Ramazan ayıyla birlikte okullarda hayata geçirilen dini içerikli uygulamalar eğitim emekçileri ve sendikaların tepkisini çekmeye devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen yazıyla, okullarda “ramazan temalı etkinlikler” düzenlenmesi isteniyor. AKP’nin ramazan ayında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 81 ile gönderdiği yazıda, eğitim kurumlarında ramazan ayına yönelik etkinliklerin planlanacağı duyuruldu. Öğretmenler ise karara tepki göstererek okulların uzun süredir “cemaat ve vakıf projeleriyle kuşatıldığını” hatırlattı. Planlanan programlara göre okullarda ortak iftar sofraları kurulacak, oruç tutan öğrenciler için tutulan oruçların sayıldığı karneler hazırlanacak, dini içerikli sunumlar yapılacak ve çok sayıda dini etkinlik eğitim ortamına taşınacak. Sendikadan boykot çağrısı: 'Verilen görevleri yerine getirmeyeceğiz!' Konuya ilişkin tepkilerden biri de Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası’ndan geldi. TÖB-SEN, geçtiğimiz günlerde yaptığı genel kurul toplantısında, üyelerine söz konusu etkinliklere katılmama çağrısı yaparak bu uygulamalardan imtina edeceklerini açıkladı. Konuya ilişkin soL’a değerlendirmelerde bulunan TÖB-SEN Genel Başkanı Deniz Ezer , şu ifadeleri kullandı: Bu uygulamalar pedagojik, hukuki ve toplumsal açıdan ciddi soru işaretleri barındırmaktadır. Öncelikle, eğitim kurumları tüm yurttaşlara eşit mesafede, bilimsel ve laik bir anlayışla hizmet vermek zorundadır.” TÖB-SEN Genel Başkanı Deniz Ezer Dua ederken fotoğraf, ramazan topu, iftar temalı resim Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara ilettiği genelgelerde yer alan talep ve önerilerin kapsamı dikkat çekiyor. Öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde camilere götürülmesi, ramazan ayına ilişkin dini kavramların öğretilmesi ve çeşitli söyleşiler düzenlenmesi planlanıyor. Özellikle okul öncesi öğrencilerden, aileleriyle birlikte “ramazan hazırlığı yaparken ya da dua ederken” fotoğraf çektirip okula getirmelerinin istenmesi de uygulamalar arasında yer alıyor. Fotoğraf getiremeyen çocuklardan ise sınıfta bu temaya uygun resimler yapmaları talep ediliyor. Ayrıca “iftar”, “sahur” ve “ramazan topu” gibi kavramların çeşitli etkinliklerle öğrencilere öğretilmesi de planlanan faaliyetler arasında bulunuyor. Gerici uygulamalara, laik ve bilimsel eğitimin tasfiyesine karşı gerçekleri takip etmek için soL’a abone olun. Kamusal eğitimi savunan, emekçilerin ve öğrencilerin sesini büyüten bağımsız gazeteciliğe güç verin. ABONE OL 'Laiklik yalnızca ilke değil, güvencedir' Bu uygulamalara katılmayacaklarını vurgulayan Deniz Ezer, şu değerlendirmelerde bulundu: Devlet okullarında belirli bir inanç pratiğinin merkezine yerleştirildiği etkinliklerin zorunlu ya da fiili zorunluluk yaratacak biçimde organize edilmesi, anayasal laiklik ilkesini zedelemektedir. Laiklik yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılığı değil; aynı zamanda kamusal eğitim alanının tüm inançlara ve inançsızlıklara karşı tarafsız kalmasının güvencesidir.” Ezer, özellikle okul öncesi çağdaki çocukların dini ritüellerle özdeşleştirilmiş görseller getirmeye yönlendirilmesinin pedagojik açıdan sakıncalı olduğuna dikkat çekti. Bu yaş grubundaki çocuklar soyut kavramları yeni yeni anlamlandırmaktadır. Ailelerin inanç pratiklerini belgeleyip sınıf ortamına taşımaya zorlanması; farklı inançlara sahip ya da herhangi bir inanca mensup olmayan çocukların kendilerini dışlanmış, eksik ya da ‘öteki’ hissetmelerine zemin hazırlayabilir. Eğitim ortamı, hiçbir çocuğun kimliği nedeniyle ayrışmadığı, kendini baskı altında hissetmediği bir alan olmalıdır.” TÖB-SEN son yaptığı genel kurul toplantısında aldığı kararla, Bakanlığın talep ettiği gerici uygulamaların kanuna aykırı olduğunu belirterek, bunları yerine getirmeyeceklerini ifade etti. Kamu kaynakları belli bir inanç sistemi için tahsis ediliyor Deniz Ezer, hedeflenen uygulamaların kamusal eğitim anlayışıyla bağdaşmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: Eğitimin temel amacı; eleştirel düşünme becerisi gelişmiş, bilimsel yöntemi esas alan, sorgulayan bireyler yetiştirmektir. Bilimsel ve laik eğitimden uzaklaşılarak dini referanslı etkinliklerin kurumsal bir programa dönüştürülmesi, eğitimin evrensel niteliğine zarar vermektedir. Kamusal kaynakların ve okul ortamlarının belirli inanç biçimlerinin yaygınlaştırılması için kullanılması kabul edilemez.” 'Bu faaliyetlere katılmak zorunda değiliz' TÖB-SEN Genel Başkanı Deniz Ezer, sendikanın bu uygulamalara karşı aldığı kararı şu sözlerle duyurdu: Bu uygulamalar, çocukların inançları ve ailelerinin yaşam tarzları üzerinden ayrıştırılmasına zemin hazırlamaktadır. Eğitim kurumlarının görevi; öğrencileri herhangi bir inanç ya da yaşam biçimi doğrultusunda yönlendirmek değil, eşit, bilimsel ve laik bir eğitim ortamı sunmaktır. Bu nedenlerle, okullarda çocukların inançları üzerinden ayrıştırılmasına karşı eylem kararı almış bulunuyoruz. Yönetim kurulumuzun kararı doğrultusunda üyelerimiz bu tür faaliyetlere katılmak zorunda değildir.” Ezer, sendika olarak bu uygulamalara ortak olmayacaklarının ve bu faaliyetlerde yer almayacaklarının altını çizdi. Laik bir eğitim için mücadeleye devam edeceklerini belirten Deniz Ezer, bakanlığın talep ettiği uygulamaların Milli Eğitim Temel Kanunu'na aykırı olduğunu vurguladı.