Yossi Walfisch imzasıyla Israil Güvenlik Güçleri Komutanı General Eyal Zamir’e bir mektup gönderdiğini bildirdi. Mektupta sağlık kurumlarına, sağlık ekiplerine, hastalara ve masum sivillere verilen zarardan dolayı derin endişe duyulduğu anlatılıyor ve tekrarlamaması için önlemlerin alınması isteniyor. WMA da bu mektuba dayanarak benzer bir açıklama yaptı. Önemlidir. Uluslararası çabaların özellikle güçlü çevrelerden itirazların tutarlı biçimde gelmesinin değerini gösteriyor. BELGELENMİŞ AÇLIK Aylardır Gazze’de çocukların açlıktan ölüm haberleri nedeniyle çığlık atılıyor. Hal böyleyken geçtiğimiz hafta Gazze’deki açlığı, kıtlığı uluslararası olarak teyit eden bir rapor yayımlandı. Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) analizine göre, Gazze’de yarım milyondan fazla insan yaygın açlık, aşırı yoksulluk ve önlenebilir ölümlerin gözlemlendiği kıtlık koşullarına hapsolmuş durumda. IPC, BM ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarından oluşan 21 ortaklı bir girişim. Gıda güvenliği ve beslenmeye ilişkin analizlerin ve karar alma süreçlerinin geliştirilmesini amaçlıyor. Rapora göre Gazze Şeridi boyunca 640 binden fazla insan, Eylül ayı sonuna kadar felaket düzeyinde (IPC Aşama 5) gıda güvencesizliğiyle karşı karşıya kalacak. Ek olarak, 1,14 milyon insan acil durum (IPC Aşama 4), 396 bin insan ise kriz (IPC Aşama 3) koşullarında olacak. Bölgedeki insanların yüzde 39’u günlerce yemek yemediğini, yetişkinler ise çocuklarını besleyebilmek için düzenli bir şekilde öğünlerini atladığını belirtiyor. Yetersiz beslenme, Gazze’deki çocuklar arasında felaket düzeyinde hızla artıyor. Sadece Temmuz ayında 12 binden fazla çocuğun akut yetersiz beslendiği tespit ediliyor. Hamile ve emziren kadınlar tehlikeli düzeyde yetersiz beslenmeyle karşı karşıya, bebekler erken ve düşük kilolu doğuyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Direktörü Qu Dongyu, “Gazze’deki insanlar hayatta kalabilmek için mümkün olan tüm yolları tüketti. Açlık ve yetersiz beslenme her gün can almaya devam ediyor; ekili alanların, hayvancılığın, seraların, balıkçılık ve gıda üretim sistemlerinin tahribatı durumu daha da vahim hale getiriyor. Geniş ölçekli gıda yardımlarına güvenli ve sürdürülebilir erişimin sağlanmasını önceliklendirmeliyiz. Gıdaya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır,” açıklamasında bulunuyor. Acil ateşkes ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması gerekiyor. Sizin anlayacağınız durum korkunç. Dünyanın efendisi rolündeki Trump ve bölge temsilcisi Netanyahu açlıklardan ve katliamlardan kârlı bir mülk, Ortadoğu Rivierası yaratma peşinde. Bu kötülüğü durdurmak insanlığın acil meselesi ve ülke yöneticilerinin “insafına” bırakılacak gibi değil. Herkesin bulunduğu yerden harekete geçmesi gerekiyor.