Günümüzde başarma filli “görünürlük” denen kavramın içine hapsoldu. Görülmediğimizde neyi nasıl başardığımızın hiçbir önemi kalmıyor... İnsanlık tarihi boyunca “başarı” kavramı farklı şekillerde tanımlandı. Toplumda saygı görmek, finansal rahatlık, aile kurmak, huzur içinde yaşayabilecek imkanlar yaratmak, usta bir sanatçı, savaşçı veya zanaatkar olmak gibi. Ancak günümüzde başarma filli “görünürlük” denen kavramın içine hapsoldu. Görülmediğimizde neyi nasıl başardığımızın hiçbir önemi kalmıyor. Görülmenin en kestirme yolu da sosyal ağlar. Eğer oralarda aktif değilsek, işimizde iyi olmadığımız varsayılıyor. Twitter’da takipçi kasan, etkileşim yaratmaya çalışan bilim insanları görmemizin nedeni de biraz bu. Tiktok’ta algoritmanın huyuna ve suyuna göre hazırladığımız ve görüntü üzerine mıymıy konuştuğumuz videolar milyonlarca izlendi diye bu sistem bizi el üstünde tutabiliyor. Ama çok önemli bir hastalığa çare bulsak bile, bunun sanal alkışlarını toplayamadığımızda başarılı hissedemiyoruz. Bir örnek vereyim: Otomatik olarak saygı ve başarı kavramlarıyla birlikte anılan bazı meslekler var. Doktorluk gibi. Ancak az önce anlattığım sebeplerden ötürü doktor olmak bile bazı doktorlara artık yetmeyebiliyor. Görünür olmak gerekiyor. Sosyal medya kanalları açılıyor, bilgi paylaşımları yapılıyor. Gayet doğal. Ancak bu da tek başına popülerlik getirmiyor. Peki ne yapmak gerek? Sosyal medya algoritmalarının bazı bilinen kuralları var. Öfke oltalarına para ödeyen Twitter bunun en azılı örneği olsa da, kullandığımız tüm platformlarda benzer formüller çalışıyor. Bir içeriği beğenmemiz algoritma için zayıf bir tepki; onu tatmin etmek için etkileşmeli, yorum yazmalı, videoyu arkadaşımıza göndermeliyiz. Bunun için de tartışmalı, tepki ve infial yaratacak, şaşırtıp ters köşe yapacak söylemlere ihtiyaç var. Buraya nereden geldim? Geçtiğimiz günlerde karşıma bir reel videosu çıktı. Bir doktor, kendi alanı dışında bir konuya yorum yapıyordu. Uzun yıllardır kahve içmediğini söyleyen doktorumuz, kahvenin birçok hormonu azalttığını söylüyor, özellikle de tiroidden bahsediyordu. Kahvenin sayısız zararını anlatan doktor, cümle aralarında şu kelimeyi tercih ediyordu: “Net.” Netlik artık çok önemli, kendinden emin olmak. Çünkü dijital dünyamızda bilgiye olan güveni tesis eden şey özgüven. İnsan sağlığı ile ilgili bilgiler verirken “Kahve içerken temkinli olmak gerekir, tiroid rahatsızlığı olanlar bunlara dikkat etmeli, ancak X konularda da sağlığa faydası kanıtlandı” gibi bilimin yanlışlanabilirliğinden güç almak algoritmaları gıdıklamıyor. Netlik lazım. Bilginin doğru olmasına da gerek yok. Şaşırtması ve bizi etkileşime sokacak duyguları tetiklemesi yeterli. Videoda başka iddialar da mevcut. Kahvenin erkeklerde testosteronu düşürmesi gibi. Kahvenin Parkinson’u engellemediği gibi. Ereksiyonu bozduğu gibi. Odaklanmayı azalttığı gibi. Kahve dükkanlarında sıra bekleyen erkeklerin göbek ve memesinin kahveyle ilgisi olması gibi. “Korkunç bir şey” diyor doktor. Kahve gerçekten korkunç bir şeyse biz sıradan insanların bunu bilmeye gerçekten ihtiyacı var. Ama ya “görünürlük eşittir başarı” tuzağına düşmüş uzmanların verdiği “netlik” nedeniyle yanlış bilgilere maruz kalıyor ve sağlığımızla ilgili yanlış kararlar alıyorsak? Bu bir miktar riskli çünkü söz konusu video 6 milyon izlendi ve 550 bin kişi bu bilgiyi bir arkadaşına yolladı. Bilginin doğruluğu hakkında ne biliyoruz peki? Söz konusu iddiaların aksini söyleyen veya onları kısmen çürüten birçok bilimsel çalışmaya rastladım. Hepsine burada yer vermek mümkün değil ama tek bir referans bile yeterince açıklayıcı. 2017'de British Medical Journal ’da (BMJ) yayımlanan bir şemsiye derleme (201 meta analizin, meta analizi) şunu söylüyor: “Kahve tüketimi; parkinson, alzheimer, tip 2 diyabet, depresyon, karaciğer kanseri, kardiyovasküler hastalık dahil onlarca sağlık sorununda koruyucu ya da nötr ilişkilerle eşleşiyor." Hamilelik ve kadınlarda kemik kırığı gibi özel durumlarda bir risk oluşabildiği de çalışmada belirtilmiş. (Çalışmanın özeti burada: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29167102/ ) Peki BMJ’deki bir bilimsel yayın ne anlama geliyor? Şöyle diyeyim; tıp dünyası için BMJ'de yayımlanmak, bir gazetecinin New York Times'ta manşet olmasına yakın bir ağırlık taşıyor. Ancak belli ki Instagram’da 6 milyon izlenmek kadar başarılı kabul edilmiyor.