soL Haber
Almanya ve Türkiye tarihsel olarak birbirine hiç benzemez, öte yandan son yıllarda aralarında artan benzerlikler keşfediyoruz. Tecavüzcüsüyle evlenmek dünyanın en sarsıcı olaylarından biridir. Muhtemelen ailenin çıkarları bu mahvoluşu döşer. Şimdi Almanya ve Türkiye tecavüzcüyle evlenmek denilen olayı bir şekilde yaşıyorlar ve iki vakada da sermaye sınıflarının çıkarcılığı ve ilkesizliği bulunuyor. Almanya 2000’li yılların başında dünyada bir sanayi devi olmanın keyfini yaşıyor, ihracata dayalı ekonomisi Rusya’dan temin edilen doğal gaz ile taçlanıyordu. Topyekûn bir savaşa hazırlanmak yerine daha küçük ve iddiasız bir ordu tutuyordu Alman sermayesi. Kuzey Akımı 1 ve 2 son 20 yıl içinde Rus ve Alman Şirketlerinin ortak katılımı ve Baltık Denizi’nin tabanında döşenen borularla Rusya’dan Almanya’ya doğal gaz pompalanmasına dayanıyordu. Ancak emperyalist hegemonya krizi kızışınca ABD önce Rusya’dan gaz teminine yaptırımlar uygulamaya başladı, Ukrayna Savaşı başladıktan sonra Eylül 2022’de ise boru hattı dalgıçlar tarafından konan bombalarla sabotaja uğradı. O günden beri Kuzey Akımı iptal edildi. Sabotajı yapan Ukraynalı çeteler gibi gözükmekle birlikte arka planda proje sahibinin NATO ve ABD olduğundan hiç kimsesinin şüphesi olmadı. Bir ülkenin egemenliğine karşı yapılan bu çok kötü niyetli saldırıya karşı Alman Devleti’nin sert bir tepki göstermesi beklenirdi. Oysa susmayı ve ABD ile sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) anlaşması yapmayı tercih ettiler. Daha sonra değineceğiz ABD enerji tekellerinin kaya gazından elde ettiği LNG’nin pazarı haline geldiler. ABD ile LNG anlaşması tecavüzcüyle nikâh olarak kabul edilebilir. Ancak adli tıpçılar ve ilgili hukukçular iyi bilir, bir mutlu evlilik gerçekleşmez, tecavüzler nikâhtan sonra da devam eder. Almanya bir yandan iktisadi durgunluğa girerken bir yandan hızla silahlanmaya ve militarize olmaya başladı. Almanya’daki emekçi halka ait olmayan bir savaşa hazırlık yaptıklarını gizlemiyorlar. Şekil 1: Kuzey Akım 1 ve 2 haritada gözüküyor. Büyük bir yatırımla kurulan ve sabotaj nedeniyle artık çalışmayan boru hatları boş duruyor. Daha fazla bilgi için: https://haber.sol.org.tr/yazarlar/erhan-nalcaci/abd-nereye-kadar-bati-emperyalizminin-liderligini-surdurecek-351764 Türkiye için çok benzer bir durum tanımlanıyor şimdi. Rusya ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmalar doğrultusunda 2005’te Mavi Akım ve 2020’de Türk Akımı Rusya’dan Türkiye’ye Karadeniz tabanına döşenen borularla doğal gaz taşımaya başlamıştı. Önce Trump Rusya’dan gaz almayın diye buyurdu. Muhtemel yaptırımlarla tehdit etti. Buna Karadeniz’de gerçekleşen saldırılar eşlik etti. NATO tarafından serbest bırakılan mayınlar, petrol taşıyan gemilere insansız hava ve deniz araçları ile yapılan saldırılar… Sonunda Rusya’daki Mavi Akım ve Türk Akımına gaz pompalayan istasyonlar geçen bir ay içinde defalarca SİHA saldırısına uğradı. İmkân olsa boru hatlarına Kuzey Akımı’nda olduğu gibi sabotaj da yapacaklar ama askeri/teknik güçlükleri var belli ki. Şekil 2: Rusya’dan Türkiye’ye Karadeniz’den döşenen Türk Akımı ve Mavi Akım görülüyor. Mavi Akım Samsun’dan Türkiye’ye girerken, Türk Akımı Trakya’ya ulaşıyor, hatta oradan Güney Avrupa’ya doğal gaz servis ediliyor. Rus Devlet yetkililerinin Türkiye’den devletin Ukrayna üzerindeki nüfuzunu kullanarak saldırıları sonlandırmasını rica ettikleri basına yansıdı. Oysa bütün taraflar, Ukrayna’nın NATO’nun bir aparatçığı olduğu ve tecavüzü işleyenin NATO ve ABD olduğunun farkındalar. Tecavüz girişimi çok net ama Kuzey Akımı gibi henüz Rusya’dan gaz pompalanması sürüyor Türkiye’ye. Ayrıca Almanya’dan belki farklı olarak bütün Karadeniz güvenliği ve Montrö Anlaşmasının da NATO’nun hedefinde olduğu anlaşılıyor. Gelelim nikâha! Nikâh 2025’in Eylül ayında Washington’da Beyaz Saray’da kıyıldı. Aşağıda nikâh fotoğrafı görülüyor. Fotoğraf 1: 2025 Eylül sonunda ABD ve Türkiye arasında imzalanan enerji anlaşmalarından bir an görülüyor. Erdoğan ve Trump arkada yer alırken, imzalar Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından atıldı. Ayrıca ABD’den LNG alımına ilişkin anlaşma Mercuria ve Woodside Energy tekelleri ile imzalandı. ABD tarafından Türkiye’de inşa edilecek nükleer santrallerin dışında büyük hacimli bir LNG alımı bu şekilde bağlanmış oldu. Mercuria ve Woodside Tekelleri ile yapılan anlaşma 20 yıl boyunca Türkiye’ye 70 milyar metreküp LNG satılmasını içeriyor. Anlaşmanın toplam maliyetinin 43 milyar dolar civarında olduğu söyleniyor. Bu anlaşma enerji kaynaklarını çeşitlendirmek gibi takdim edilse de esas olarak Rus ve İran gazı yerine ABD tekellerini ihya eden bir siyasi rota değişikliğine işaret ediyor. Ayrıca bir tecavüzcü her yerde aynı alçaktır. Türkiye’ye vaat edilen 70 milyar metreküp LNG kaya gazından elde ediliyor ve bu yöntemin temiz su kaynaklarını akıl almaz bir şekilde tüketirken, su ve toprakta büyük bir kirliliğe neden olduğu söyleniyor. Dolayısıyla cürüm sadece Türkiye’nin değil ABD’nin emekçi halkına karşı da işleniyor. Ayrıca bir kişi tecavüzcüsüyle evlendirilirse tecavüzlerin sonu gelmez demiştik. Şimdi Trakya ve Diyarbakır civarında kaya gazı çıkarmak üzere ABD’li şirketlerle anlaşma yapıldığı bildiriliyor. Ancak esas cürüm Almanya’da olduğu gibi tekellere ait bir savaşa Türkiye’nin sürüklenmek istenmesi. Türkiye’de çok uluslu bir NATO kolordu karargâhı için hazırlık yapılıyor oluşu, NATO zirvesinin Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek olması bu sürüklenmenin bile isteye bir tercihe bağlı olduğunu gösteriyor. Türkiye muhtemelen Sevr’den sonra tarihinin en kritik dönemine giriyor.
Go to News Site