Milliyet
Asena Yatağan / İSTANBUL - Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) dün İstanbul’da başladı. “Uluslararası sistemde kopuş, krizler, anlatılar ve düzen arayışı” temasıyla düzenlenen ve iki gün sürecek STRATCOM Zirvesi, 38 ülke ve altı uluslararası kuruluştan liderler, diplomatlar, akademisyenler, medya profesyonelleri ve iletişim uzmanlarını bir araya getirdi. ‘Ses çıkarılmalı’ Zirve’nin açılış konuşmalarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve İletişim Başkanı Burhanettin Duran gerçekleştirdi. Uluslararası sistemin adalet üretme ve istikrar sağlama kapasitesinin zayıfladığını belirten Yılmaz, kurallara dayalı sistemin yerini güç siyaseti alırken güven ve meşruiyetin sorgulandığını ifade ederek, “’Güçlüysem istediğimi yaparım’ anlayışı uluslararası hukuku zayıflatmaktadır. Gazze’de yaşanan insani trajedi ve bölgeye yayılan gerilimler sistemin yetersizliğini göstermektedir” dedi. İsrail-ABD ile İran’ın savaşının insani, ekonomik ve çevresel maliyetlerinin büyüklüğüne işaret eden Yılmaz, “Türkiye olarak bu savaşın sona ermesini, sorunların diplomasiyle çözülmesini istiyoruz. İsrail’in Gazze’deki eylemleri, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’deki adımları hukuka aykırıdır. Uluslararası toplumun bu hukuksuzluklara karşı güçlü bir şekilde ses çıkarması gerekir” diye konuştu. ‘Uluslararası sistem meşruiyet krizi yaşıyor’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zirveye bir video mesaj gönderdi. Erdoğan, mesajında şunları kaydetti: “2. Cihan Harbi sonrası galipler eliyle tesis edilen uluslararası sistem neredeyse her alanda büyük bir meşruiyet krizi yaşıyor. Sistemin temelini teşkil eden kurum, kural ve değerler manzumesi günden güne işlevini yitiriyor. Güç rekabetinin enerji, teknoloji ve ticaret gibi farklı alanlara yayıldığı, sorunların diyalog yerine silahla çözülmeye çalışıldığı, soykırımların, savaşların ve krizlerin giderek daha da tırmandığı zorlu bir dönemden geçiyoruz. Gazze’de olduğu gibi hepimizin yüreğini sızlatan trajedilerin sona ermesi, bölgemiz başta olmak üzere tüm dünyada barış, huzur ve istikrarın yeniden temin edilmesi geçmişte hiç olmadığı kadar önemlidir.” ‘Barış odaklı duruş’ “Hakikat aslında gün gibi ortadayken gerçekleri tahrif etmek üzere kurgulanan yeni ve sahte anlatıların önüne geçebilmek için iletişim ve iş birliği mekanizmalarını bugün daha da güçlendirmek zorundayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu noktada devlet ve hükümetlerin yanı sıra akademisyenlerden sivil toplum ve düşünce kuruluşlarına uluslararası aktörlerin daha fazla inisiyatif alması ve daha aktif olması kaçınılmazdır. Türkiye olarak insani değerleri ve adaleti merkeze alan ilkeli, kararlı ve barış odaklı duruşumuzu sürdürmeye, yalnızca bölgemizde değil tüm dünyada huzur ve güvenin yeniden inşa edilmesi için tüm imkanlarımızı seferber etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. ‘Türkiye, insanlığın yanında konumlanan bir marka oldu’ İletişim Başkanı Duran da, bugünün dünyasında belirsizlik ve güvensizliğin hakim olduğunu, güç kullanımının birinci araç haline geldiğini söyledi. Bu durumun değerler alanında ciddi bir aşınmaya yol açtığını, Gazze’de yaşananların bunun en çarpıcı örneği olduğunu dile getiren Duran, “İsrail’in soykırımları karşısında uluslararası hukuk işletilmemiş, sivillerin katledilmesi karşısında küresel sistem ne yazık ki suskun kalmıştır. Bu durum yalnızca siyasi başarısızlık değil, aynı zamanda derin bir ahlaki çöküştür” değerlendirmesini yaptı. Dezenformasyon çağında artık hakikatin de sistematik biçimde aşındırıldığını ve yeniden şekillendirildiğini belirten Duran, “Konvansiyonel savaşların yeniden gündeme geldiği, güç rekabetinin sertleştiği bir çağda diplomasiyi, diyaloğu önceleyen yaklaşımı ısrarla sürdürmeye, taraflar arasında köprüler kurmaya, iletişim kanallarını açık tutmaya ve uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz. Türkiye, herhangi bir kriz karşısında taraflardan birinin değil, barışın, istikrarın ve insanlığın yanında konumlanmayı tercih eden bir marka haline geldi. Bu nedenle farklı görüşlere ve çıkar çatışmalarına sahip aktörlerin dahi aynı masa etrafında buluşabildiği nadir zeminlerden birini oluşturuyor” dedi. Mermi yerine manipülasyon Duran, “Günümüzde artık tehditler tankla değil, yeni trendlerle dünyamıza girmekte, üstelik mermiyle değil manipülasyonla ilerlemektedir. Bu nedenle yeni güvenlik mimarisinde hakikatin korunması, en az fiziki sınırların korunması kadar kritik sorumluluktur. Bu nedenle dezenformasyon iletişim sorunu değil, doğrudan ulusal, hatta küresel bir tehdittir” diye konuştu.
Go to News Site