BirGün Gazetesi
Emek Servisi Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 işçinin can verdiği Ravive Kozmetik fabrikası iş cinayetine ilişkin dava üçüncü gününde Kandıra Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonu’nda tamamlandı. Bir önceki oturumda sanıklardan patronların dayısı Ali Osman Akat yangında yaşamını yitiren ailelerin ve avukatlarının bulunduğu tarafa dönerek “Sesim basiretli geliyor mu?” diye sormuştu. Kimlik tespiti sırasında da mesleği için “basiretli iş adamı” ifadeleri kullanan Akat, bu sözlerine tepki gösteren aileler ve avukatlara, “Şov yapmayın” şeklinde bağırmıştı. Dünkü oturumda ise Ali Osman Akat’ı talimatıyla sanıkların saklanmasına yardım ettiği öne sürülen Onay Yörüklü sanık kürsüsüne geldi. Yörüklü savunmasında genellikle inşaat işinde uğraştığını ve sanıklardan Ali Osman Akat ile siyasi suç nedeniyle girdiği cezaevinde tanıştığını belirtti. Akat’ın, "Yeğenlerim rahat olsun, biz güçlüyüz" dediği de yine tutanaklara geçti. Yangından yaralı kurtulan Gülhan Bendi, "Zabıtalar Kurtuluş beyle oturup çay içip muhabbet ediyor, istedikleri parfümleri gösteriyorlardı, paketleyip veriyorduk, gidiyorlardı” diye konuştu, fabrikaya ilişkin CİMER’e yapılan şikayetlerin ardından da denetim için gelinmediğini söyledi. Bendi ayrıca, atölyede sigortasız, çocuk ve göçmen işçi çalıştırıldığını doğruladı, yangın tüplerinin ise eski iş yerinden getirilen tüpler olduğunu ve herhangi bir bakım yapılmadığını söyledi. Tanık Keriman Miskin "Güvenlikle ilgili hiçbir eğitim almadık" derken, Ayten Aras, "Yangın tüpü yoktu. Pisliğin içinde yemek yiyorduk. Cezaevi gibiydi" ifadesini kullandı. İş cinayetinde ölen Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir "Tuğba’yı sağlam alamadım. Kemiklerini topladık. Onlara çok zulüm ettiler. Çocuğum mecbur çalışıyordu. Ona sigorta yapmadılar" diye konuştu. Bendi, Bir müşteki avukatının, “Defacto, LCW, Rebul, Lider, A101 gibi büyük firmaların da isimleri geçiyor. Bu firmalardan denetim için geliyorlar mıydı" sorusuna “Tabi geliyorlardı” yanıtını verdi. Yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir "Kızım çalışmak için gitti. Kızım kömür oldu. Cesedini çıkarttım. Kızım ölmek istemiyordu. Kızım 1 yıldır orada çalışıyordu. Kurtuluş bey kızıma kötü davranıyordu. Koruyucu malzeme vermiyordu, eldiven yok, sigortası yok, yemek vermiyorlar, mesai parası vermiyorlar. Paletlerin üzerinde yemek yiyorlardı. Kızımın bir kefeni olmadı hakim bey. Biz de anneyiz. İçimiz yanıyor. Eşim kanser hastası o da üzülüyor. Herkesten şikayetçiyim" diye konuştu. Nisanur Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir de "Benim kızım oraya giderken ben kanserden Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’nde yatıyordum. 8 ay orada yattım. Kızımı toprak olarak aldım. Kızıma maaşını vermedikleri için kızıma bayram harçlığını ben verdim. Hakim bey, üzerinizde ‘Adalet mülkün temelidir’ yazıyor ben sizden bu adaleti istiyorum. Ben kızımı kömür, toprak olarak aldım. Ben sonuna kadar mücadele edeceğim. Sizden de bu adaleti istiyorum" dedi.
Go to News Site