Independent Turkish
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan "Suriçi İstanbul Buluşmaları"na katıldı. ABD, İsrail ile İran arasında süren savaşa ilişkin konuşan Babacan, savaşın bir ayı doldurduğunu, herhangi bir yavaşlama, herhangi bir ateşkesin henüz ufukta görünmediğini söyledi. Ali Babacan, şunları söyledi: Bölgemizde son derece şımarık haydut adeta bir terör örgütü ne yaparsa bunu yapan bir devlet oluşmuş durumda. Bir de ta okyanus ötesinden gelip buralarda ahkam kesmeye çalışan bir başka devletle beraber bu işi yapıyorlar. Fakat bizim asıl üzüldüğümüz konu bizim kendi coğrafyamızdaki ülkelerin bu konudaki tutumu. Ben hep söylüyorum. Bu Avrupa Birliği Bakanlığı'nın döneminde, Dışişleri Bakanlığı döneminde de hep ifade ettim. Eğer bizim coğrafyada Türkiye, İran, Mısır ve Suudi Arabistan. Bu dört ülke sımsıkı bir arada ortak bir net tavır takındıktan sonra bu tavra rağmen ne yakın bölgemizde ne de uzaklardan gelip de buralarda hiç kimse hiçbir şey yapamaz. Bu dört ülke net, sert bir tavır aldıktan sonra başka hiçbir ülkenin bu bölgede esamesi okunmaz. Eğer bu konu buralara geldiyse maalesef bu ülkeler arasındaki çatlaklardan meydana gelmiştir. Maalesef İslam dünyasının kendi içindeki gerginliklerden, kendi içindeki anlaşmazlıklardan ve o boşluklardan başka ülkelerin istifade edip girmesiyle maalesef bu savaş başlamıştır. Umarız ki uzun sürmez. Umarız ki tez zamanda geçici de olsa bir ateşkes sağlanır. Daha sonra bu kalıcı ateşkese döner ve nihayetinde bir barış anlaması Bu iş sonuçlanır diye ümit ediyoruz ve bu konudaki tavsiyelerimizi yapılması gerekenleri de dilimiz döndüğünce sesimizi duyurabildiğimizce konunun muhataplarına iletiyoruz. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) "Gittim her yerde hangi esnafa girsem bana tebligat çıkarttı" Yaşanan ekonomik sıkıntıların "Şu an savaş var dur hele" denilerek geçiştirilemeyeceğini belirten Babacan, şunları kaydetti: Ramazan vesilesiyle pek çok ilde programlara katıldım. Gittiğim her yerde hangi esnafa girsem bana tebligat çıkarttı. Maliyeden zarf gelmiş, tebligat gelmiş, şunu öde, bunu öde. Ya bugün bırakın esnafın boğazına sigorta öde, vergi öde diye sarılmayı. Tam tersine uzun süren bir krizden sonra esnafımızı, çiftçimizi rahatlatacak borcu yeniden yapılandırma yapma dönemidir. Defalarca yaptık. İyi günlerde, işlerin iyi olduğu günlerde farklı politika uygularsınız ama kriz dönemlerinde dönerseniz farklı şeyler yaparsınız. En az bir yıl ödemesiz, üç yıl bu vadeye vergi borçları ve sigorta borçları ertelenmelidir. Başka türlü olmaz, altından kalkamaz. Esnafımız da kobimiz de sanayicimiz de kalkamaz. Ve bunu yaparken yeniden yapılandırırken öyle piyasa faizi oranlarıyla falan değil. Sadece ve sadece enflasyonun matematiğe katıldığı bir formülle bunların yapılması lazım. Yoksa yeniden yapılandırıyorsun, ekliyorsun faizi gene ödeyemeyecek. Günü gelecek gene ödeyemeyecek yani. Mesele sadece bir yıl ötelemek değil ki. Mesele ödeme günü geldiğinde kolay ödeme imkanı sağlayacak bir yeniden yapılandırma. "Şu anda bu haliyle bile ekonomimizin bir IMF falan ihtiyacı yok" Türkiye çok büyük bir ülke. Çok güzel bir ülke. Avrupa'nın en büyük toprakları bizim. Avrupa'nın en büyük tarım alanları bizim. Avrupa'nın en büyük ve en genç nüfusu bizim. Önü açık ülke, potansiyeli en büyük ülke bizim ülkemiz. Bunu Türkiye daha önce yaptı, başardı. Daha önce Türkiye herkesin parmakla gösterdiği, herkesin yere göğe sığdıramayacağı sığdıramadığı bir ülke oldu. Biraz önce valimizle o 2012-2013 yıllarını konuştuk. Türkiye'nin zirve dönemini, IMF borcun son taksidini ödediğimiz günü konuştuk. Bu ülke IMF 10 yıllar boyu borçlu kalmış. 19 tane Standart Antlaşması yapmış. Hiçbirini tamamlayamamış. Hiçbirini borcunu ödeyememiş. Borcu döndüre döndüre onun onu al ona kapa derken en son taksiti Merkez Bankası'nın ödeme terminallerinden enter tuşuna basarak bana nasip oldu. Çok şükür o gün bugündür Türkiye IMF'ye muhtaç değil. Bana hala soruyorlar. Bana soruyorlar ya çok sıkışık durum acaba IMF gerekir mi böyle bir durumda? Yok diyorum ya gerek yok öyle bir şey. Yani şu anda bu haliyle bile ekonomimizin bir IMF falan ihtiyacı yok. Böyle bir şeye gerek yok. Türkiye'nin kaynağı var. Türkiye'nin insan kaynağı da var. Yurt içi veya yurt dışında bizim vatandaşlarımızın sahip olduğu ekonomik kaynaklar da var. Maalesef bu kaynaklar şu anda Türkiye'de yatırımda kullanılmıyor. Başka yerlerde başka yerlere kaçıyor. Niye? Güven olmadığı için. Ekonomi sadece ekonomi politikasından da ibaret değildir. Ekonomi pek çok politika alanının aslında etkilediği bir alandır. Başta da hukuk ve adalet. Yani hukuk ve adalet Olmayınca ekonomi olmaz. İnsanlar kendini hukuki güvenlikte hissetmeden iş yapmaz, yatırım yapmaz, istihdam oluşturmaz. Ha ne olur? Hukukun olmadığı kurallarının olmadığı bir ortamda. Ancak belediyelerin, bakanlıkların, ülkeyi yönetenlerin böyle özel imkan açtığı, özel imkan oluşturduğu. "Nobel İktisat Ödülü almış 10 tane iktisatçıyı getirin, şu anda Türkiye ekonomisinin başına koyun, yapamazlar" Şirketler ancak iş yapıp para kazanabilir. Kimseye izin vermez. Sadece birine izin verir. O yapar. Oradan belki para kazanan bir şirket çıkar. Bir avuç insan zengin olur ama topyekün zenginleşme olmaz. Ya bir ülkenin topyekün zenginleşmesi, gelir dağılımının düzelmesi, ta hücrelerine kadar ülkenin daha Müreffeh bir ülke olması ancak adil bir ortamda hukukla ve kural bazlı bir yönetim anlayışıyla olur. Bu sağlanmadan da ekonomi düzelmez. Nobel İktisat Ödülü almış 10 tane iktisatçıyı getirin, şu anda Türkiye ekonomisinin başına koyun, yapamazlar. Derler ki ya hukuk adalet tarafında sıkıntılar var. Onlar 'önce bir çözün ondan sonra biz işimizi yapalım' derler. Olmaz çünkü. "Ülkemiz 40 yıllık terörden, şiddetten, bu beladan da inşallah kurtulmuş olur" DEVA Partisi olarak "Terörsüz Türkiye" sürecine en başından beri destek verdiklerini belirten Babacan, "Ülkemizin inşallah bu terör sorunundan, şiddet sorunundan kurtulmasıyla alakalı da önümüzde kritik aylar var. Umarız ki planlandığı gibi bizim de arzu ettiğimiz, umut ettiğimiz gibi bu süreç ilerler, sonuca ulaşır ve böylece ülkemiz bu 40 yıllık terörden, şiddetten, bu beladan da inşallah kurtulmuş olur. Çabamız desteğimiz bu yönde" dedi. Böyle dönemlerde cesaret gerektiğini belirten Babacan, "Kendi içimizde hani iç cepheyi tahkim etmek diye bir ifadesi var ya iktidarın, biz ona katılıyoruz. Yani gerçekten şu anda Türkiye'nin kendi içinde sapasağlam durması gereken milli birliğini, beraberliğini tercinlemesi gereken Türk'ü ile Kürt'ü ile Laz'ı ile Çerkes'i ile hiç önemli değil, sünnisi ile Alevisi ile hiç önemli değil, millet olarak birbirimize kenetlenmemiz gereken bir dönemdeyiz" şeklinde konuştu. "Bölgemiz sıkıntıda, çember daralıyor" DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, bölgenin sıkıntıda olduğunu, sıkıntıların kolay kolay bitmeyeceğini ifade ederek, "Savaş bugün bitti desek genel kriz iklimi, genel gerginlik iklimi devam edecek. Yani bazen ateşkes işin çözülmesi anlamına gelmez. Savaş bitti diye rahatlarsınız ama aslında kök sebeplerini ortadan kaldırmadıysanız bir gün o yeniden tezahür eder. Zor bir döneme girdik. Kuzeyimize savaş, güneyimize savaş diyorduk. Şimdi artık doğumuzda da savaş var bakın. Rusya-Ukrayna başladı. Arkasından İsrail-Gazze. Şimdi İran. Çember daralıyor. Onun için elimizi çabuk tutmamız lazım. Acele etmemiz lazım. İç meselelerimizi cesaretle birbirimizi severek, birbirimize kenetlenerek çözmemiz lazım ki daha zor dönemlere ülke olarak, millet olarak hazır olalım inşallah" dedi. "Türkiye'de bir artık 50 artı bir gerçeği var" Ali Babacan, konuşmasının ardından soruları yanıtladı. "Birbirine benzeyen, aynı ideolojide olan parti eksenli, şahsiyet bazlı organizasyonlar uzun ömürlü olmuyor. Bunun neye dayandığını bize izah edebilir misiniz?" sorusu üzerine, şu andaki yönetim sisteminin, seçim sisteminin artık birliktelikleri mecbur kıldığını söyledi. Babacan, "Daha önce seçimden sonra gerekirse oluşan koalisyonlar şimdi daha seçim öncesi ittifaklar şeklinde oluşuyor. Ondan sonra seçimlere gidiyor partiler. Dolayısıyla bir yandan haklısınız ama bir yandan da seçimlere yaklaşıldığı bir dönemde böyle bölük pörçük bir şekilde değil, benzer düşünceye sahip olan ülkenin yarınları ile ilgili aynı hedefleri paylaşan siyasi partilerin bir araya gelmeleri daha yakın olmaları, ittifak, belki ortak liste, ortak aday gibi formülasyonlar oluşturmaları da çok önemli. Çünkü şu anda Türkiye'de bir artık 50 artı bir gerçeği var. Yani ileride güçlenmiş parlamenter sisteme geçilinceye kadar ki bizim hedefimiz o. Mevcut sistemle seçime girdiğiniz sürece artık ittifaklar, birliktelikler de bir mecburiyet" ifadelerini kullandı. ANKA DEVA PARTİSİ “İç meselelerimizi cesaretle birbirimizi severek, birbirimize kenetlenerek çözmemiz lazım ki daha zor dönemlere ülke olarak, millet olarak hazır olalım" Pazar, Mart 29, 2026 - 14:15 Main image:
Fotoğraf: ANKA
Siyaset related nodes: ABD gerçekten İran'a kara operasyonu düzenleyecek mi? Denklemler tersine döndüğünde ortaya çıkan “ya herkes için güvenlik ya da hiç güvenlik yok” mantığı Bölgesel savaşlar, karşılıklı bağımlılık ve küreselleşmenin tehlikeleri Type: news SEO Title: DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan: Savaş bugün bitti desek genel kriz iklimi, genel gerginlik iklimi devam edecek copyright Independentturkish: Go to News Site