Collector
Sevgili İsmail’e... Hücredeki bir gazeteciye… | Collector
Sevgili İsmail’e... Hücredeki bir gazeteciye…
BirGün Gazetesi

Sevgili İsmail’e... Hücredeki bir gazeteciye…

Elif Akkaya - Tekin Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Can kardeşim, yoldaşım ve yayınevimizin en genç, cesur ve çalışkan yazarı… Bu mektubu yazmak benim için çok zor... İnsan, kardeşinin o kadar eziyet yaşamasına nasıl dayanabilirdi? Ya da yoldaşının “başı dik, yüzünde bir gülümseme” ile tutuklanacağını bildiği o adliyenin merdivenlerini arşınladığı sırada ne yapmalıydı? Genç ve cesur bir yazarın, gazetecinin halkını haberdar etmesine, halkı aydınlatma neferi oluşuna; ısrarla, hiç de korkmadan ezilenin yanında oluşuna ne demeliydi? Henüz 27 yaşında, kalemi korkmadan yazan o gazeteciyi bir kitap için yüreklendirmek; depremde her şeyini yitirmiş insanlara “çadır satan Kızılay”ı teşhir eden o genç adamın yazdıklarına destek vermemek mümkün müydü? Hem yoldaşım hem kardeşim olan bir gencin omuz başında olmamak? *** Canım kardeşim; günlerdir düşünüyorum. Bu eziyeti gencecik yaşında sana nasıl yaşattıklarını… Sonra, henüz 25 yaşında “Hücredeki Adalının Türküsü”nü söyleyen genç adamı hatırlıyorum: "Karanlık denizin ortasında, Güneşi batmayan bir ada. Ben ne şuralıyım ne buralı, Adalıyım adalı, Adam ormanlıktır. Dostluk, yoldaşlık, mertlik ormanı, bütün adamı kaplar. Erdemin güneşi yirmi dört saat aydınlatır ada’mı, biz ada sakinleri bilmeyiz karanlığı." Diyen o cesur genç adamı düşlüyorum. Cesaretini kuşandığın, kararlılığını mesleğine şiar yaptığın işte bu güzel “Adamızdır”, biliyorum. Sana yapılan onca eziyet, yıldırma çabası beyhudedir; çünkü bizim “adamız ormanlıktır. Dostluk, yoldaşlık, mertlik ormanı”dır. Senin onurunu kırmaya çalışanların, cesaretini ezmek isteyenlerin bilmediği budur. Seni tutuklayanlar, bir avuç hücrenin içinde milyonlara ulaşacak kadar güçlü kalemini ve fikrinden aldığın güçle net duruşunu göremediler. *** Sen depremde yurdunu, evini, ailesini yitirmiş insanların dostu, kardeşi, ailesiydin… Sen Fatmanur’un kucağında bebeğiyle aradığı çıkış yoluydun. Çünkü sen gazeteciydin. Çünkü sen herkesi ilk önce haberdar edecek olandın. Halkının gerçeğini gören, ezilenin, yok sayılanın yanında yer alan ve bunda ısrar eden; kollarını kelepçeleseler bile hücresinde milyonlara ulaşabilen o gençtin; Adalıydın… Bugün sana yaşatılanlara, haberdar ettiğin o depremde yurdunu yitirenler itiraz ediyor; bunu bil. Fatmanur ve kızının o ışığı hücreni aydınlatıyor, görüyorum. Bugün senin tutsaklığına meslektaşların, dostların, yoldaşların itiraz ediyor; günlerdir seni söylüyor, yazıyor ve anlatıyorlar. Sevdiğin, biriciğin Dilanur yalnız değil; gözün arkada kalmasın. Gazeten BirGün halka emanet... Onca soruşturmayı göze alarak yazdığın kitapların okurlarına… Unutma. Seni incitmek, gururunu ve kalemini kırmak isteyenler yenilecek. Gerçek olan, doğru olan galip gelecek bu kavgada biliyorum. Geleceksin. Yeniden yazacak, yeniden haberdar edeceksin; ezilenin, dışlananın, hor görülenin yanında olmaya devam edeceksin, biliyorum. Ve bil ki, senin kalemin, cesaretin ve adanmışlığın; bütün baskılara, yıldırmalara rağmen tüm karanlıkları delip geçecek. Sen yalnız değilsin; sesin, haberlerin, yazdıkların milyonların dilinde bilesin. Ve biz hep seninleyiz. Seni çok seviyoruz…

Go to News Site