No panic akıllı ol yeter!..

Türkiye’nin bölgede daha da güçlenmesinden, Filistin davasındaki kararlı duruşundan rahatsız olan katil Netanyahu hepten şuursuzlaştı...Türk savunma sanayinin geldiği nokta ve Somali semalarında uçan Türk F-16’ları nedeniyle o kadar derin bir psikoz içinde ki; hezeyan, korku-panik zirve yapmış, hafıza kaybı da epey ilerlemiş durumda... Gerçekleri görmek istememek, kabullenememekten kaynaklı kendi yalan dünyasına hapsolmuş bir görüntü içinde... Sıklıkla gördüğü halüsinasyonlarda ağırlıkla Trump’la birlikte görüntü vermek ve ABD’nin gölgesinde kendini bir halt sanma ya da öyle varsaymak üzerine... Onun için de sürekli Washington’da, Beyaz Saray’ın kapısında... Ön kapı, yan, arka kapı fark etmiyor, sürekli zorluyor.. Kafayı sıyırmış bir vaziyette Trump’tan “Türkiye’yi Suriye’de engelle”, “Gazze’ye TSK’yı sokma”, “Türkiye’ye F-35 satma” gibi hiç olmayacak şeyler istiyor.. Dolayısıyla bu hastalıklı ruh haliyle Trump’ı da bıktırdı. Son Washington denemesinde karşılaştığı muameleyle de hem kendisini hem de ülkesi İsrail’i küçük, komik hale düşürdü... Aynı hastalıklı ruh hali Netanyahu’nun yakın çevresi ve sahibinin sesi İsrail medyasına da yansımış durumda... Gün geçmiyor ki İsrail medyasında Türk savunma sanayii atılımları, ürünlerine olan ilgi ve tedirginlik haberleri, analizler yer almasın… Mesela daha yeni bir haber sitesinde yayımlanan analizde Türkiye’nin Cenk füze programına geniş yer verildi. 2 bin kilometre menzilli balistik füzenin Tel Aviv dahil İsrail’in topraklarının tamamını menzil içine aldığına dikkat çekildi. Buna bağlı yapılan yorumlar da şu şekilde: “Topraklarımızın tamamı menzil içinde. İsrail’in savunma sistemi yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyabilir...” ★★★ Netanyahu ve onun gibi hastalıklı kafaların rahatsızlığına, Türkiye korkularına bakıldığında denilecek tek şey şu aslında: Sadece savunma sistemi değil İsrail’in insani anlamda kafasını da sil baştan değiştirmesi gerekir… Nedir onlar? Yok saydığı, tanımadığı uluslararası hukukun temel ilke ve esaslarına bağlı kalmak. Sapkın idealler peşinde koşmaktan vazgeçmek. Kafasına göre istediği yere saldırıp başka ülkelerin topraklarına göz dikmemek... Komşularının toprak bütünlüğüne saygı göstermek. Terör devleti faaliyetlerine son vermek, masum insanları, çoluk çocuğu katledip, soykırım yapmamak… Dünyanın gözü önünde çocukları, bebekleri aç susuz bırakıp ölüme terk etmemek, sağlık hizmetlerine erişimlerini engellememek... Önce insan olmak yani... Türkiye ancak o zaman İsrail’i de bu coğrafyadaki diğer devletlerden biri olarak görebilir… Bu kadar basit... Üstelik diğerine göre maliyeti çok düşük, kazancı da yüksek... Yoksa İsrail aynı kafayla devam ederse demir kubbeye yenilerini eklemek ya da daha başka sistem hesapları, takviye yapmak falan hikâye. Çok güvendikleri demir kubbenin yıllardır ambargo altındaki İran’ın füzelerine bile nasıl yetersiz kaldığı ortada zaten.. Delik deşik oldu, ABD ve İngiltere’nin desteği olmasaydı İsrail açısından sonuç çok daha vahim olabilirdi... ★★★ Dolayısıyla; Netanyahu ve aynı hastalıklı kafaya sahip avanesi açısından en akılcı yol “Bana saldıracaklar, benim topraklarıma göz diktiler, füze menzilindeyiz” paranoyaklığıyla yardım dilenip düşmanlık yaratmak ve sürekli savaşı tetiklemek değil, Türkiye’nin dostluğunu kazanabilmek... Türkiye’nin ne İsrail’e ne de bir başkasına gizli-aleni saldırma planı ya da hazırlığı falan yok... Hele de İsrail gibi bir başka ülkenin topraklarını işgal niyeti, çabası kimsenin aklından dahi geçmiyor... Kendi toprak bütünlüğünü korumak, ülke bekası derdinde... Topraklarıma göz diken ya da bölgede ülkeme tehdit yaratacak tezgâh kumpas peşinde koşan olursa canına okurum diyor… Bunun için de ekstra bir hazırlığa falan da ihtiyacı yok zaten... Ankara şimdilik ne Türkiye’ye ne de bölgede Türkiye’ye rağmen bir şey yapamazsınız duruşu, kararlığı gösteriyor sadece... Bu gerçeklikte de Netanyahu adına verilmesi gereken kritik karar ise şu: Türkiye’nin dostluğu mu düşmanlığı mı? Tercih ilki ise kolay…No panic, akıllı ol yeter...