Vitor Pereira, ilk kez Fenerbahçe’nin başında olmadığı bir maça çıkıyordu Kadıköy’de. Daha acayibi geçen sezon Manchester City kalesini paylaşan Ederson ve Ortega karşı karşıyaydı. Tedesco ve yardımcıları için kolay değildi iş. Pereira’nın ilk resmi maçı olacaktı Forest’ın başında. Hangi maçı, neyi analiz edeceklerdi? Zaten oyunun başlamasıyla birlikte bu şaşkınlık Fenerbahçe’ye yansımış gibiydi. Forest önde baskı uyguluyor, Fenerbahçe’nin pas opsiyonlarını azaltıyordu. Bu baskıyı aşmanın yolunu bulamıyorlardı. Bir kez topu kaptılar. Kontraya çıkacakken kaptırdılar. Sonunda top Fenerbahçe ağlarındaydı. Skriniar’ın çıkışından sonra yerine giren Çağlar da takıma uyum sağladı hemen! Bir iki kez topa sahip olarak öne gitmeye çalıştı Fenerbahçe. Ama her seferinde top bir şekilde kendi kalesine geliyordu. Devrenin sonunda gelen golde de basit bir duran top numarasına kurban gittiler. Tedesco’nun ikinci yarı yaptığı değişikliklerin de faydası olmadı. Açıkçası asıl sorun oyunculardan çok doğru oyunu bulamamaktı. Ha Cherif’in ikinci yarının başında bulduğu pozisyon gol olsa bir şeyler belki değişebilir miydi? Seyirci coşkusu, rakip şaşkınlığı derken belki. Ama o ilk heyecanın ardından gelen golle birlikte Forest rahatladı. Pereira istediği oyuncu değişikliklerini korkmadan yapabildi. Fenerbahçe belki de Tedesco geldiğinden bu yana en kötü maçını oynadı. Hem de Tedesco, kendi takımına bu kadar hakimken. Önce de söylediğim gibi bu yenilgi, hocaya yazar. Ancak yine de kötü takımda çok kötüler vardı. Daha birkaç yıl önce Premier Lig’de yılın 11’ine seçilen Çağlar, futbol oynamayı unutmuş gibi. Semedo, Mert ve Talisca da ekstra kötüler arasındaydı. Kısacası Tedesco ne maçın başında ne de ortasında rakibi çözemedi ve yenilgiyi hazırladı. Görünen o ki Fenerbahçe, bundan sonra lig ve kupaya ağırlık verecek.