Düzeni koruma retoriğiyle normalleştirilen baskıcı rejimler, korkuyu bir yönetim tekniğine dönüştürürken insanların birbirine temas edebildiği kamusal alanı sessiz ve sinsi biçimde daraltır. Bu yazı, kötülüğün yalnızca ‘hastalıklı bir zihnin’ ürünü olmadığı; aksine modern iktidar mekanizmaları içinde kurumsallaşarak bir siyasal rasyonaliteye dönüştüğü fikrini psiko-politik bir çerçevede özetleme çabasından ibarettir. Malign (habis) narsisizm, yalnızca kıyıcı bir kişilik […]