soL Haber
İzmir Tabip Odası’nın 19 Nisan tarihinde gerçekleştireceği seçimli genel kurula sayılı günler kala, İzmir Çağdaş Hekim Grubu, İzmir Tabip Odası Prof. Dr. Orhan Süren Konferans Salonu’nda düzenlediği basın açıklamasıyla adaylarını hekim kamuoyuna tanıttı. Salon kapasitesini aşan katılım, etkinliğin yarattığı ilgiyi açık biçimde ortaya koydu. Tanıtımın ardından, yönetim kurulu adaylarından kardiyoloji uzmanı Dr. İnan Mutlu ve ortopedi hekimi Dr. Elcil Biçer ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Grubunuzda kamu ve özel sektörde çalışan, farklı kuşaklardan hekimlerin yer aldığı dikkat çekiyor. Bu çeşitlilik bilinçli bir tercih mi? Mutlu: Bunun tesadüf olduğunu söyleyemeyiz. Aksine, çıkış noktamızın temel bir yansıması. Meslek örgütümüze dair tespit ettiğimiz sorunlara daha en başından çözüm üretme iddiasıyla yola çıktık. 'Meslek örgütleri bireysel kariyer basamaklarına dönüştürüldü' Nedir bu sorun? Mutlu: Meslek örgütümüz uzun süredir hekim toplumsallığını kapsamakta yetersiz kalıyor. Katılımcı bir demokratik kitle örgütü olması gerekirken, giderek dar bir çevrenin belirleyici olduğu bir yapıya sıkışmış durumda. Meslek örgütü yöneticiliği, hekimlerin ortak iradesini temsil eden bir görev olmaktan çıkıp, belirli çevrelerin kontrol ettiği bir alan haline getirildi. Oysa biz, mesleğini icra eden ya da emekli olmuş her hekimin temsil yeteneğine sahip olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca her kuşağın ve çalışma alanının kendine özgü sorunları ve talepleri var. Bu nedenle gerçek bir temsiliyet ancak tabanın doğrudan katılımıyla mümkündür. Bu durum sadece bizim meslek örgütümüze özgü değil. Bugün birçok meslek örgütü tabanından kopmuş durumda. Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları da bu kopuştan payını almıştır. Bunun arkasında yalnızca politik tercihler değil, aynı zamanda açık bir kariyerizm var. Meslek örgütleri, hekimlerin hak mücadelesinin zemini olmaktan çıkarılıp, bireysel kariyer basamaklarına dönüştürüldü. Biz bu anlayışı açıkça reddediyoruz. Kariyerizmin, kişisel hesapların ve dar grup çıkarlarının meslek örgütlerinde yeri yoktur. Çağdaş Hekimler olarak, tabanın söz ve karar sahibi olduğu, mücadele gücü yüksek, enerjik ve gerçek anlamda hekimleri temsil eden bir tabip odasını kurmak için yola çıktık. 'Kamusal sağlık hizmetleri piyasa kurallarına tabi hale getirildi' Peki meslek örgütünüzün bu noktaya gelmesinin nedenleri nelerdir? Aynı zamanda sağlık sistemine dair genel bir değerlendirme de yapabilir misiniz? Mutlu: Özellikle son yıllarda sağlık alanı çok kapsamlı bir dönüşüm geçirdi. Ancak bu dönüşüm, sağlık çalışanları ve toplum açısından olumlu sonuçlar doğurmadı. “Sağlıkta dönüşüm” adı verilen süreçte, kamusal sağlık hizmetleri piyasa kurallarına tabi hale getirildi ve özel sektörün payı artırıldı. Bugün birinci basamak sağlık hizmetlerinin yükü büyük ölçüde aile hekimlerinin omuzlarına bırakılmış durumda. Sevk zincirinin kaldırılması ve artan talep nedeniyle ikinci ve üçüncü basamakta hasta yükü sürdürülemez bir düzeye ulaştı. Kamuda performans baskısı, özel sektörde ciro baskısı altında hekimler tükenmişlik yaşıyor. Genç hekimler geleceksizlik nedeniyle yurtdışına yöneliyor; emekli hekimler ise geçim sıkıntısı yaşıyor. Hastalar randevu bulmakta zorlanıyor ya da daha fazla katkı payı ödemek zorunda kalıyor. “Doktor efendi elini halkın cebinden çek” söylemiyle başlayıp “giderlerse gitsinler” anlayışıyla devam eden süreç, hekim emeğinin sistematik olarak değersizleştirilmesine yol açtı. 'Tarikat ve cemaatler sağlık alanında etkili aktörler haline geldi' Biçer: Sağlık alanındaki bu dönüşüm, ülkemizin daha genel bir toplumsal dönüşüm sürecinin parçası. Laikliğin aşındırılması, Cumhuriyet değerlerine yönelik saldırılar ve bilimdışı yaklaşımların teşvik edilmesi sağlık alanını da doğrudan etkiledi. Bugün tarikat ve cemaatlerin sağlık alanında etkili aktörler haline geldiğini görüyoruz. Sağlık politikalarının şekillenmesinde bilimsel ölçütlerin geri plana itildiği bir dönemden geçiyoruz. 1980 doğumlu Dr. Elcil Biçer (solda) 2003 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Halen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ortopedi hekimi olarak görev yapıyor. 1987 doğumlu Dr. İnan Mutlu ise (sağda), 2011 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Özel Tınaztepe Hastanesi’nde kardiyoloji uzmanı olarak çalışıyor. 'Şiddet ortamı bilinçli biçimde bir araç haline getirildi' Sağlıkta şiddetin bu tabloda özel bir yeri olduğunu düşünüyor musunuz? Biçer: Sağlıkta şiddet, toplumda yaygınlaşan genel bir şiddet ikliminin parçası olmakla birlikte, aynı zamanda sağlık politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu durum, sadece sosyolojik değil, aynı zamanda siyasal bir tercihin de sonucu. Sağlık sistemindeki dönüşümün hekimlere rağmen sürdürülebilmesi için şiddet ortamı bilinçli biçimde bir araç haline getirildi. 'Hekimlerin emekçi kimliğinden doğan sorunlar ve hak arayışları yeterince gündeme taşınamadı' Mutlu: Bu süreçte meslek örgütümüz sağlıkta dönüşümü doğru analiz etmiş olsa da, giderek işçileşen hekim kitlesinin taleplerine yeterince yanıt veremedi. Hekimlerin emekçi kimliğinden doğan sorunlar ve hak arayışları yeterince gündeme taşınamadı. Örgüt yapısındaki durağanlık da hekimlerin meslek örgütüne yabancılaşmasına neden oldu. Biçer: Buna ek olarak, meslek örgütümüzün Cumhuriyet değerlerine yönelik saldırılar karşısında yeterince güçlü bir duruş sergileyememesi de bu yabancılaşmayı artırdı. Türkiye’de hekimlik, Cumhuriyet’in bir ürünüdür. Hekimler, tarih boyunca ülkenin kritik dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş, toplumsal mücadelelerin parçası olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, hekimlerin düşünsel dünyasında önemli bir yere sahiptir. 'Toplumcu mirası sahipleniyoruz' Son olarak eklemek istedikleriniz var mı? Mutlu: Bizler Çağdaş Hekimler olarak, hekimlerin Cumhuriyetçi birikimine yaslanan, hak arama mücadelesini önceleyen, kapsayıcı ve katılımcı bir anlayışı meslek örgütümüzde hâkim kılmak istiyoruz. Türk Tabipleri Birliği’nin toplumcu mirasını sahipleniyoruz. Bu seçimlerin, tüm hekimler için şiddetsiz ve sömürüsüz bir geleceğe katkı sunmasını diliyoruz. Bu süreç, yalnızca bir yönetim değişikliği değil, hekimlerin kendi sözünü yeniden kurma iradesidir. Biçer: Aynı dilekleri paylaşıyorum. İzmir Tabip Odası seçimleri her zaman hekimler açısından önemli ve etkili olmuştur. Bu sürecin meslek onuruna yakışır bir şekilde yürütülmesini temenni ediyorum.
Go to News Site