AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Rize’de, 2011’de hayatını kaybeden annesi Tenzile Erdoğan’ın isminin verildiği hastanenin açılış töreninde konuşmuş. İlk olarak hastanenin kapasitesiyle ilgili bilgileri paylaşmış. Sonra, adeti olduğu üzere sıra icraatlarıyla övünmeye gelmiş. “Her işin başı sağlıktır” diyerek 2002'den beri ülkemizin sağlık altyapısını güçlendirmek için gece gündüz çalışıyorlarmış. Sağlık sistemimizi çağın gereklerine, ülkemizin gerçeklerine ve vatandaşların beklentilerine cevap verir hale getirmişler. Böylece bir dönem, ülkemizin en zayıf halkası olarak görülen sağlık hizmetlerini, dünyada örnek alınan bir seviyeye yükseltmişler. Bugün dünyanın çeşitli ülkelerinden uzmanlar geliyor, başta şehir hastaneleri olmak üzere sağlık sistemimizi inceliyorlarmış. Konuşmasının devamında “Nasıl demokraside, güvenlikte, ulaştırmada, eğitimde çağ atladıysak sağlıkta da büyük bir başarı hikâyesi yazdık” da demiş ki, ülkemizin o bahsettiği alanlardaki durumu malum, yazıyı burada kessem mi, diye düşünmedim değil. Ve fakat bu kadar kısa yazı olmaz. Birkaç kelam da olsa etmek lazım. Yok, yanlış anlamayın, sürekli yazdığım şeylerden bahsedecek değilim. Günlerce uğraşılıp alınamayan randevular, mahşer yerini andıran hastane koridorları, beş dakikaya inmiş muayene süreleri, ağzına kadar dolu acil servisler, kalp krizi geçirip de gittiği acilde sıra beklerken ölen hastalar, AKP dönemi eseri Yenidoğan Çetesi filan herkes biliyor artık. Bugün sadece Tayyip Erdoğan’ın “Sağlık sistemimizi vatandaşlarımızın beklentilerine cevap verir hale getirdik” sözü üzerinde duracağım. *** Türkiye sağlık sistemi gerçekten vatandaşların beklentilerini karşılıyor mu? Bu soruya aslında herkes kendi hastane tecrübesiyle cevap verebilir ama biz Sağlık Bakanlığı’nın son yayınladığı 2024 yılı Sağlık İstatistikleri Yıllığı içindeki sayılara bakalım. Yıllıkta yer alan “Yıllara Göre Sağlık Hizmetlerinden Memnuniyet Oranı” rakamları TÜİK’in “Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2003-2024”ten alınmış. Araştırmada vatandaşların verdiği cevaplar “Memnun-Orta-Memnun Değil-Fikri Yok” olarak sınıflanmış. Buna göre göre AKP’nin iktidara geldiği 2003 yılında sağlık hizmetlerinden memnun vatandaşların oranı yüzde 39,5 imiş. Yıllar içinde artarak 2016’da yüzde 75,4’e kadar yükselmiş. *** Peki sonra ne olmuş? O yıldan başlayarak düzenli olarak düşmüş. En son 2024 yılında yüzde 63,2 olarak ölçülmüş. Bu arada istatistiklerde ilginç sonuçlar da var. Birincisi, hani şu sürekli hasta memnuniyeti ile övünen özel hastaneler var ya, en düşük memnuniyet onlardaymış. Devlet hastanelerinin de üniversite hastanelerinin de 15 puan gerisinde kalmışlar. İkincisi de, AKP’nin iktidara geldiği 2003 yılında “Memnun Değilim” seçeneğini işaretleyen vatandaş oranı yüzde 21,2 imiş. Yıllar içinde azalarak 2020 yılında yüzde 10,9’a kadar inmiş. Sonrasında ise hızla yükselerek 2024’te yüzde 19,0 olmuş. Yani neredeyse AKP öncesine dönmüş. *** Bu arada bu memnuniyet denilen şeyin ne kadar sübjektif olduğuna da değinmeden geçmeyelim. Bunun için İstatistik Yıllığı’nda yer alan karşılaştırmalara bakmak yetiyor. Örnek vereyim, Türkiye her bir vatandaşı için Satın Alma Gücü Paritesi ile yıllık 2 bin 479 ABD Doları harcayarak yüzde 63 memnuniyeti yakalarken kişi başına 8 bin 909 Dolar harcayan Norveç, 8 bin 503 Dolar harcayan Almanya, 7 bin 364 Dolar harcayan İsveç memnuniyet oranlarında Türkiye’nin gerisinde kalmışlar. İrlanda deseniz, tam bir felaket. Her bir vatandaşının sağlığı için yılda Türkiye’nin üç katı kadar para harcamış ama nankör İrlandalıların memnuniyet oranı yüzde 26 ile en sonda yer almış. Bu durumda aklıma iki ihtimal geliyor. Ya bizim vatandaş çok kanaatkâr, beş dakikalık muayeneye bile şükrediyor, ya da biri bizi TÜİK’liyor! *** Nitekim CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine X’ten yayınladığı mesajla itiraz etti. Mesajının ekinde de OECD’nin grafiğini ekledi. Grafikte 38 OECD ülkesinde 2014 ile 2024 yılları arasında sağlıkta memnuniyet oranları yer alıyor. Birincisi, Türkiye 2024 yılında 38 ülke arasında ancak sondan ikinci olabilmiş. Türkiye’nin gerisinde bir tek Yunanistan var. İkincisi, son on yılda OECD ülkeleri arasında sağlıkta memnuniyetin en hızlı azaldığı ülke Türkiye olmuş. Öyle böyle değil, vatandaşların sağlıktaki memnuniyeti tam 30 puan gerilemiş. Peki, gerilemiş de kaç olmuş? Rakamla da, yazıyla da yüzde kırk bir. Sağlık sistemimize kırk bir kere “Maşallah” deyin. Aman nazar değmesin. Not: Doksanlı yıllarda İstanbul’daki hekim hareketinin öncülerinden, psikiyatrist, yazar Dr. Erdoğan Özmen’i kaybettik. Anıları ve yazılarıyla bizimle birlikte olmaya devam edecek. Işıklar içinde uyusun.