Gökay BAŞCAN Polen Ekoloji Kolektifi, yapılan operasyonların ardından arkadaşlarının tutuklanmasına tepki gösterdi. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde yapılan Eş Sözcüler Derya Sever ve Levent Büyükbozkırlı tarafından okunan basın açıklamasında, “Bu saldırı, şüphesiz işçi sınıfının, kadın ve LGBTİ+ özgürlük mücadelesi sürdürenlerin, ekolojik yıkıma karşı yaşamı savunanların, hayvan özgürlüğü mücadelesi verenlerin, Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin, göçmenlerin ve tüm ezilenlerin özgürlük ve eşitlik mücadelesinin örgütlü iradesine yönelik bir tasfiye girişimidir” denildi. 3 Şubat’ta başlayan ve 22 ile yayılan operasyonlarda, doğa ve yaşam savunucuları Yağmur Apa, Pınar Gayip, Aytaç Sarıkaya, Aynur Ergül, Can Tekin, Cemil Aksu, Cemre Nayir tutuklanırken Tuğçe Eylem Ceylan’a ise ev hapsi verildi. 17 Şubat sabahı yine Polen Ekoloji Kolektifi üyeleri Çise Yıldız ve Yücel Kurşun da Balıkesir’deki bir dosya gerekçesiyle gözaltına alındı. Toplamda Polen Ekoloji ve Bakırtepe Çevre Platformu’ndan yaşam savunucularının da bulunduğu toplam 100 kişiden 82’si tutuklandı. Gözaltı ve tutukluluk sürecinde arkadaşlarının fiziki ve psikolojik şiddete mmaruz bırakıldığı, eşyalarına el konulduğu ve beraberinde birçok hukuksuzluk yaşandığı belirtilen açıklamada, “Bu siyasi polisin çetevari uygulamaları, savcıların hiçbir hukuki zemini, gerekçesi olmayan iddianame ve kararları son yıllarda normalleştirilmeye çalışılıyor, biliyoruz, görüyoruz. Türkiye’de rejim krizini, sıkışmışlığını, olası kitlesel halk tepkisini örgütleyecek her türlü örgütlü gücü dağıtarak aşmaya çalışıyor, biliyoruz, görüyoruz. Kitlelerin bir arada durduğu, halkın mücadeleye katıldığı kanallar, kolektifler kurusun, etrafında kimse durmasın isteniyor, biliyoruz, görüyoruz. Korku, sindirme, kaba şiddet Türkiye’de devletin yönetme biçimi olarak günlük yaşamın parçası haline getirildi, yaşıyoruz. Ama buna rağmen herhangi bir yanda yanmayan bir çoban ateşi gördünüz mü? Her yerde yanıyor, her yerde insanlar halen örgütlenme kanallarına su taşıyor, bedel ödemekten çekinmiyor. Güncel sınıf mücadelesi dengeleri bu şiddeti püskürtmeye yetmiyor biliyoruz, ama bu sistemin kendi çelişkilerini üreten, kendi mezar kazıcılarını yaratan bir sistem olduğunu da biliyoruz ve tam da mücadeleye olan inancımız bu tarihsel gerçekliğe olan bağlılığımızdan geliyor” ifadeleri yer aldı. YAŞAM ALANLARI İŞGAL EDİLİYOR Tutuklu arkadaşlarının verdiği mücadeleye dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Emperyalist kapitalist sistemin savaş tamtamlarını dünyanın dört bir yanında yüksek sesle çaldığı şu günlerde aynı zamanda, işbirlikçi devletlerin hizmetçisi olduğu dünya tekelleri yaşam alanlarımızı işgal ediyor ve her yanımızı maden sahası haline getiriyor, yeşil enerji diye GES, RES, JES ve hatta nükleer için el koyuyor. Ormanlar, meralar ve sulak alanlar yağmalanıyor. Barınma, ulaşım, su ve enerjiye erişim açısından yetersiz, sokakları suça bulanmış kentlerde her şey bırakılıp sokak hayvanları ölüm kamplarında katlediliyor. Şirketlerin el koyduğu topraklarda, savaşlarla yerle bir edilen bölgelerde, iklim değişikliği nedeniyle felaketlerin vurduğu yerlerde tutunamayan binler, on binler yerinden edildikten sonra açlık ve sefalet koşullarına mahkum ediliyor, tüm işçi sınıfı da bu kölelik koşullarında sömürüye razı edilmeye çalışılıyor. İşçiler her gün iş yerlerinde böyle katlediliyor, meslek hastalıklarıyla yavaş yavaş öldürülüyor, çocuk işçiler MESEM’lerde düşük maliyetli, gözden çıkarılabilir bir iş gücü olarak sayılıyor.” MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Bu saldırılara karşı Polen Ekoloji Kolektifi olarak; yürüttüğümüz yaşam mücadelesine ve işçilerin, ezilen tüm kesimlerin verdiği meşru mücadeleye devam edeceğimizi duyuruyoruz. Arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması ve bu süreçte kurumsal ve bireysel yaşadıkları zararın tazmin edilmesi taleplerimiz için dayanışma ve bir arada durma irademizi tekrar tekrar karşınıza çıkaracağız. Tüm demokrasi güçlerini ve ekoloji örgütlerini, bu saldırılara karşı durmaya ve birlikte hareket etmeye çağırıyoruz. Tutsak yaşam savunucularına, tutsak sosyalistlere özgürlük. Baharı getiren Polenleriz, tutsaklık duvarlarını aşarız.”