BirGün Gündem
Ankara bugünlerde önemli bir zirveye hazırlanıyor. -Trump’ın bizzat katılacağı- NATO’nun bu yılki toplantısı Türkiye’de yapılıyor. Gelecek ayki toplantı için, şimdiden şehirdeki tüm etkinlikler yasaklandı. NATO, Macron, Merkel, Putin, Trump gibi liderler tarafından sıkça ve sertçe tartışılan bir örgüttür. 2019’da Macron, "NATO’nun beyin ölümü"nden bahsetmiştir. 2022’de Putin, Ukrayna’ya yönelik "özel askeri harekât"ı, "NATO’nun Doğu’ya doğru durmayan genişlemesi" ile açıklamıştır. 2026’da Trump, "NATO’nun kağıttan kaplan olduğunu" söylemiştir. NATO (Kuzey Atlantik Savunma Örgütü), esasen II. Dünya Savaşı öncesi temelleri atılan bir "güvenlik" ve "savunma" örgütüdür. Bu "kağıt üstünde" böyle olsa da, NATO her zaman Amerikan egemenliğinin ve çıkarlarının bir koruyucusu olmuştur. Savunma ve güvenlikten önce, Amerika gelmiştir. Gazeteci Fazi’ye göre, Amerika’nın -henüz 1940’lardaNATO’daki amacı, "Rusları dışarıda, Amerika’yı içeride, Almanları ise aşağıda tutmak"tı. Amaç, "Özerk Avrupa"yı engellemek, "Rusya ile jeo-politik uzlaşmayı engellemek" ve "Avrupa’yı ABD’ye bağımlı kılmak"tı. Fazi, "Soğuk Savaş" ve "Sovyet tehdidi"nin bu yüzden ABD tarafından abartıldığını ve "Amerika’nın Avrupa topraklarında kalıcı üsler kurarak ve askerler yerleştirerek kıtayı kendi sömürgesi haline getirdiğini" belirtmektedir. Fazi, Avrupa’daki Rus karşıtlığının sebeplerinden birinin de en az yarım yüzyıllık bu propaganda olduğu görüşündedir ("99 ZU EINS" ile röp. 29.5.2026). Fazi, NATO’nun sadece Rusya’ya değil, "Avrupa topraklarında da saldırılar gerçekleştirdiğini" hatırlatmaktadır. GLADIO’nun bir yeraltı örgütü olarak NATO tarafından kurulduğunu söyleyen Fazi, bu örgütün saldırılarının demokratik sol hareketleri ve partileri bastırmayı hedeflediğini belirtmektedir. NATO’nun, Varşova Paktı ve Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra lağvedilmemesinin sebebi, işte bu muhalif hareketlerdir. NATO, "görevi"ne devam etmektedir. Ukrayna’da bir "vekalet savaşı" yürüten NATO, son olarak bu "görevi"ni, İran’a karşı Amerikan-İsrail saldırılarında icra etmiştir. İran’ın "meşru savunması"nı kırmak ve "müttefik cepheyi genişletmek" için "Sahte Bayrak Operasyonları" hem Azerbaycan’a, hem Türkiye’ye karşı denenmiştir. Bu iki ülkenin topraklarına "düşen füzeler"in bir "made in NATO" olduğundan hiç kimsenin kuşkusu yoktur. Öte yandan Türkiye ile ilgili bölümde ise tablo karmaşıktır. "Beyin ölümü gerçekleşen", "Kağıttan kaplan" olduğu ilan edilen NATO, Türk topraklarında da "genişlemesi"ne hızla devam etmektedir. "Adana’da yeni karargah", "İstanbul’da Deniz Komutanlığı" kurma hazırlığı yapan NATO’nun "kime karşı" örgütlendiği herhalde çok açıktır ("Çin’i çevrelemek" ve Ruslar’a ve Ortadoğu’daki ittifaklarına -İran, Irak, Hizbullah, Husiler vd.- karşı hamleler yapmak). NATO, "Avrupa’yı korumak" bir yana, bugün kıtanın doğusunda süren savaş ile (Rus-Ukrayna savaşı), Arupalıları Rusya ile ciddi bir çatışma riskine sürüklemektedir. Son yıllarda "Baltık Gülleri" ve diğerleri, güya "güvenlik" için NATO’ya üye olmuşlarsa da, karşı karşıya kaldıkları tek şey daha fazla güven-lik-sizliktir. NATO -tıpkı 1940’lardaki gibi- Amerika’nın stratejik açıdan işine yaramaya devam etmektedir. Onun varlığı, "Amerika’nın güvenliği" içindir. NATO’nun, ittifak ülkelerini daha fazla silahlandırması ve rakip güçlere karşı konumlandırması politikası devam etmektedir. Bu aynı zamanda, Avrupa’nın Amerika’ya askeri-teknolojik bağımlığının sürmesi demektir. Amerika hâlâ, gücünü dünyaya NATO sayesinde dayatmaktadır (Son dört ayda, Kuzey Amerika’dan kalkan ve İran’a bomba yağdıran savaş uçakları, Avrupa’daki NATO üslerinden destek almaktadır. Avrupa ülkeleri ve halkları, bu üsler yüzünden büyük bir güvenlik riskiyle karşı karşıyadır). NATO’suz bir Amerika ve emperyalizm olmaz. "NATO’ya hayır" denilmelidir.
Go to News Site