Collector
Giriş Yap
Penceresiz ev | Collector
Penceresiz ev

Penceresiz ev

Daimi bir kaos ortamında insan nasıl kendi bütünlüğünü koruyarak devam edebilir? Zaman zaman ara verilse de bitmeyen bir savaş, siyasal güçleri ne kadar sallantıdaysa o denli sertleşen iktidarlar… Max Horkheimer’ın Nazi Almanyası yükselirken yazdığı ‘Alacakaranlık’ kitabında, bir filozofun insan ruhunu penceresi olmayan bir eve benzettiğinden bahsediyordu. Horkheimer, bu filozofa katılmıyor. Ona göre insan ruhunun pencereleri vardı. Ama bu pencereler, dışarıda olup bitenin ancak küçük ve çarpıtılmış bir kesitini içeri alıyordu. Galiba o pencereler artık ekranlardan ibaret. İnsan ruhunun pencereleri yok, irili ufaklı ekranları var. Bu ekranlarla ilişkimiz, dünyada olup biteni nasıl deneyimlediğimizi belirliyor. Dijital teknolojinin sürekli geri beslemeyle, öğrenmeyle daha aktif bir biçimde müdahale ettiği bir dünyada  insan olma dahil her şeyin anlamı değişiyor. Bunları yazarken telefonuma bir bildirim geldi. Yapay zekâ, beynimin fazla ısındığını bildiriyordu. Nefes egzersizi yapmalıymışım. Gözlerimi beş dakikalığına kapatıp hiçbir şey düşünmezsem beynim normal sıcaklığa dönermiş. İstersem benim için düşünebileceğini de söyledi. Hatta senin adına yazını da yazabilirim. Randevularını planlar, nereden nasıl alışveriş yapacağını, giyeceğin kıyafetleri de seçebilirim. Hatta hangi durumda nasıl hissetmen gerektiğini de sana söyleyebilirim. Ben onun bedeni, o da benim zihnimmiş gibi davranmak istiyordu. Bana dedi ki, hap bilgiler vermelisin yazında. Kimsenin öyle uzun uzun bir metni okumaya zamanı yok. Ama dedim ki bir düşüncenin oluşma hızı vardır. Çünkü anlam hemen oluşmaz — baskı uygular, bekler, sürpriz bir anda yüzeye çıkar. Belirsizliğe katlanmak ya da sıkılma kapasitesi hem yaratıcılığın hem olgunlaşmanın zeminidir. İç dünyamızda var olan ve dolaşan şeylerin bir kısmı bize ait. Bir kısmı da aileden ve kültürden miras. Ve artık gittikçe büyüyen bir kısmı ise tasarımcısını bile bilmediğimiz sistemlerin bize iade ya da empoze ettiği şeyler. Bunları birbirinden ayırt edebilmek artık daha zor. Psikolojik sağlık açısından özneleşme en önemli şeymiş gibi geliyor bana. Özneleşme, kişinin kendisini dışarıdan tanımlanan bir nesne olarak değil, kendi deneyiminin taşıyıcısı olarak yaşayabilmesi… Bugün ruhsal sağlığı çoğu zaman semptomların azalmasıyla karıştırıyoruz. Kaygının azalması, mutsuzluğun hafiflemesi, daha verimli hale gelmek... Bunların hepsi önemli olabilir. Ama ruhsal sağlık bundan ibaret değil. Bazen ruhsal sağlık, insanın kendi çatışmalarını yaşayabilmesi demek. Kendi arzularıyla karşılaşabilmesi. Kendi hayatının içinde misafir gibi değil, ev sahibi gibi hissedebilmesi. Ama ben yine de karamsar ya da umutsuz değilim. Bilinçdışı, sandığımızdan daha dirençli bir yapıya sahip. Bu direnç bazen iyileşmenin önünde bir engelken, bazen de gerçekliği koruyan bir kalkana dönüşebilir. Freud, bilinçdışı hakkında bilgi sahibi olmanın tek başına nevrotik acıyı hafifletmeyeceğini söylemişti. Ona göre bilinçdışı hakkında bilgi vermek, kıtlık döneminde insanlara menü dağıtmak gibiydi; açlığı gidermezdi. Alessandra Lemma, ‘Psychotechnical Becomings’ adlı kitabında, eğer bilgi psişik acıyı dönüştürseydi, dijital çağın sonsuz bilgi akışı bizi çoktan iyileştirirdi diye yazmıştı. Peki, bilgi değilse ne iyileştirir? Anlamlı bir ötekiyle kurulan ilişki. Yapay zekâ bir öteki değil. Dijital teknoloji de öyle. Varlığı bizim için fark yaratan, bizi gerçekten gören, tanıyan, zihninde tutan biri anlamlı bir öteki olabilir: Anne, baba, sevgili, arkadaş, terapist… Anlamlı öteki bizi onaylamak zorunda değil. Bazen hayal kırıklığı yaratır, bazen anlamaz, bazen direnir. Ama tam da bu yüzden gerçektir. Dijital teknoloji yokluğu yok ediyor. Her boşluğu dolduruyor, her belirsizliği kapatıyor. Ama psişik büyüme tam da yokluğa katlanmaktan geçiyor. Sevdiğin kişiyi yanında değilken de zihninde taşıyabilmek, bir cevabı hemen alamadığında dağılmamak, boşlukla karşılaştığında onu anında doldurmaya çalışmamak… Bunlar ruhsal gelişimin temel parçaları. Uzun süre oturduğum için Apple Watch'tan bildirim geldi: "Ayağa kalkıp hareket etmek için bir dakikanızı ayırın!"

Go to News Site