Türkiye’deki baskı ortamına rağmen, hatta belki biraz da bu yüzden, son 10-15 yılda çok iyi muhabirler yetişti. Bunların bir kısmı emeklerini BirGün’de değerlendiriyor ya, bundan çok büyük mutluluk ve onur duyuyorum. İsmail Arı, bu dürüst ve cesur gazetecilerden biri. Bu kara günlerden çıkmamızda, iktidarın bayram ziyaretinde gözaltına alacak kadar korktuğu bu arkadaşlarımızın tarihe düştüğü kayıtlar önemli bir yere sahip olacak. Dirençlerine saygıyla... *** Bu yılın Ocak ayında, Hollywood’un dev yapım firması Warner Bros.’un Netflix tarafından satın alındığını yazmıştım. O günlerde takipçisi olduğum ulusal ve uluslararası basın-yayın organları bu konuda öyle net haberler yayımlamıştı ki, yazıda şöyle demiştim: “Sonuçta ‘Netflix Warner Bros’u alıyor’ haberiyle ‘Aldı!’ haberi arasında her şey o kadar hızlı gelişti ki, ortada nasıl bir katakulli döndüğünü bırakın anlamayı, tartışamadık bile!” (Çok ciddi bir bahis..., 05/01/2026) Ama Şubat sonunda, Netflix’in WB’yi almaktan vazgeçtiği duyuruldu. Böylece okurlara yanlış haber sunmuş oldum. Özellikle son birkaç yıldır çok yanlış yapıyorum, hepinizden özür dilerim. WB’nin satış işleminde şimdi sadece diğer Hollywood devi Paramount’un adı geçiyor. Paramount, “Tekelleşme olacaksa onu da biz yaparız!” demeyi sürdürüyor. Umarım bu haber de yanlış çıkar. Çünkü... ‘Çünkü’sü için en güzel açıklamayı, bundan 136 yıl önce, bilim-kurgu edebiyatının ustalarından Jules Verne yapıyor. *** 2890’da Amerikalı Bir Gazetecinin Günü adlı öyküde Jules Verne, Francis Benett adlı bir gazete patronunun 25 Temmuz 2890 günü yaşadıkları üzerinden, bin yıl sonranın dünyasına dair tahminlerde bulunur. Bilimsel gelişmeleri dikkatle takip eden Verne, görüntülü telefon, atsız gidebilen arabalar, otobanlar ve sivil havacılıktaki gelişmelerin yanı sıra, biyolojik silahlar ve elektrikli sandalye gibi ölüm teknolojisi hakkında da isabetli şeyler söyler. Ama en önemlisi, henüz tarihin en ünlü ve korkunç basın tröstü Hearst bile ortaya çıkmamışken, basındaki tekelleşmeye dair epey ürkütücü öngörüleri vardır. Dönemin ünlü gazetelerinden New York Herald, bin yıl sonra artık Earth Herald adını taşımaktadır. Gazetenin sahibi Benett, politikacıların da kabullenip boyun eğdiği propaganda gücü sayesinde tüm dünyayı yönetmektedir: “Gazetenin muhtelif kollarının teftişini bitiren Francis Benett, Amerikan hükümeti tarafından akredite edilmiş, tam yetkili büyükelçi ve bakanların kendisini bekledikleri kabul salonuna geçti. Bu beyler sınırsız güce sahip müdürden tavsiye almaya geliyorlardı. Francis Benett salona girdiği esnada, belli bir hararetle tartışıyorlardı. ...’Bunu biliyoruz, Bay Benett,’ diye cevap verdi Rus elçisi, ‘ama insanın her istediği olmuyor ki! Biz de Doğu sınırımızda Çinliler tarafından itildiğimiz için, ne pahasına olursa olsun Batı’ya doğru bazı teşebbüslerde bulunmamız lazım...’ ‘Sorun sadece bu mu, beyefendi?" diye karşılık verdi, Francis Benett, koruyucu bir ses tonuyla. ‘Pekala! Madem Çinli nüfusun artışı dünya için bir tehlike teşkil ediyor, Göğün Oğlu üzerinde baskı kurarız. Uyruklarına, aşılmasının cezası idam olan azami bir doğum kotası koyması gerekecek. Bu, durumu telafi edecektir.’" (Bütün Öyküler, Çev: Hakan Tansel, Alfa Yay., s. 456-7) Trump’ı epey andıran Benett, dünyayla yetinmeyip tüm güneş sistemine göz koymuştur: "’Ay’da kimsenin yaşamadığını mı iddia ediyorsunuz?’ ‘En azından bize gösterdiği yüzünde, Bay Benett. Kim bilir, öbür yüzünde...’ ‘Tamam, Corley, bundan emin olmanın gayet basit bir yolu var...’ ‘Nedir o?..’ ‘Ay’ı döndürmek!’ Ve o gün, Benett fabrikasının bilginleri, uydumuzun ters dönmesini sağlaması gereken mekanik yöntemlere odaklandılar.” (s. 453) Benett karakterinin enerji, turizm ve inşaat alanlarında da yatırımları vardır: "’Bir düşünelim... Vaktim var,’ diye cevap verdi Francis Benett. ‘Niagara’daki akümülatör fabrikama götürün beni.’ Francis Benett yarım saat içinde Niagara’daki, çağlayanların gücünü enerji üretiminde kullandıktan sonra tüketicilere satan veya kiralayan fabrikasına varmıştı.” (461-2) Çılgın projeleri de çok sever: “Aklında bütün bir şehri tek parça halinde nakletmek vardı. Somut olarak, denizden on beş mil kadar içerdeki Staaf kentinin, raylar üzerinde kıyıya kadar taşındıktan sonra, bir tatil sitesine dönüştürülmesi söz konusuydu. Bu sayede, inşa edilmiş ve edilecek araziler büyük bir artı değer yaratacaktı. Bu projeyi cazip bulan Francis Benett işe yarı yarıya ortak olmayı kabul etti. (s. 463) *** Verne bu karakteri alaycı bir tavırla ele alıyor, ama bu alaycılık, olayın ürkütücülüğünü hiç azaltmıyor ne yazık ki... Ve düşünün, 1890’da henüz sinematograf icat edilmemiş, Warner Kardeşler daha Kanada’dan ABD’ye göç etmemişlerdi bile!