BirGün Gazetesi
Yaren ÇOLAK Küresel sistemin fay hatları İran’daki savaşla yeniden kırılırken, Avrupa'da beşinci yılına giren Ukrayna savaşı, Batı için yönetilmesi gereken ciddi bir yapısal kriz. İran çevresinde tırmanan emperyalist saldırganlık, dikkatleri ve kaynakları bölgeye kilitleyip Ukrayna’yı Batı’nın stratejik menzilinden düşürmeye başlasa da resim aslında çok net: Avrupa ülkeleri bugün yarımkürenin iki farklı ucunda, emperyalizmin gönüllü mühimmat taşıyıcısı. AMERİKANLAŞAN AVRUPA Bugün karşımızda, Washington’ın nükleer şemsiyesine ve askeri-endüstriyel kompleksine hiç olmadığı kadar muhtaç, siyasi iradesini Beyaz Saray’a teslim etmiş bir Avrupa var. Macron’un bir dönem bayraktarlığını yaptığı "Avrupa’nın kendi kaderini tayin etmesi" fikri, Mart 2026 itibarıyla yerini tam bir itaat iklimine bıraktı. Rus dış politikacılar bu süreci "Avrupa’nın Amerikanlaşması" olarak tanımlıyor. Avrupa, Rus enerjisinden koparıldığı günden bu yana sadece ekonomik değil, zihinsel bir sömürgeleşme sürecine girdi. Bu bağımlılığın en somut kanıtı rakamlarda gizli. Mart 2026 verileri, Avrupa’nın cebinden çıkan her 100 avronun 70’inin doğrudan Amerikan silah tekellerinin kasasına aktığını gösteriyor. Defense News’te yer alan analizler, Avrupa’nın kendi savunma sanayisini geliştirmek yerine, hazır Amerikan teknolojisine (özellikle F-35 programları ve hava savunma sistemleri) yönelerek önümüzdeki elli yılını Washington’a ipoteklediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu, sadece bir alışveriş değil, bu Avrupa’nın askeri doktrininin Pentagon tarafından yazılması. HEDEF İLERİ ADIM Ortadoğu’daki savaşın Ukrayna cephesindeki yansıması ise askeri literatüre "lojistik nefessizlik" olarak geçti. ABD’nin mühimmat ve hava savunma sistemleri önceliğini İsrail’e kaydırması, mühimmat sevkiyatında yüzde 40’a varan düşüşlere yol açarak Volodimir Zelenski yönetimini cephede savunmasız bıraktı. Moskova, Batı’nın bu dikkat dağınıklığını fırsat bilerek martın son haftasında Donbass hattındaki baskısını en üst seviyeye çıkardı. Özellikle "Fortress Belt" (Kale Kuşağı) olarak adlandırılan Slovyansk-Kramatorsk-Konstantinovka hattındaki çatışmalar, savaşın yeni kilit noktalarına dönüştü. Burası, Ukrayna ordusunun beş yıldır tahkim ettiği, yer altı tünelleri ve beton mevzilerle örülü güçlü savunma hattı. Rus askeri analistlerin Zvezda ve TASS raporlarına yansıyan değerlendirmelerine göre, “bu hattın kırılması Ukrayna’nın doğu cephesindeki direnci çökertecek ve Rus ordusu Dinyeper nehrine kadar açık arazide ilerleyecek.” GARNİZON KITASI Avrupa, bugün istese de istemese de İran’daki savaşın aktif bir parçası haline getirildi. Rus basınında sıklıkla işlenen "Ukrayna’da barış, İran’da ittifak" ikilemi, Avrupalı uzmanların da işaret ettiği "stratejik çıkmaz". Bu durum, Avrupa için sadece bir tercih değil, bir kapasite aşımı. Washington’ın nükleer korumasına ve Amerikan enerji tekellerine (LNG) mahkûm edilen Avrupa ülkeleri, kendi kıtalarındaki yangını söndüremedikleri gibi, Ortadoğu’daki alevlerin de taşıyıcısı konumuna itiliyor. Rusya merkezli analizlerde vurgulandığı üzere; Avrupa, Ukrayna’da Rusya’yı "stratejik bir yenilgiye" uğratmayı başaramadığı bir dönemde, İran’da ABD’nin peşine takılarak kendi kritik enerji yollarını ve Körfez ile olan ekonomik bağlarını bizzat imha ediyor. Ukrayna savaşı, emperyalist sistemin kendi içindeki güç hiyerarşisini yeniden tanzim ettiği ve Avrupa’yı Washington’ın stratejik sınırlarına hapsettiği bir sürece dönüştü. Avrupa, Washington’ın her talimatına boyun eğen bir "garnizon kıtası”. İran savaşıyla birlikte ABD, müttefiklerine "mutlak itaat ya da jeopolitik yalnızlık" reçetesini dayatmış durumda. Bu bağımlılık sarmalı, Avrupa’nın bir özne olarak tarih sahnesinden çekilişini hızlandırırken; Rusya ve Çin’in Orta Doğu ve Avrasya eksenindeki "itiraz ittifakı", bu teslimiyete karşı küresel bir direnç odağı oluşturuyor. MOSKOVA İÇİN İRAN SAVAŞI BİR CAN SİMİDİ Mİ? Ortadoğu’daki istikrarsızlığın enerji fiyatlarını arşa çıkarması, Batı yaptırımlarıyla boğuşan Rus ekonomisi için beklenmedik bir “lütuf" olarak görülüyor. Ancak bunun kısa vadeli bir durum olduğu sık sık uyarı niteliğinde Rus basınında konu ediliyor. Ayrıca Ukrayna savaşından yorgun düşen Rus halkı için Ortadoğu’ya kayan savaşın bir umut olduğu da aşikar. Moskova için İran savaşı, Ukrayna’daki yıpranmış itibarın değil aksine Batı’nın iki cepheli bir savaşı kaldıramayacağının kanıtlandığı, Putin’in küresel ölçekte Batı’yı stratejik kuşatmaya aldığı dönüm noktası.
Go to News Site