Meltem Güneş - Konya Meram Devlet Hastanesi’nde göz doktoru olarak görev yapan Hasan Hüseyin Uysal’ın kıyafetini açık bulduğu hastayı “teşhircileri muayene etmiyorum” diyerek odadan çıkarması ile ilgili Sağlık Bakanlığı idari soruşturma başlatıldığını duyuyurken, olayın hukuki, etik ve “ayrımcılık” boyutu tartışılmaya devam ediyor. Konuyu Milliyet’e değerlendiren idare hukukçuları, hastanın elbisesinin “açık” olduğu gerekçesiyle bir hekimin muayeneyi reddetmesinin, eşitlik ve ayrımcılık yasağı, sağlık hizmetine erişim, insan onuru-kişilik hakları, mahremiyet ve etik kurallar bakımından birden fazla hak ihlaline yol açtığını söyledi. Hekimler ise sağlık hizmeti sunumundan çekilebilmenin çok sınırlı durumlarda belli kurallarla mümkün olduğunu fakat burada da önceliğin yine vatandaşın sağlığı olduğunu vurguladı. İlginizi Çekebilir Dr. Hasan Hüseyin Uysal’ın “Hekimin hasta seçme hakkı var, teşhircileri muayene etmiyorum” dediği ve hastanın odasından çıkmasını istediği, hastanın ise Uysal’ın bu ifadelerine tepki gösterdiği anlara dair sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine Uysal hakkında soruşturma başlatıldı. ‘Görevi kötüye kullanma’ Ankara Barosu Genel Sekreteri Avukat Özge Şimşek Çağlayan: Hasta Hakları Yönetmeliği’ne açıkça aykırı. Sağlık hizmetleri verilirken hastaların ırk, din, dil, mezhep, cinsiyet, inançları dikkate alınmaz. Herkes sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahip. Anayasanın ‘eşitlik’ ilkesine de açık bir şekilde aykırılık var. Anayasal güvence altında olan sağlık hakkından vatandaş faydalanamıyor. İdari kurumlar herkese eşit mesafede, eşit şartlarda bazı hakları tanımlamakla görevli. Burada kişinin devletin güvencesi altında olan beden ve ruh sağlığı içinde yaşama hakkının ortadan kaldırıldığını görüyoruz. Ceza Hukuku açısından da görevi kötüye kullanma suçuna sokabiliriz bu durumu. Kamu görevlisi burada görevin gereklerine aykırı davranıyor. TCK’daki ayrımcılık suçu da işleniyor. Kamu görevlisi kişiyi burada bir ayrımcılığa maruz bırakıyor ve işlemi yerine getirmiyor. TTB’den Prof. Alpay: Yeminimiz var Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap: Hekimlik mesleği açısından kesinlikle kabul edilemez. Doktor, hastanın cinsiyetine, kılığına kıyafetine, dinine herhangi bir özelliğine bakarak ‘ben böyle bir hastaya bakıyorum, şöyle bir hastaya bakmıyorum’ deme hakkı yok. Ama şu var hekimler sağlık hizmeti sunumundan çekilebilirler. Bu da çok sınırlı durumlarda belli kurallarla mümkün. Hastanın kendisi ya da yakını hekime şiddet uyguladıysa, o hekimin çekilme var. Ama orada bile hastanın acil durumda olmaması gerekiyor. Hayatı tehdit altında olmamalı. Hastaya bakabilecek bir başka hekimin de bulunması gerekiyor. Ancak bu koşulda çekilebilir. İkincisi de kendisini koruyabileceği kişisel koruyucu ekipmanların temin edilmediği durumda bulaşıcı bir hastalığı olan hastaya bakmayı reddedebilir. Bu iki durumda da hedef yine hastanın sağlık hizmetine ulaşımını sağlamak ve hastayı korumaktır. Çünkü şiddet uygulanan bir hekimin yapacağı işlemler tartışmalı hale gelecektir. Bulaşıcı bir hastalıkta da hekim hayatını kaybederse veya işe gidemezse sonra bakması gereken hastalar sağlık hizmetine ulaşamayacak. Mezun olurken yemin ediyoruz. Bu yeminin yasal bir bağlayıcılığı yok ama vicdani bir bağlayıcılığı var. Hipokrat Yemini’nde söylediğimiz kurallar temel olarak insanların hekimlere güvenini sağlamak için var. Bir hasta doktora gittiği zaman şundan emin olması gerekir ‘herhangi bir nedenle bu doktor benim sağlığım dışında başka şeyle ilgilenmiyor, tek derdi ben ve benim sağlığım ve beni sadece bir insan olarak görüyor.’ ‘Giyim tercihi özel alan’ Avukat Yasemin Berna Aslanbay: Bir hekimin bu şekilde muayeneyi reddetmesi, eşitlik ve ayrımcılık yasağı, sağlık hizmetine erişim, insan onuru, kişilik hakları, mahremiyet ve etik kurallar bakımından birden fazla hak ihlaline yol açar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca özel hayata saygı hakkı kapsamında, kişisel görünüm ve giyim tercihi özel hayat alanına dâhildir; sınırlamalar ancak kanunla, meşru amaçla ve ölçülü olabilir. Bu bağlamda sözleşmenin 14. maddesindeki ayrımcılık yasağı uyarınca, sözleşme kapsamındaki haklardan yararlanmada cinsiyet ve özel yaşam dâhil hiçbir temelde ayrım yapılamaz. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa göre de sağlık kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunması esastır; erişimde eşitlik, ayrımcılık yapılmamasını da içerir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu sağlık dâhil mal ve hizmet sunumunda eşit muameleyi güvence altına alır; ayrımcılık halinde idari para cezası dâhil yaptırımlar öngörür. Devlet Memurları Kanunu ne diyor? 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Tarafsızlık ve devlete bağlılık” başlıklı 7. maddesi, “Devlet memurları görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar” hükmünü içeriyor. Kanunun disiplin cezalarını düzenleyen 125. maddesinde ise, “ Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak, amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etme” durumunda sözkonusu memurun kademe ilerlemesinin 1-3 yıl arasında durdurulması göngörülüyor.