Hekim profili ve mesleki eğilimler
BirGün Sağlık

Hekim profili ve mesleki eğilimler

Ankara Tabip Odası (ATO) geçtiğimiz hafta çok önemli bir çalışmasını kamuoyu ile paylaştı: ATO Hekim Profili ve Mesleki Eğilimler Araştırması 2025. Araştırma dönüşen, piyasalaşan sağlık sistemi içinde hekimlerin demografik ve sosyoekonomik bilgilerini, sağlık sistemine ilişkin düşünce ve önerilerini, mesleki sorunlarını, ekonomik koşullarını, eğitim ve çalışma yaşamlarını, merkezi otorite ve yerel yöneticilerle ilişki biçimlerini ve meslek örgütüne yönelik değerlendirme ve beklentilerini ortaya koyuyor. Araştırmanın değerli bir yanı da 2002 yılında yine ATO tarafından yapılan bir araştırmadaki kimi verilerin karşılaştırılmasını sağlaması. Araştırmada başta ATO Genel Sekreteri Dr. Kemal Oskay olmak üzere Yönetim Kurulu’nun, pek çok hekimin, akademisyenin ve ATO çalışanlarının yoğun emeği var. Hem 2002 hem de 2025 araştırmasında yer alan ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Besim Can Zırh kaleme aldığı girişte şöyle yazıyor: “Aradan geçen 22 yılda Türkiye’nin, dünyanın geçirdiği dönüşüm zemininde Türkiye sağlık sistemi açısından oldukça önemli bir merkez olan Ankara’da, bu sistemin en önemli aktörü olan hekimlerle yeniden bir araştırma yapabilme fırsatı oldukça heyecan vericiydi." HEKİMLERİ ZORLAYAN KOŞULLAR Araştırma dokuz temel bölümden ve 100 sorudan oluşan kapsamlı bir anket çalışması. Yüzde 92’si ATO üyesi olan 987 hekim internete dayalı bir platform üzerinden çevrimiçi olarak katılmış. Pek çok veri hekimlerin nasıl zor koşullarda, stres ve baskı altında çalıştıklarını ortaya koyuyor.  Gelir eşitsizliği, şiddet riski, dava edilme korkusu ve mesai dışı ulaşılabilir olma zorunluluğu temel stres faktörleri olarak öne çıkıyor. Aşırı iş yükü, yetersiz personel ve performans baskısı sıkıntıyı artırıyor. Hekimlerin yarısından fazlası kendini duygusal olarak tükenmiş hissediyor ve işe karşı isteksizlik yaşıyor. Kadın hekimlerde ve genç kuşaklarda tükenmişlik belirtileri daha yoğun. Şiddet çok yaygın. Hekimlerin yüzde 71’i sözlü, yüzde 64’ü psikolojik, yüzde 17’si fiziksel şiddete uğradığını bildiriyor. Şiddete uğrayan hekimlerin sadece yüzde 21’i beyaz kod verdiğini (sağlıkta şiddet ihbar hattına başvuru) söylüyor. Yani çoğu hekim şiddeti sineye çekiyor. Sözlü ve psikolojik şiddet sıradanlaşmış. Fiziksel şiddete maruz kaldığını söyleyen 168 hekimden sadece 38’i (%26) şiddet failinin herhangi bir yaptırımla karşılaştığını beyan ediyor. Türkiye sağlık ortamının haline bakar mısınız? Yurt dışına hekim göçü başlığında çok önemli veriler var. Hekimlerin yüzde 21’i yurt dışına gitmeyi düşünüyor ve bu düşünceye sahip olanların yüzde 39’u bunun için hazırlıklar yapıyor. Özellikle genç hekimler yurt dışına gitmek istiyor. 2000 yılı ve sonrası mezun erkek hekimlerin yüzde 47’si, kadın hekimlerin yüzde 36’sı yurt dışını planlıyor. En çok hedeflenen ülkeler sırasıyla Almanya, ABD ve İngiltere. Gitme nedenlerinde öne çıkanlar sırasıyla ülkenin siyasi durumu, çalışma koşulları, ekonomik nedenler ve değersizlik duygusu. Çok çarpıcı, 2002 çalışmasında Türkiye’de böyle bir gündem olmadığı, ülkeyi yönetenler “varsın gitsinler” demediği için hekim göçü konu bile olmamış. Hekimlerin yüzde 64’ü kendi tercihiyle, yüzde 28’i de ailesinin yönlendirmesiyle mesleği seçtiğini bildiriyor. Her üç hekimden biri, “Bugün olsa üniversite eğitimi için tıp alanını seçmezdim” diyor. Kuşaklar gençleştikçe tıp eğitimi tercihine yönelik memnuniyetsizlik artıyor. Şiddete maruz kalma burada çok etkili. Fiziksel şiddete uğramadığını belirten hekimlerde bir daha bu mesleği seçmem diyenlerin oranı yüzde 28,5 iken fiziksel şiddet görenlerde bu oran yüzde 43,3’e çıkıyor. “Artık doktor dövebiliyoruz” diyenlerin ülkesi, hekimleri mesleğinden nasıl soğutuyor! SAĞLIK VE HEKİMLİK ORTAMI Hekimlerin sadece yüzde 28’i Türkiye’de nitelikli hekim yetiştirildiğini, yüzde 33’ü nitelikli uzmanlık eğitimi verildiğini düşünüyor. Tıp eğitimi açısından alarm verici bir durum. Hekimlik mesleğinden elde ettiği gelirle rahat geçinebildiğini söyleyen hekimlerin oranı yüzde 24. Meslekteki değişim algısı çarpıcı veriler sunuyor. Bazılarını yazayım. Hekimlerin yüzde 89’u mesleğe başlamasından bu yana sağlık alanını düzenleyen politikaların, yüzde 84’ü çalışma koşullarının, yüzde 83’ü hekim ücretlerinin, yüzde 86’sı toplumun hekimlere olan güveninin, yüzde 77’si tıp eğitiminin, yüzde 78’i klinik özerkliğin, yüzde 78’i hekimler arasındaki mesleki ilişkilerin, yüzde 62’si çalışma süresinin, yüzde 75’i mesleki gelişimine vakit ayırmakla ilgili olanakların, yüzde 59’u sağlık ekibinin diğer üyeleriyle ilişkilerin olumsuz yönde değiştiğini düşünüyor. Ülkenin sağlığını yönetenler, görüyor musunuz yarattığınız tabloyu? Hekimler sağlık sistemini de değerlendirmiş. Hekimlerin yüzde 92’si mevcut politikalar devam ettiği sürece beş yıl içinde sağlık sisteminin iyiye gitmeyeceğini, yüzde 91’i hekimlik mesleği ile ilgili olumlu gelişmeler olmayacağını, yüzde 91’i sayıları hızla artan tıp fakültelerinin nitelikli sağlık hizmeti verilmesine katkı vermediğini, yüzde 87’si şehir hastaneleri modelinin sağlık hizmetlerine erişim ve hizmet sunumu ile hekimlerin ve sağlık çalışanlarının çalışma koşulları açısından uygun bir sistem olmadığını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 80’i toplumun sağlık hizmetlerine gereğinden fazla başvurduğunu söylüyor. Hekimlerin sadece yüzde 40’ı kendisinin nitelikli sağlık hizmetine erişebildiğini söylüyor. Hekimlerin kendilerinin bile aldığı sağlık hizmetine güvenemediği ortamda yurttaşlar ne yapsın? Hekimler her şeyin farkında. Çalışma yıllardır yürüttüğümüz iyi hekimlik ve sağlık hakkı mücadelesindeki eleştirilerimizde ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor. Yapacak çok işimiz var. İlk işlerden biri önümüzdeki tabip odası seçimleri. Yukarıda verilerle yazdığım tablonun sorumlusu siyasal iktidar tabip odalarını da ele geçirmek, kendi bürosu haline getirmek istiyor. Hekimler buna izin vermeyecek, laik, demokratik, emeğin değerinin bilindiği, barış içinde bir ülkede nitelikli hekimlik mücadelesini sürdürecek.

Go to News Site