soL Haber
Ras Baalbek isimli kasaba, Hıristiyan, Sünni ve Şii köylerinin iç içe geçtiği Lübnan'ın Bekaa Vadisi'nde bulunuyor. İki Bizans kilisesine sahip olan bu kasabada, yaklaşık 6 bin Katolik yaşıyor. Kasaba halkı uzun zamandır Hizbullah'la işbirliği yapıyor. Hatta Hizbullah ve Ras Baalbek Hıristiyanları birbirlerine o kadar yakın ki kasabanın Noel ağacı her yıl Hizbullah tarafından temin ediliyor. Kasabanın lideri Rıfat Nasrallah, "kasaba ile Hizbullah arasındaki ilişkinin, Papa ile olandan daha güçlü" olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: "Vatikan bizim için hiçbir şey yapmadı ama Hizbullah bizi korumak için kanını döktü. Papa'nın elinde sadece dualar var." Nasrallah'ın evindeki bir detay dikkat çekiyor: Odanın duvarında bir haç asılı. Haçın hemen yanında ise Hizbullah'ın İsrail tarafından 2024 yılında katledilen Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın (Soyadları aynı olmasına karşın akrabalık bağları bulunmuyor) portresi... İngiltere merkezli The Telegraph gazetesinin muhabirleri, Ras Baalbek'e gittiklerinde İsrail jetleri ve dronları da kasabanın batısında bulunan tepelerde, Hizbullah mevzilerine saldırıyordu. Rıfat Nasrallah. 'IŞİD'e karşı sadece Hizbullah ve köylüler savaştı' Ras Baalbek, Suriye'ye birkaç kilometre mesafede bulunan Kalamun Dağları'nın eteklerinde yer alıyor. Kasabanın konumu, aynı zamanda kimi tehditlere de tehlikelere de neden oluyor. Örneğin Suriye'deki iç savaşın yoğunlaştığı 2013 ile 2017 yıllarını kapsayan dönemde IŞİD, köyü haritadan silmeye ve Katolik sakinlerinin kafasını kesmeye yönelik tehditlerinin ardından çeşitli saldırılar düzenledi. Ras Baalbek halkını ve Hizbullah'ı da ilk kez bu tehdit ve saldırılar yakınlaştırdı. Nasrallah, Hizbullah'la beraber IŞİD'e karşı verdikleri savaşı şöyle anlatıyor: "İlk saldırı Suriye’de buradan sadece yedi kilometre uzaklıktaki Kasr adlı bir köyden geldi. IŞİD tepeleri aşarak köyün kenarına ulaştı, bazı işçilerimizi kaçırdı ve onlara işkence yaptı. Başlangıçta Selefilere karşı sadece Hizbullah ve köylüler savaştı. Füzeler ve roketlerle birlikte savaştık. Birçok kişi yaralandı, bazıları öldü. Ben de sırtıma isabet eden bir havan şarapneliyle neredeyse ölüyordum." Suriye'de Beşar Esad iktidarını desteklemek için binlerce militan gönderen Hizbullah, IŞİD tehdidi kendi topraklarına sıçradığında da hızla aksiyon aldı. Nasrallah da IŞİD'in 2013 yılında Lübnan topraklarına gerçekleştirdiği ilk saldırının ardından Hizbullah'ın, ancak yıllar sonra çatışmaya müdahil olan Lübnan ordusunun aksine köylüleri savunmak için hemen harekete geçtiğini anlatıyor. Nasrallah, "Ordu zayıftı. O zamanki ordu lideri güçlü değildi. Savaş için siyasi desteği yoktu. Ancak 2015 ve 2017’de yardım ettiler" diyor. Ras Baalbek kasabası. Ahmed Şara endişesi: 'Vahşi bir hayvanı değiştiremezsin' Hizbullah ve İsrail arasındaki çatışmalar devam ederken, Suriye'deki Heyet Tahrir Şam (HTŞ) yönetiminin Tel Aviv'den yana konumlanması ve Hizbullah ile HTŞ arasında gerilim yaşanması gibi nedenler Ras Baalbek halkını endişelendiriyor. Halk, özellikle Suriyeli Selefi grupların yeniden saldırıya geçme ihtimalinin yabana atılmaması gerektiğini düşünüyor. Geçtiğimiz yıllarda Suriye'de Hizbullah'a karşı savaşan El Nusra Cephesi'nin lideri Ahmed Şara'nın, günümüzde HTŞ yönetiminin başında olması da bu endişeleri artıran nedenlerden biri. Nasrallah da Şara'ya dair "Tarihi kendisi için konuşuyor. Bizde bir söz vardır: 'Vahşi bir hayvanı değiştiremezsin. O neyse odur'. Ve o bizim sınırımızda" diyor. Özellikle İsrail'in başlattığı saldırılar ve endişeler, Ras Baalbek Hıristiyanları ile Hizbullah'ın birbirlerine her zamankinden daha fazla kenetlenmesini sağlıyor. Öyle ki Nasrallah da açıkça "İsrail bizim ilk düşmanımızdır... Hizbullah ise dostumuzdur" diyor. 'Epstein insanlarıyla savaştayız' O ve vadinin aşağısındaki bir Hizbullah köyünden gelen Şii mülteci Ahmad. 30 yaşındaki bu mülteci, Lübnan ile İsrail arasında varılan ancak binlerce kez ihlal edilen ateşkes döneminin, savaşın en acımasız kısmı olduğunu söylüyor: "Her gün ihlaller vardı. Evlerimizin önüne bombalar düşüyordu, dronlar her zaman tepemizdeydi. Çocuklarının önlerinde öldürüldüğünü gören anneler ve ebeveynlerinin öldürüldüğünü gören çocuklar vardı. İsrailliler arayıp 'ailenle mi ölmek istersin yoksa yalnız mı?' diye soruyordu. Sonra dışarı çıkarlar ve çocuklarının önünde öldürülürlerdi. Bu ne kadar cesaret ister? Ve ne kadar acımasızlık?" Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü (UNIFIL), bu dönemde İsrail'in hava ve kara ihlalleri de dahil olmak üzere ateşkesi 10.000’den fazla kez ihlal ettiğini kayıtlara geçti. Lübnan makamları da sadece ilk 12 ayda 331 ölüm ve 945 yaralanma bildirdi. Bu durum Ahmad gibi birçok kişiyi travmatize etti. Ahmad, "Epstein insanlarıyla savaştayız. Çocukları yiyen, kızartan ve tecavüz eden insanlar. Onlar canavar, yaratık. İnsan değiller. Ama en kötüsü dünyayı yönetenler onlar" diyor. 'Şimdi nasıl onların yanında olmayız?' Peki, Hıristiyan Ras Baalbek’in Hizbullah ile ilişkisinin, İsrail ve Lübnan ordusunun Hizbullah'ı silahsızlandırmaya çalıştığı şu günlerde köyü tehlikeye atmasından endişe etmiyorlar mı? Nasrallah'ın yanıtı net: "Hayır." "Bu bölgedeki Hristiyanlar olarak nasıl Hizbullah’ın yanında olmayız?" diyen Nasrallah, sözlerini şöyle tamamlıyor: "Kiliselerimizi koruyorlar. IŞİD ile savaşmamıza yardım ettiler. Kovid sırasında hastanelerinde bize ücretsiz bakım verdiler. Elektrik olmadığında bize jeneratör verdiler. Noel’de Noel ağacı bile diktiler. Şimdi nasıl onların yanında olmayız?"
Go to News Site