Collector
Beynimiz robotları “canlı” mı sanıyor? | Collector
Beynimiz robotları “canlı” mı sanıyor?
Independent Turkish

Beynimiz robotları “canlı” mı sanıyor?

Yapay zekâ artık sadece hesap yapan bir araç değil. Konuşuyor, tepki veriyor, hatta tartışıyor. Peki, biz bu sistemleri gerçekten "makine" olarak mı görüyoruz? Yoksa farkında olmadan onlara insani özellikler mi yüklüyoruz? Bilkent Üniversitesi Psikoloji ve Nörobilim Bölümleri ile Aysel Sabuncu Beyin Araştırmaları Merkezi (ASBAM) bünyesinde yürütülen araştırmalar, yapay zekâ ile güçlendirilmiş robotların insan beynindeki yansımalarını gün yüzüne çıkarıyor. Doç. Dr. Burcu Ayşen Ürgen ve ekibi, insanların bu robotları ne ölçüde "kendi başına hareket edebilen" varlıklar olarak gördüğünü ve bu algının güven ilişkisini nasıl şekillendirdiğini inceliyor. İnsan beyni, konuşabilen bir makineyi sıradan bir aletten örneğin bir çekiçten çok farklı işliyor. Çekiç gibi araçlar beyinde sadece birer "nesne" olarak temsil edilirken, tepki veren bir makine sosyal bir çerçevede ele alınıyor. Doç. Dr. Ürgen, beynin "canlılık" konusunda net bir karar vermekten ziyade sistemin davranışlarına baktığını belirtiyor: Aslında keskin bir ayrım yok; bir süreklilik var. Bir sistem ne kadar sosyal davranıyorsa, o kadar 'insan gibi' algılanıyor. Akıcı konuşma ve EEG bulguları Bir makine bizimle akıcı konuştuğunda beyin bunu güçlü bir sosyal sinyal olarak algılıyor. Tam olarak "canlı" kategorisine geçmese de algı, nesneden "ajan" (etkileşim kuran varlık) tarafına doğru kayıyor. Bu değişim beyin dalgalarını ölçen EEG (elektroensefalografi) yöntemleriyle de gözlemlenebiliyor. Beyin, insanlara ve robotlara normalde farklı tepkiler verse de robotun etkileşim kalitesi arttıkça bu tepkiler arasındaki fark azalıyor. Yani EEG, beynin robotları giderek daha sosyal bir şekilde işlemeye başladığını net bir biçimde gösteriyor. Araştırma yalnızca laboratuvar deneyleriyle sınırlı değil. Büyük dil modelleriyle (LLM) güçlendirilmiş Pepper robotu ile kurulan doğrudan etkileşimler üzerinden, insanların yapay ajanlarla iletişim sırasında nasıl düşündüğü ve hissettiği analiz ediliyor. Evrimsel bir refleks: Neden insanlaştırıyoruz? İnsanların makinelere niyet atfetmesi evrimsel bir mirasa dayanıyor. Sosyal bir dünyada evrimleşen insan beyni, başkalarının niyetlerini hızlıca anlamak üzere "fazla hassas" bir mekanizma geliştirdi. Bu durum, beynin "yanlış pozitif" yapmasına yol açıyor; yani gerçek bir zihni olmayan robotlara veya basit şekillere bile insani özellikler atfedebiliyoruz. Ürgen, bu durumu şöyle açıklıyor: İnsan beyni sosyal bir dünyada evrimleşti. Başkalarının eylemlerini ve niyetlerini hızlıca anlamak hayatta kalmak için çok kritikti. Bu yüzden beyin 'ajan' tespit etme konusunda oldukça hassas ve hatta biraz fazla hassas çalışır. Bazen gerçekten bir zihin olmayan sistemlere bile -robotlara, hatta basit şekillere - niyet ve özellik atfedebiliyoruz. Bir şeyi gereğinden fazla sosyal görmek, hiç görmemekten genelde daha az maliyetli. Pepper Robot ile "şeffaflık" deneyi Umur Yıldız, Berk Yüce, Ayaz Karadağ ve Tuğçe Nur Pekçetin ile yürütülen ekip çalışmasında, katılımcılar Büyük Dil Modeli (LLM) destekli Pepper robotu ile tahmin oyunları, pazarlık senaryoları ve ahlaki tartışmalara girdi. Deneyde kritik fark, sistemin şeffaflığıydı. Katılımcıların bir kısmı robotun karar alma sürecini gerçek zamanlı olarak izleyebilirken, diğerleri sistemi “kara kutu” olarak deneyimledi. Ürgen, elde edilen en çarpıcı bulguyu şöyle anlattı: Robotun nasıl karar verdiğini görünür kılmak, katılımcıların robota duyduğu güveni artırdı. Hatta ilginç bir şekilde, katılımcılar bu süreci her zaman tam olarak anlamasalar bile, sadece bu şeffaflık hissi bile güveni artırmaya yetti. İnsan–robot etkileşiminde sadece sistemin ne yaptığı değil, nasıl çalıştığını nasıl sunduğumuz da en az onun kadar önemli. Sınırlılıklar ve gerçek hayata uyarlama Çalışma, küçük bir örneklem ve kontrollü laboratuvar ortamında Pepper platformu ile yürütüldüğü için bir "ilk adım" niteliği taşıyor. Sağlık, yaşlı bakımı ve eğitim gibi uzun süreli etkileşim gerektiren alanlarda sonuçların nasıl değişeceği henüz araştırma konusu. Ancak şeffaflığın güveni şekillendiren güçlü bir tasarım ilkesi olduğu şimdiden netleşmiş durumda. Politika yapıcılara mesaj: "Yapay zeka güvenilir mi?" sorusunu değiştirmek Yapay zekâ etiği ve yasal düzenlemeler (AI Act) tartışılırken, beyin bilimi politika yapıcılara önemli bir uyarıda bulunuyor: İnsanlar yapay zekâyı teknik bir araç değil, sosyal bir varlık gibi deneyimleme eğiliminde. Doç. Dr. Ürgen, odak noktasının değişmesi gerektiğini savunuyor: En kritik soru 'Yapay zeka güvenilir mi?' değil, 'İnsanlar yapay zekaya ne zaman gereğinden fazla güvenir?' sorusudur. Bu, doğrudan beyin ve davranış bilimlerinin cevaplayabileceği bir sorudur. Şu anki yapay zekâlar o kadar akıcı ve güzel konuşuyor ki, beynimizdeki o eski "karşımdaki canlı mı?" radarı adeta tavan yapıyor. Sonuçta karşımızdakinin bir makine olduğunu adımız gibi bilsek de, eski alışkanlıkla, elimizde olmadan onu sanki canlı bir insanmış gibi görmeye ve ona öyle davranmaya devam ediyoruz. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. robot YAPAY ZEKA Yapay zeka artık sadece bir makine mi, yoksa beynimiz ona insani özellikler mi yüklüyor? Bilim, sosyal robotların nasıl “canlı” algılandığını ortaya çıkarıyor Esra Öz Çarşamba, Nisan 1, 2026 - 11:00 Main image: Haber Label: TEKNOLOJİ Type: news SEO Title: Beynimiz robotları “canlı” mı sanıyor? copyright Independentturkish:

Go to News Site