Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre, serbest bölgeler de dahil edildiğinde makine imalat sanayisinin konsolide ihracatı, ocakta yıllık bazda yüzde 3,3 artışla 2,2 milyar dolara çıktı. Makine ihracatı geçen ay miktar bazında yüzde 13,8 azalırken kilogram başına ortalama ihracat fiyatının 8,9 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine gelmesi sayesinde gelirde artış yaşandı. Ocak ayındaki yükselişle beraber, yıllıklandırılmış makine ihracatı 29 milyar dolara yaklaştı. Yılın ilk ayında en yüksek ihracat 283 milyon dolarla yüzde 12,2 artışın yaşandığı Almanya oldu. ABD'ye ihracat yüzde 66,9 yükselişle 183 milyon dolara yükselirken İtalya da 100 milyon dolar sınırının aşıldığı ülkeler arasında yer aldı. Irak'ta yüzde 40, Rusya'da ise yüzde 36,5 düşüş yaşanması dikkati çekti. Bankada parası olanlar dikkat! Faizde ibre değişti: İşte son oranlar Alt sektörlere bakıldığında en yüksek ihracat artışı yüzde 77,6 ile turbojet ve hidrolik silindirde yaşanırken onu, yüzde 12,6 ile inşaat ve iş makineleri, yüzde 11,6 ile pompa ve kompresörler, yüzde 8,5 ile içten yanmalı motorlar ve aksamları izledi. Oransal olarak ihracatın en fazla düştüğü alt dallar ise "takım tezgahları" ile "yük kaldırma, taşıma ve istifleme makineleri" olarak kaydedildi. "Made with EU' vurgusuna destek olmalıyız" Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, ihracat verilerine ve sektördeki gelişmelere ilişkin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel ticaret üzerindeki baskının yükselen tarifeler, politik belirsizlikler ve sıkılaşan düzenlemeler nedeniyle bu yıl da devam etmesini beklediklerini söyledi. Yatırım mallarına yönelik talebin tüm dünyada daha temkinli seyrettiğini kaydeden Karavelioğlu, "Böyle bir konjonktürde finansman imkanları, pazar erişimi, teknik mevzuat uyumu ve tedarik güvenliği gibi konular fiyattan daha önemli rekabet unsurları haline geldi." dedi. Karavelioğlu, "daralan talebe uyum sağlamanın değil yeniden şekillenen ticaret mimarisinde kalıcı ve güvenilir bir konum tahkim etmenin" kendileri için öncelikli olduğunun altını çizerek Avrupa Birliği'nde "kamu alım ve desteklerinde AB menşeli ürünlerin ve düşük karbon kriterlerinin" öne çıkmasının Türk makinecilere etkilerine işaret etti. AB'nin "Made in EU" yaklaşımına birlik içinden gelen itirazları anlatan Karavelioğlu, "Made in EU' yerine 'Made with EU' vurgusu yapan bu çevrelerin, Avrupa sanayisinin uluslararası entegrasyonunun zayıflatılmaması savına, küresel tedarik zinciri içinde AB'nin en güçlü stratejik ortaklarından biri olarak mutlaka destek olmamız gerekiyor." diye konuştu. "Maliyet kontrolü dengesi Türkiye dahil edilmeden kurulamaz" Kutlu Karavelioğlu, AB'nin son dönemde farklı ülkeler veya bölgelerle imzaladığı ticaret anlaşmalarının Türk üreticilere muhtemel etkilerine değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların Gümrük Birliği ortağı olarak Türkiye'yi de içermesi gerektiği konusunda yürütülen diplomatik ve teknik girişimler son derece kıymetli. Tek pazarın derinleştirilmesi hedefi konuşulurken AB ile üretim, yatırım ve standart düzleminde bu kadar iç içe geçmiş bir ortağın dışarıda bırakılmasının rasyonel bir tercih olmadığının anlaşılacağına inanıyoruz. Rekabetçiliğin bir ayağı korumacılıksa diğer ayağı maliyet kontrolüdür ve bu denge Türkiye dahil edilmeden kurulamaz." Karavelioğlu, küresel imalat PMI verilerindeki toparlanma kırılgan olsa da bazı merkezlerde yön değiştirme sinyalleri verdiğini belirterek "Almanya'da özellikle otomotiv ve makine sektörlerindeki toparlanma, bölgede uzun süredir devam eden daralmanın sona erebileceğine dair olumlu sinyaller veriyor." ifadelerini kullandı. Bu süreçte Türkiye'nin yapması gerekenlere ilişkin Karavelioğlu, "Türkiye için doğru strateji; Avrupa ile derin entegrasyonun sağladığı üretim kabiliyetini yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarıyla güçlendirirken Gümrük Birliği’ni pazar erişimi ve eşit rekabet koşulları temelinde güncelleyecek bir yaklaşımı kararlılıkla savunmaktır. Mesele dışarda kalmamak değil masada kararın tarafı olmaktır." değerlendirmesini yaptı. "Atıl durumdaki üçte birlik kapasitemizi ekonomiye kazandırmalıyız" MAİB Başkanı Karavelioğlu, Türk makine sanayisinde maliyet baskısının genel imalat ortalamasının üzerinde seyrettiğini belirterek üretimde ve kapasite kullanım oranında gerileme yaşandığını söyledi. Dünyada birçok ülkenin iç pazarını güçlendirmeye yönelik önlemler aldığını vurgulayan Karavelioğlu, böyle bir süreçte Türkiye'nin makine ithalatının arttığını anlattı. Karavelioğlu, "Atıl durumda bulunan üçte birlik kapasitemizi ekonomiye kazandırmak için her türlü politika aracını kullanmayı gerekli ve meşru görüyoruz. Çünkü ilave gümrük vergilerimizin seviyelerinin düşüklüğünü mütekabiliyet ekseninde tartıştığımız yılların sonuna geldik." diye konuştu.