Independent Turkish
Mahkeme tarafından CHP Genel Başkanlığından uzaklaştırılan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, TBMM’de grup toplantısında konuştu. Özel konuşmasına geçen yıl elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'i anarak başladı. Özel konuşmasında şunları kaydetti: Biz demokrasi fikrinin insanlarıyız. Biz sandığa inanırız. Seçime, seçene ve seçilene saygılıyız. Onun için bugünkü bu duruş, bu başlangıç ve hep birlikte sürdürdüğümüz bu yürüyüş çok anlamlıdır. Bir gün değildir, bir mevzi değildir, bir zafer değildir; bir bütünün diğerleri kadar kıymetli bir parçasıdır. Vazgeçmemektir, teslim olmamaktır, direnmektir ve bencil bir duyguyla değil, bütün ülkenin geleceğini düşünen bir duyguyla davrananların birlikteliğinin zaferidir. Hepinizi kutluyorum. Ferdi Zeyrek’i Anma Geçen yıl kurbandı. Ferdi geldi, beni aldı. Bayram vaazını dinledik, namazı kıldık. Kabristana, aile büyüklerine gittik. Partimizin ve diğer partilerin 80 öncesi hayatını yitirmiş il başkanlarına ziyarette bulunduk. Sonra kurbanlarımızı kestik. Birer but aldık; Ferdi Gülten teyzeye, ben anneme götürdüm. Sonra da o feci kaza haberini aldık. Hepiniz vardınız hastane bahçesinde. 3 gün direndi, 3 gün mucizeyi kovaladık. Olmadı. Manisa'da ilk kez Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan bir törenle kardeşimizi uğurladık. Orada olmayı hepimiz istedik, orada olacaktık. 'Haftaya grup olmaz, orada oluruz' dedim. Olamayacak bir şey oldu. Sonradan araya girip 'yapmasanız' diyenlere 'Özgür Bey Manisa'ya gidecekse yapalım' dediler. Fırsat bilindi, bir açıklama yapıldı. Günlerce düşündük. 'Gidelim, gelsinler' dendi. Kim gelecekti? O sabah partiye kim gelecekse onlar gelecekti. Biraz önce Dikmen Kapı'da da gördük onları zaten. “Millet bir karar verir, o karar burada tecelli eder” Kimin geleceğini ve nasıl gelmeyi planladıklarını gördük. Kim gelecek? Son dört kurultayın seçilmiş genel başkanı olmayacak, seçilmiş yöneticileri olmayacak. Son üçünde geçerli oyların hepsini alan genel başkan olmayacak. İlk günden bu yana ilk kez nasip olan ki kendime saymıyorum diye söyledim, bir genel başkanın son üç kurultaydır delinmeyen anahtar listesi. Bu liste iyi yapıldı, güçlü müçlü demek değil. Bu delegenin; yani hem son seçilen delegenin hem ilk delegenin, o günkü delegenin idraki, partiyi sevmesi, sahiplenmesi... Kapalı yere giriyor adam. Kimse görmüyor; atmaz, atmaz. 3 yıl önce vermemiş 600 küsur tanesi. Hepsi veriyor. Diyor ki birlikte olalım. Bugün dayanışma günü, bugün ayrışma günü değil. O delege gelse, o ruh gelse, o bilinç gelse, o idrak gelse zaten Özgür Özel'e burada gerek yok. Orada kimin oturduğunun hiç önemi yok. Ama kim gelecekti, kimin geleceğini gördük. Nasıl gelmeyi planladıklarını gördük ve buranın ne olduğunu gördük. Burası millî iradenin tecelligâhıdır. Burada tecelli eder. Millet bir karar verir, o karar burada tecelli eder. Bütün yıpranmışlığına, yok sayılmasına, anayasayla yetkilerinin yağmalanmasına rağmen eninde sonunda o Birinci Meclis'in duvarlarındaki o ruhu gidince hissedersiniz. Burası seçilmişlerin yeridir; yani bugün bu kürsüdür. Bir seçilmiş, ona verilen görevde verilen bayrağı bir kere bırakmaya koysun; o bayrağı bir bırakırsanız millet bir daha elinize vermez o bayrağı. “Seçilmiş kimsenin koltuğunun sonucunun kesinleşemeyeceği acayip bir sistemin içine düşürdüler Türkiye'yi” Onun için herkese danıştım, en son Ferdi'nin sesiyle kararı verdim. Dedi ki: "Hep Manisa'ya gitmem gerekir, hep burada bir şey çıkar. Orada da olmam lazım." Ararım, "Yav birader, ne yapacağız?" Daha derken anlar. "Abi, biz burayı hallederiz, sen orada lazımsın." Ben bugün burada lazımdım, ondan burada kaldım. Bir inatlaşmanın değil de görevi üstlenmenin gereği budur. Dört koldan saldırı altındayız. 3 yıl önce partimizde seçimleri kazandık, 10 ay sonra yüzde 38'le, 47 yıl sonra partiyi birinci parti yaptık. Kurulduğu günden beri AK Parti'yi ilk kez geride bıraktık. O günden beri saldırı altındayız. Öyle bir noktadayız ki; o günün delegasyonuyla yeniden kurultay yapılmış, YSK denetiminde bütün süreç bitmiş. Ama AK Parti yargı kollarının görevlendirdiği istinaf mahkemesi olmayacak bir karar aldı. Seçilmiş kimsenin koltuğunun sonucunun kesinleşemeyeceği acayip bir sistemin içine düşürdüler Türkiye'yi. CHP'nin iç işi diyorlar ya; bakarsan dışarıdan anlamazsın meseleyi, çözmezsen kumpası, CHP'nin iç işi. CHP'nin iç işi falan değil. Kim karışır CHP'nin kurultayına? Öyle bir noktadayız ki; o günün delegasyonuyla iki kere olağanüstü kongre de yapılmış, günü gelmiş, sıfırdan başlanmış, mahallelere tek tek sandık konmuş, YSK denetiminde bütün süreçler bitmiş; dönüp son dört kongreyi iptal etsen, daha doğrusu yok saysan, YSK'ye göre yok değil. Mazbatalar duruyor, her şey tamam. Hiçbir yere göre yok değil ama AK Parti yargı kollarının görevlendirdiği bir istinaf mahkemesi olmayacak bir karar alsın ve artık Türkiye'de hiçbir seçilmişin koltuğunun, seçim hukukuyla, itirazlara ve kesinleşmeye bağlı seçim hukukuyla sonucunun kesinleşemeyeceği; bir asliye mahkemesini ikna edenin, bir istinaf mahkemesinin gözünü döndürenin her şeyi yapabileceği acayip bir sistemin içine düşürdüler Türkiye'yi. Ondan kurtulmaya çalışıyoruz. Ama öyle bir kötü akıl var ki, onu söylemeden olmaz, onu görmeden olmaz. Kötü akıl şu: “Yenilmiyorduk, yendiler. Kaybetmiyorduk, kaybettik. İstanbul'u da aldılar, Ankara'yı da aldılar. Türkiye'nin yüzde 65'ini aldılar. İlk seçimde iktidarı alırlar. Biz bu iktidarı veremeyiz. Veremeyecek durumdayız. Sandıkla geldik ama sandıkla gidemeyiz. Dönülecek eşiği çoktan aştık. Bu iktidarı teslim edemeyiz”. Bütün mesele bu. Bunun üstüne oturuyor sistem. Gençlik kolları, kadın kolları, ana kademe; yok, bir önemi. Bu işi kim yapar? Bu işi o çocuk yapar. Vaktiyle hukuksuz, bütün kararları Anayasa Mahkemesi'nce bozulan o kararları kim aldıysa cesaretle. 15'te 15. AK Parti'nin atadığı Anayasa Mahkemesi'nin 15'te 15'le bozduğu karar. Düşünün yani. Hani 2 kere 2'ye 4 değil 5 dememiş, 2 kere 2'ye 555 demiş. Öyle kararları alabilen ve bunu talimatla yapabilen birisine yargı kollarını kurdurdular. Çok anlattım yaptıklarını da mesela bugün için neredeyiz biliyor musunuz? Bugün için. Hesabını veremediği, doğru olduğunu herkesin bildiği, defalarca Murat Kurum'a buradan söylediğim belediyelerin ellerinde Murat Kurum'un yolladığı yazılar var. Vergi gelirlerinin artırılması için hepsinde belli. Murat Kurum tek tek biliyor 16 tapuyu. O yüzden bir kelime söyleyemiyor. Onu söylediğimiz gün çıktı, dedi ki: "Efendim, Muhittin Böcek yakında konuşacak, Özgür Özel'e Manisa'da para verdiği ortaya çıkacak." İçişleri Bakanlığı koruma ekibi çıktı ki ortaya; Özgür Özel o gün Ankara'da, gün boyunca programı belli. Dedim ki: "Bunu ispatlayamazsanız namertsiniz, alçaksınız. Böyle iftira olmaz." İspatlayamadılar. Sonra ne yaptılar biliyor musunuz? Ne yaptılar? O 110 gün yoğun bakımda yatmış, 20 tane ilaçtan yaşayan adamı; kendisi defalarca açıkladığı hâlde, "Adaylığım için 1 kuruş para verdiysem şerefsizim" diye kendi yazıp açıkladığı hâlde... Yahu ne parası zaten. “Mesele Erdoğan'ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele deği” Seçilmesi garanti, o kadar belediye varken kimseden bir şey istenmemiş de bizden mi istenmiş, diyordu. İki seçim üst üste hiçbir parti kazanamamış Antalya'yı. Adaylığından sonra, adaylığından sonra son aday gösterilmesinden 3 gün öncesinin anketi var. Parti gitmiş, aday göstermek için para almış da o parayla anket mi yaptırmış, diyordu. Böyle birisine en son ne ifade verdirttiler biliyor musunuz? En son ifade. Önce o paraya orası olmadı, burasını attılar. Eşkâl tutmadı, yalan tutmadı. En son, "Gittim, kimse görmezken Ferdi Zeyrek'e verdim" diye ifade verdirttiler. Mesele, Cumhuriyet Halk Partisi'ni olası tüm adaylarıyla, kurumsal kimliğiyle, lideriyle, bütün güçlü kaslarıyla birlikte ortadan kaldırmaya çalışan rakipsizleştirme, Erdoğan'ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. Kimse bu işi parti içi bir mesele sanmasın. Aha da bizim parti. Parti içi bir mesele olacak, Ali ile Veli kavgaya tutuşacak, burada gidecek. Ele güne karşı, gök ele güne karşı, Meclisin giriş kapısının önünde o cılız, o aslında güçsüz ama gücünü haklılığından alan bedenini; o oradan buradan toplanmış serseri güruhun önüne koyacak. Biz parti içi meseleyi değil, Türkiye demokrasisini, ülkenin iktidarının sandıkla değiştirilmesini savunmak için bedenlerini ortaya koyan insanlarız. Siz bugün Türkiye'yi kuruluş ayarlarından, Gazi Mustafa Kemal'in emanetinden koparmaya çalışanlara karşı o kopmayan halkasınız, kopmayan halkasınız. O yüzden, o yüzden hem Ferdi'min ölüm yıl dönümünde bize bunları yapanlara, o kararı alanlara, aldırtanlara, o karara uyanlara; hem de genel merkezde o kara günü yaşatanlara; hem de bugün bu Meclisin altında cüret edilen bu meseleye, o kötücül akla, o AK Parti'nin kara düzeninin kötü planına kim eğer alet olup yol veriyorsa, varsa şu kadarcık hakkım, hakkımı helal etmiyorum. Şu kadarcık hakkımı helal etmiyorum. Ve bugün maalesef, ömrüm boyunca bir kez kötü söz söylemedim, söyletmedim. Ona söz söyleyenler için şu Meclis Genel Kurulunda neler geldi başıma, neler. Darbedildim, kürsülerin altında kaldım, neler yaşadı bu grup, neler. Yine de asla ve asla partinin geçmişine saygımdan ağzımı açmıyorum, susuyorum. Ama gerçekten bu yaşatılanlar, bu yaşatılanlar, bu partiye yaşatılanlar; benim kendi meselemden öte, genel başkan olarak partime yaşatılanları gördükçe gerçekten ne diyeceğimi şaşırıyorum. O binada kimler var, kimler? Kimler var biliyor musunuz? Saymadığım isim üstüne alınmasın. Bugün, o gün partinin üyesi olmayan milletvekillerimiz bile, o gün CHP ile hiç ilgisi olmayan seçmenlerimiz bile; bugün aynı duygu durumunda, aynı kararlılıkta, o zinciri koparmamak için kol kola girmiş durumda. Herkes gözümde bambaşka bir yerdedir, en üst mertebededir. O binada bugün Kemal Bey'e Çubuk'ta organize bir linç girişimi yaşatılırken, ölümü göze alarak onunla birlikte, onu koruyarak yanında duran mesela Murat Emir yok orada. Ama 1980 öncesi 7 TİP'li genci öldüren Haluk Kırcı'nın ekibi selam veriyor; 12'nci kattan, genel başkan katından objektiflere selam veriyorlar. Kemal Bey Şavşat'ta saldırıya uğradığında, kirpinin içinde onunla birlikte saldırı altında kalan Seyit Torun yok orada. Çünkü Kemal Bey'e oradan ateş açılırken, kirpinin içine girerken Kemal Bey'in üstüne kapanan Seyit Torun'u iki kolundan tutup o binadan dışarı attılar. Ya hapse gireceksin ya AK Parti'ye katılacaksın dendiğinde dimdik duran belediye başkanlarımız yok orada. Ama "Bir sonraki operasyon şu CHP'li belediyeye" deyip belediye başkanlarının kendilerine, ailelerine haysiyet suikastı yapanlar, o haberleri yapanlar o binada geziyorlar. Adalet Yürüyüşü'nün biri isim babası, biri fikir babası olan Aykut Erdoğdu'yla Bülent Tezcan yok. Aykut Silivri'de, 12 metrekarelik zindanda. Ama İBB soruşturmasında tutuklananları ziyaret edip, "2 milyon lira vereceksin, şu iftirayı atarsan çıkarsın" diyen avukat; Yunanistan'a kaçarken yakalattığım avukat; göstermelik ev hapsi kaldırılan avukat, o binada "arınma burada başlamış" diye paylaşım yapıyor. "Paralel CHP" söylemine tepki O yüzden şimdi çıkmışlar oraya, buraya; efendim bir paralel CHP varmış. Paralel CHP anlayışı varmış. Bizim Meclisi paralel genel merkez olarak yapmamız kabul edilemezmiş. O yüzden burası da zaptedilmeliymiş. Biz genel merkezden Meclis'e yaptığımız yürüyüşte bu zihniyeti arkamızda bıraktık. Eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bu çirkin zihniyeti geride bıraktık, onlara bıraktık ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir binadan ibaret değil; bir anlayıştan, bir inançtan, gerekirse bir inattan ibaret olduğunu ve bunun bu ülkenin son umudu olduğunu söyledik. Son kalenin bir bina, kapısı, çatısı değil; Cumhuriyet'e inananların yüreğindeki korkusuzluk ve mücadele duygusu olduğunu söyledik. Bu millet paralelin kim olduğunu bilir. Bu millet, emniyet müdürü varken emniyetteki emniyet imamının paralel olduğunu bilir. Ya da bu millet seçilmişler varken atanmış paralelleri bilir. Onun için her şeyi yapın ama bu dille, bu FETÖ'den kalma dille, önüne geleni FETÖ'cü ilan eden dille, önüne geleni hain ilan eden dille; demokrasiyi tehdit gördükleri için demokrasinin tepki ve protesto rejimi olduğunu kabul etmeyenlerin, her direnişe ayaklanma, her meydana sokak çağrısı, her mitinge Türkiye'yi karıştırmak diye bakan sığ anlayışın terminolojisini, bu Cumhuriyet Halk Partisi'nde görev yapmış kimseye yakıştırmam. Asla ve asla Cumhuriyet Halk Partisi'ne "paralel yapı", "FETÖ" ya da namuslu arkadaşlarımıza atılan hırsızlık iftiralarına uygun olarak çeşitli iddianame laflarını doğruymuş gibi, iddianameye bile giremeyen iftiraları gerçekmiş gibi alıp; "arınacağız", "atacağız", "satacağız" diyemeyiz. Böyle bir şeye teslim olursak biz Cumhuriyet Halk Partisi olmaktan çıkarız. Elbette hukuka sığınacağız, elbette hukuka güveneceğiz, elbette bağımsız yargının her şey olduğunu bileceğiz. Ama onun için önce bu yargıdaki çeteyi dağıtacağız, yargı kollarını dağıtacağız. “Burada yapılacak iş, 26 Temmuz'u geçirmeden kurultayın yapılmasıdır” Bunun için diyalog olsa hiç uzakta durmadım. Efendim, "Tedbir var, kurultay yapılmaz." Türkiye'nin tüm hukukçuları aynı noktada birleşiyor. Kamu hukuku ve seçim hukukçuları, "Kurultayın yapılması değil, yapılmaması sorun" diyor. Başka bir görev yoktur, görev budur. "Kurultay yapacağız" söylemlerini duyduk. Madem ki buna ikna oldunuz, o kurultayı yapmalısınız. "Efendim birkaç ay sonraya öteleyelim, bir yıla yayalım. AK Parti bizi nerede sıkıştırırsa o seçimi o zaman yapalım." Burada yapılacak iş, 26 Temmuz'u geçirmeden kurultayın yapılmasıdır. Seçime girilmesi tehlikeye girmektedir. Bu memlekette tüm umudu önümüzdeki seçim olan on milyonlarca kişinin hayallerini yerle bir etmekle kalmaz, onlara kâbusu yaşatır. Onları sandıktan koparırsınız, geri dönülemez bir şekilde kaybettirirsiniz. Independent Türkçe ÖZGÜR ÖZEL CHP "Mesele, Cumhuriyet Halk Partisi'ni olası tüm adaylarıyla, kurumsal kimliğiyle, lideriyle, bütün güçlü kaslarıyla birlikte ortadan kaldırmaya çalışan rakipsizleştirme, Erdoğan'ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil” Salı, Haziran 9, 2026 - 13:30 Main image: Fotoğraf: AA Haber Type: news SEO Title: Özel grup toplantısında konuştu: Burada olmayı zafer olarak görmüyorum; burası seçilmişlerin yeri, yürüyüşümüz teslim olmamaktır copyright Independentturkish:
Go to News Site