Collector
Bir inancın yüceliğinde buldum seni, bir kavganın güzelliğinde sevdim… | Collector
Bir inancın yüceliğinde buldum seni, bir kavganın güzelliğinde  sevdim…
BirGün Gazetesi

Bir inancın yüceliğinde buldum seni, bir kavganın güzelliğinde sevdim…

Barikatları yıkarak yeni bir direniş dalgasının yollarını açan binlerce genç, yıllardan sonra bir kez daha ayağa kalkarken ellerinde taşıdıkları fotoğraflardan birisi de Mahir Çayan’dı… Henüz 20’sine dahi basmamış gencecik insanların, bundan 54 yıl önce henüz 26 yaşındayken Kızıldere’de öldürülen Mahir Çayan’la yeni bir isyanda buluşması, ON’ların sonsuzluğunun en büyük kanıtıdır… Bu dahi tek başına her son çizgisinin aslında yeni başlangıçlar için de bir doğum noktası olduğunu gösterir… *** 30 Mart 1972’de ON devrimci büyük bir kuşatma sonrasında, onlarca kurşun saplanmış gencecik bedenleriyle toprağa düştüler. Ulaş’la Mahir’in mahkemede kucaklaşmasında olduğu gibi, birbirine sarılarak, birbirine karışarak, kucaklaşarak yıldızlaştılar… Kızıldere’de önderleri yok edilerek sonlandırılmaya çalışılan bu mücadele, Mahir Çayan’ın fikirlerini 12 Mart’ın ölümle yaşamın iç içe geçtiği firar günlerinden mahkemelere en ağır şartlarda savunanlarla; gencecik yeni devrimcilerin ellerinde yükselmeye devam etti. Mahir Çayan ve ON’lar 70’li yılların ikinci yarısında, ülkenin en ücra köşelerinde süren bir mücadele içinde çoğaldı… Kızıldere Fatsa’da halkın kendi kendini yönettiği bir devrimcilik içinde çoğalırken, ODTÜ’den Çeltek’e, gecekondulardan fabrikalara ON’lar yumruklu bir yıldız olup ülkenin göklerini doldurdular… *** Maraşlardan Çorumlardan, suikast ve katliamlardan çıkarak, 12 Eylül faşist karanlıklarından geçilerek yürümeyi bilenler, her zaman denizlere çıkacak bir yolu da buldu… 85’lerde üniversitelerde çoğalan, 89’larda Zonguldak’ta işçilerin yürüyüşlerinde hayat bulan da bu yoldu… Tarihe kara çalmanın moda olduğu post-modern zamanlarda; devrimciliğin sonu ilan edilip kimliklerin ve liberalizmin açılan türlü kapılarından geçmenin iktidar medyasından pompalandığı günlerde de, devrimci gençlerin isyanı Mahir’le buluşarak, kendine bir yol açabildi… *** Uzun tarihimiz boyunca binlerce gencin yürüdüğü bu yolda, şimdi yeni binler yürüyor ve Mahir Çayan onların elinde bir isyan bayrağına dönüşüyorsa, bu her şeyden çok geleceğe bir çağrıdır! Bu mücadele aynı kandan ve topraktan doğanların bir kucaklaşmasının yarattığı güzelliklerle dolu olduğu kadar; bugünkü karanlığa karşı yükselen devrimci mücadele için de fikri mirastır! Mahir Çayan, tüm halkların özgürlüğünün emperyalizme ve emperyalizme bağımlılık içerisinde şekillenen faşist devlete karşı mücadeleden geçtiğini savundu. Bu noktada, Mahir Çayan’ın en önemli fikri mirası emperyalizmle bütünleşmiş sömürü düzenine karşı mücadele çizgisidir. Ve bu çizginin en belirgin özelliği sınıflar mücadelesi doğrultusunda olmasıdır. Bugün bu karanlık rejimden çıkışın yolu da bu devrimci fikirlere dayanan sosyalist sol bir mücadelede bulunabilecek. 50 yıl sonra Kızıldere’de katledilenlerin, Mahirlerin, Denizlerin gencecik insanların elinde yeniden doğumu, onların fikirleriyle nasıl canlı kaldıklarının bir kanıtı olsa gerek. Fikirleriyle ve mücadeleleriyle, bir isyan bayrağı gibi dalga dalga yaşayacaklar!

Go to News Site