Diyarbakır Güncel Gazetesi
20 bin metrekarelik tesis, modern üretim hattı Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde 20 bin metrekare alan üzerinde kurulu, 13 bin metrekare kapalı alana sahip tesislerinde alüminyum profil üretimi, yüzey işlemleri ve alüminyum işleme faaliyetleri yürüttüklerini ifade eden Işık, üretimlerinin ağırlıklı olarak yapı ve enerji sektörüne yönelik olduğunu vurguladı. “Türkiye’de alüminyum 1980’lerden sonra üretilmeye başlandı. O dönemde sadece 4–5 firma faaliyet gösterirken, bugün sayımız 700–800’e ulaştı. Bu hızlı büyüme, çelik işleme teknolojilerinin Türkiye’ye gelmesi ve alüminyumun hafifliği, düşük erime sıcaklığı ve geri dönüştürülebilir olması sayesinde mümkün oldu” dedi. Kişi başına alüminyum kullanımı Avrupa’nın çok gerisinde Işık, Türkiye’de kişi başına düşen alüminyum kullanımının 18–20 kilogram seviyesinde olduğunu, Avrupa’da ise bunun 49–50 kilogram civarında olduğunu söyledi. “Türkiye’de alüminyumun kullanım alanları henüz yeterince geniş değil. Önümüzdeki yıllarda inşaat, enerji, otomotiv ve beyaz eşya gibi birçok sektörde kullanımı artacak. Bu nedenle alüminyum üretim tesislerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç olacak” ifadelerini kullandı. Küresel pazarda Çin, Hindistan ve Rusya hâlâ önde Alüminyumun ana hammaddesi boksitin çoğunlukla yurtdışından geldiğine dikkat çeken Işık, “Dünya alüminyum pazarının büyük kısmı Çin, Hindistan ve Rusya’nın elinde. Türkiye’de geri dönüşüm tesisleri mevcut ancak yeterli değil. Diyarbakır ve çevresinde geri dönüşüm yatırımlarının artırılması gerekiyor. Çünkü alüminyum hem taşınması kolay hem de kilogram bazında yüksek katma değer sağlıyor. Bu, Türkiye’nin dünya pazarına girişini kolaylaştırıyor” dedi. Sektör her alana hitap ediyor Işık, alüminyumun yapı sektörünün yanı sıra enerji, otomotiv, bilişim ve beyaz eşya gibi alanlarda da kullanılabildiğini belirterek, “Biz ağırlıklı olarak yapı sektörüne hizmet veriyoruz. Ancak alüminyum, farklı sektörlerde de kullanılabiliyor ve dünya çapında pazarlanabilir. Nakliye sorunu olmayan bir ürün olduğu için Diyarbakır’dan dünyanın herhangi bir yerine gönderebilirsiniz” diye konuştu. İhracat için dijitalleşme şart Işık, ihracat konusunda fuarların önemine değinirken, dijital satış kanallarının giderek öne çıktığını belirtti. “Eskiden İspanya’daki bir fuara gidip ürün satmak gerekiyordu. Artık online satış ve dijital pazarlama teknikleriyle ürünlerimizi dünya genelinde tanıtıp satabiliyoruz. Dünya değişiyor; bu değişime ayak uydurmazsak, Diyarbakır gibi gelişmekte olan şehirlerden global pazara açılmak zor olur” dedi. Kalifiye eleman ihtiyacı büyüyor Alüminyum sektöründe üretim teknolojisinin giderek geliştiğini ancak kalifiye eleman eksikliğinin ciddi bir sorun olduğunu belirten Işık, “Örneğin 500 ton profil üretecekseniz, 100 kişi çalıştırmanız gerekiyor ve bu kişilerin eğitimli olması şart. Meslek okullarıyla iş birliği yapıyoruz, ikinci kuşak gençlerimizi kendi bünyemizde yetiştiriyoruz. Ancak devletin de ağır sanayi ve alüminyum sektörüne yönelik alt eleman yetiştirmesi gerekiyor. Yapılanlar yeterli değil; daha fazla yatırım ve planlama şart” dedi. Sonuç: Türkiye’de alüminyum sektörü büyüme yolunda Ramazan Işık, Türkiye’de alüminyum sektörünün önünde yüksek potansiyel, ihracat fırsatları ve yenilikçi kullanım alanları bulunduğunu vurguladı. Ancak sektördeki büyümenin sürdürülebilir olması için yerli üretimin artırılması, kalifiye iş gücünün yetiştirilmesi ve dijital pazarlamanın etkin kullanılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Go to News Site