Independent Turkish
“Hedef ile sonucun aynı şeyler olmadığı” hususunu izah etmeğe geçmeden, onu tam iyi anlaya bilmek için önce, “kanın kılıca galip gelmesi” meselesini ele alıp incelememiz gerekir. Aslında bu düşünce Şii Müslümanlar nezdinde bilinen bir gerçektir. Yani Şii ekolünde Muharrem ayı içerisinde yer alan ve özellikle de “onuncu gün” anlamına gelen “aşura” gününde, “kanın kılıca galip gelmesi” konusu üzerinde hayli durulmaktadır. Onlar derler ki: İmam Hüseyin kanı ile hayli güç kesp etti ve ondan döktükleri kan, zamanın otoritesinin kılıcına galip geldi. Peki “böyle bir durumun olması mümkün müdür?” İşte burada bunun üzerinde durup konuyu irfanî boyuttan ele alıp izaha çalışacağız. “İrfanî” yönden ele alıp incelmeye çalışacağız derken, “fıkıh İslamı" ile "İrfan İslamı" nın farklı olduğuna vurgu yapmak istedim. Çünkü fıkıh İslam’ının kimi görüşlerine katılmak mümkün değildir. Zira Fıkıh İslam’ı hayli katı kuralcı bir din algısıdır ve o algıda olanlardan kimilerinde irfan, marifet ve vicdan diye bir şey söz konusu olmuyor. Kimi fıkıh İslam algısında yalnızca kuru kurusuna ahkam/kanunvardır o kadar. Hatta İran İslam Cumhuriyeti'ni savunmam ve onun dünyada en yüce değer olduğunu söylemedeki gayem, fıkhi yönden eğil, irfanîyöndendir. Çünkü kurucusu merhum imam Humeyni, fakihliğindenziyade büyük arif ve irfan ilmine sahip bir zattı. Dolayısıyla İran anayasasında kuru şeriat kanunlarının bir kısmının uygunlaştırıldıktan sonra oraya yerleştirildiği görülmektedir. Buna recim konusunu gösterebiliriz. Ayrıca yer yüzünde demokrasi vs. ile yönetilen birçok ülkeler, şu anda diktatör ve sömürü ülkesi olurlarken, İran İslam Cumhuriyeti asaletini korumayı başarabilmiştir. Diyebiliriz ki İran İslam Cumhuriyeti'nin şu anda en fazla istifade ettiği örnek insan, İslam peygamberinin sevgili torunu imam Hüseyin'dir (as). Bilindiği üzere imam Hüseyin’in Kerbela olayındaki hedefi, dönemin iktidarını ortadan kaldırmak değildi. Çünkü onu ortadan kaldıracak kadar güçlü orduları yoktu. Etrafında, kendisiyle birlikte yalnızca 72 insan vardı. Bununla da çok güçlü bir imparatoru yok etmek mümkün gözükmüyordu. Dolayısıyla, bunların tümü de şehit olmuşlardı. Fakat İmam Hüseyin’in Kerbela hareketi onu çok büyük sonuçlara götürmüştü. Hatta tarihten anlaşıldığı kadarıyla İmam Hüseyin’in, yapmış olduğu kıyamının onu bu sonuçlara ulaştıracağını kendisi dahi bilmiyordu. Onu ve de ele almış bulunduğumuz bu konuyu tanıyabilmek ve anlayabilmek için, bizim önce “hedef” ile “sonucu” birbirinden ayrıştırmamız lazım. Zira insanlardan birçoğu bunları birbirleriyle karıştırmaktalar. Kimi insanların yaptıkları bir işte üstün bir hedefi olabilir, fakat sonucunun ondan daha üstün olabildiğini de görmekteyiz. Kimi zaman da tam tersi olur. Yani hedefi iyi olur, fakat sonucu iyi olmayabilir. Döneminin Sultanı Yezit b. Muaviye, imam Hüseyin’in kıyamına hâkim olmak hedefini taşıyordu ve nitekim de o hedefine ulaştı. Fakat hedefinin sonuçları çok kötü oldu. Yani sonuç onun değil, imam Hüseyin’in çıkarına oldu. Çünkü Yezid, imam Hüseyin ve etrafındakileri katlettikten 1 yıl sonra, Medine halkı onun yönetiminebaş kaldırdı ve o da Müslim b. Akabe’nin komutasında onların üzerine ordusunu gönderdi. Müslim Medine’yi ele geçirdikten sonra, 3 gün ordusuna Medine’de her şeyi mübah kıldı. Onlar da bir taraftan oradaki sahabeden öldürdükleri kadarını öldürdü, ırzlarına tecavüz ettive hatta tarihin kayıtlarına göre, öldürdükleri insanların cenazeleri Medine etrafındaki kumlar üzerinde çıplak bir vaziyette bırakıldı. Ayrıca Medine’deki yaşayan kadın ve kızlara tecavüz etmeleri sonucu 3 bin kadın babasız çocuk dünyaya getirdi. Sonra da Abdullah b. Zübeyir bu duruma baş kaldırdı, Mekke’ye yürüdü ve orayı işkal etti. Yezid, Mekke’ye de ordu gönderdi, Zübeyir’in oğlu da adamlarıyla birlikte kaçıp Mekke’deki Kabe’ye sığındı. Yezid’in ordusu da kaçıp Kabe’ye sığınanları yok etmek için, mancınıklar ile Kabe’yi dövdü. Kâbe yıkıldı ve kendisi de 3 yıl sonra kendi adamları tarafından öldürüldü. Kısacası babası Muaviye gibi 20 yıl kadar Müslümanları yönetemedi ve o kısa dönemlik yönetimi içerisinde İslam alemine rahat bir gün yüzü göstermedi. Buralardan bakıldığında diyebiliriz ki, hedef ile varılan sonuç kimi zaman farklı da olabilir. İmam Hüseyin’in kesin kez yönetimi düşürmek diye bir hedefi yoktu. Elbette ki tarihte konuyla ilgili birçok şeyler söyleniyor. Fakat şunu söyleyeyim ki tarih, çok yönü bulunan bir şeydir. Ama biz burada tarihe değil sonuca bakmaya çalışacağız. Yani İmam Hüseyin’in bu olayının vardığı sonuç, fazlasıyla büyüktür. İmam Hüseyin, Kerbela’da yapmış olduğu bu kıyamı ile devrimlerin gerçekleşmesi için bir kapı açtı diyebiliriz. Çünkü bu kıyamından bir yıl sonra Süleyman b. Süred’ in öncülüğünde “Tevvabun” hareketi başladı. Peşince Muhtar Sakafi isyanı, ondan sonra Zeyd b. Ali hareketi ve en sonun da da Abbasiler hareketi gerçekleşti ve Emevî yönetimine son verildi. Böylece halk üzerinde imam Hüseyin’in bereketiyle (ruhani etkisiyle) Emevîlerin 80-90 yıllık yönetimi son buldu. Hatta Abbasîler dönemindeki kimi ayaklanmalar dahi, imam Hüseyin’in kıyamı örnek alınarak yapıldı. Abdullah b. Zübeyir’in dahi imam Hüseyin’in başlattığı o kıyamı kendine model kabul ettiğini söylemek mümkündür. Günümüzde, gördüğümüz şu küçük, zayıf ve yoksul olan Yemen gibi bir ülke dahi, yıllardır Suud, ABD ve İsrail gibi dünyanın en güçlü ülkeleriyle savaşım vermekte ve onların karşısında pes etmemektedir. Bu yapılanların tümü, imam Hüseyin’i örnek almalarındandır. Yemenliler durmadan “Bizde boyun eğmek yoktur” sözünü tekrarlayıp duruyorlar. Bu söz bile, İmam Hüseyin’in ta o dönemde söylediği sözlerdendir. Ayrıca İmam Hüseyin, Yezit yönetiminin “meşruiyetini” de ortadan kaldırmıştır. Oysaki o dönemde Müslümanların büyük bir çoğunluğu Yezid’den korkuyorlardı. Çünkü onlar, Kuran’ın “İtaat ediniz Allah’a itaat ediniz Resule ve sizden olan ulül emre de” (Nisa: 59) dediğini dillendirip duruyorlardı. O dönemdeki Müslüman alim ve fakihlerin tümü de Yezid’in Allah’ın halifesi olduğunu ve hatta bir emir Allah’a karşı isyan etse dahi, ona itaatin farz olduğunu söylüyorlardı. Hatta günümüzdeki kimi Emevî zihniyetine sahip sözde “İslam alimleri” dahi, “şayet bir düzenin başındaki yönetici (Suudiler gibi) fasık ve facir olsalar dahi onlara isyan etmenin caiz olmadığını” söyleyip duruyorlar. Çünkü onların “veliyyi emir” (otorite sahibi) olduklarına inanmaktalar. İşte imam Hüseyin, zulüm ve Allah’ın düşmanlığı üzerine tesis edilen bu düzenin aleyhine kıyam etti. Bunların yalnızca isimleri “Müslüman” değildir, dönemin kimi alimleri “İslam”ı n değil, “Sultanların alimleriydi”. O türden alimlerin ağızlarından yalnızca Sultanlara muhalefet edenlere “kafirdirler” sözü ile “Sultanlara itaat etmek farzdır” sözünden başka bir şey çıkmıyordu. İşte bu türden söz ve fetvaların ortadan kaldırılması, İmam Hüseyin’in hürmetine oldu. Şia’da yöneticide bulunması gereken şart “adalettir.” Şayet yönetici “zalim” olur ise, “zalime itaat yoktur”. Ayrıca Şiiler “adaleti” getirip dinin esasları içerisine yerleştirdiler. Ayrıca yöneticide yalnızca “adaleti” değil, “şecaati” de şart koştular. İşte İmam Hüseyin’in Kerbela kıyamının vardığı ikinci bir sonuç dazalim bir yöneticinin “meşruiyetinin” ortadan kaldırılması oldu. Kısacası İmam Hüseyin’in Kerbela hareketinin sonuçlarından bir diğeri de tüm dünyadaki Şiilerde, zalim yöneticiye karşı “şecaat” ruhiyesini oluşturmak oldu. Öleceklerini bilseler dahi öyle olmaları gerektiğine inanmaktalar. Çünkü örnek aldıkları imamları da öyle olduğu için öldürüldü ve “bizde boyun eğmek yoktur” diyerek şehit edildi. Şii Müslümanlar için çok önemli bir yere sahip Kerbela hadisesinde İmam Hüseyin şöyle diyor: Şu zina zade oğlu zina zade (yani İbn Ziyad) beni iki şeyden birini tercih etme hususunda serbest bırakıyor. Ya ölüm ya da alçaltılmış olarak teslim olmak. Bizde teslim olmak yoktur. Zira bunu bize Allah, Resulü ve göğüslerinden sütünü emdiğimiz annemiz yasak kılmıştır. Yani ben, izzetimi korumak için savaşmayı ve öyle ölmeyi tercih ediyorum. Bakınız, dünyada 50’nin üzerinde İslam ülkesi vardır. Bunların hiçbirinde insanlığa ait izzet, şeref, şahsiyet vs. yoktur. Çünkü çıkarcıdırlar. ABD ve İsrail güçlü oldukları için, “Bize düşen güçlüden yana olmak ya da sessiz kalmaktır” derler. İşte İmam Hüseyni takip edenlerin dünyası ile etmeyenlerin dünyasının farkı budur. İmam Hüseyin’in dünyasında olanların felsefesi şudur: Mümin birisinin kendini alçaltmaya salahiyeti yoktur. Peki, Arap ülkeleri ABD ve İsrail’in emri altında değiller mi? Trampyer yer Körfez ülkelerine gelip o ülkeden milyonlarca dolar para alıp gidiyor. Suudilerden, Katar'dan vs. trilyonlarca para toplayıp götürüyor ve bu paralar da Müslümanlara aittir. Bu paraları alıp götürüyor ve bunlar ile ürettiği silahları da birbirlerini katletsinler diye tekrar 10 katına Müslümanlara yeniden satıyor, bu şekilde de onları kendine bağımlı kılıyor. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) İran’a işaret etmek istiyorum: "Acaba İran, İmam Hüseyin’den nasıl yararlanıyor?" İşte asıl olan bu görüş üzerinde durmak lazım. Yani “İman ve kanın kılıca galip gelme meselesi” nasıl bir meseledir? Bu konuyu, aslında “irfanî” açıdan ele alıp incelemek lazım. Yani bu konunun ahlaki boyutu bellidir. Dedik ki İmam Hüseyin’inbu konusunu ahlaki açıdan ele alıp incelediğimizde, İmam’ın yaptığı bu kıyamı, ahlaksal olarak şehadeti, zulme karşı kıyam etmeği ve insanlığın şerefini ihya etmek için yaptığı bir kıyamdır. Bu kıyamın, şimdi de İran, Irak, Lübnan, Yemen ve bazı bölgelerdeki insaniyetiihya ettiğini müşahede etmekteyiz. Kısacası, bağımsızlık uğrunainsanın ölüp öldürdüğünü yalnızca buralarda görüyoruz. Biz konunun ahlaki boyutunu değil de “irfanî” boyutunu ele alıp inceleyeceğiz ve bunun, çok önemli olduğuna dikkatleri çekmek istiyoruz. Arifler şöyle der: Tüm insanlar iki aleme sahipler; Bunlardan biri 'mülk', diğeri de 'melekût' alemidir. 'Mülk' aleminden kasıt, tabii, maddi ve fiziki alemdir. 'Melekut' aleminden kasıt ise, gayb ve metafizik alemidir. İnsanın gözüken tüm davranış, sıfat, söz, eylem, bireysel ve toplumsal ilişkiler gibi her şeyi, “maddi aleme” aittirler. Fakat “melekut” alemi ise, tüm insanların batınlarında yer almış bir alemdir. Yani her bir insanda “bâtıni” alem vardır. Diğer bir ifadeyle, arifler der ki, her insanın batınında hem "nur” hem de “zulmet” vardır. “Nur” insanı hayra sevk eden güçtür. “Zulmet” ise onu şerre yönlendirir. Başka bir deyişle, her insanın batınında onu hayra da motive den güç vardır, şerre de motive eden güç vardır. İnsanı hayra motive eden güce “ilahi nur” derler. Şerre yönlendiren güce ise, “zulmet” derler. Bu nur ile zulmeti arasında sürekli birmücadele söz konusudur (yani çatışma vardır). "Nur” , yani melekler . “Zulmet” ise şeytanlar demektir. Yani her insanın “melekut” aleminde melekler ve şeytanlar mevcuttur. Diğer bir deyişle, her insanda “hayır” ve “şer” diye iki güç mevcuttur. " Hayır” gücü insanı ilim talebine, insanlara yardımda bulunmaya, isar ve fazilet sahibi olmaya davet eder. Bunlar hayrın unsurlarıdır. Şer ve Şeytan’ın unsurları ise, insanı kıskanmaya, dünya perestiliğe, kavga ve sürtüşmelere ve yine şehevi şeylere davet eder. Her bir insanda, kimi zaman hayrın unsurları şerrin unsurlarını alt eder ve insanı salih bir kul, arif ve melekûtî bir insan yapar. Kimi zaman da şeytanlar ve şer unsurları, hayır unsurlarına galip gelir ve insanı facir, mücrim ve zalim bir insana dönüştürür. Hasılı zulüm onun tüm varlığına ve hayatına hükümran olur. Elbette arifler bu söyledikleri tüm sözlerine Kuran ve rivayetlerden de deliller ibraz ederler. Yani delilsiz hiçbir söz söylemezler. Nitekim, Enam 75’ten şu delili getirirler: Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim’e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk. Yani herkes melekut alemini göremez. Genelde normal insanlar maddi alemde yaşayıp sonra da ölüp gidiyorlar. Buradan İran’a geliyoruz: Her topluluğun hatta devletin dahi hem mülk alemi (yani hükümeti, ordusu, polisi, orduları, bakanlıkları vs.) vardır ve bunların tümü de o toplumun mülk alemine ait olan şeylerdir hem de melekut alemi vardır. Yani hem hayır hem de şer unsurları vardır. Örneğin sömürücü devletlerin sömürücülükleri onların şer unsurlarıdır. Mesela Hitler, Stalin, Mao, Hulagu han, Siyonist İsrail ve ABD gibi zalim şahıs ve ülkeler, birer şer unsurlarıdırlar ve dünyaya hakimiyet kurmak ve insanları kontrolleri altına almak isterler. Yani normal insanlar Batı ve Doğuluları, fark gözetmeksizin aynı gözde görürlerken, bu türden olanlar, melekût alemlerindeki kibir, sömürü, zulüm ve insanların özgürlüklerini ellerinden alma gibi durumları, bunlarda tecessüm ederve aynen Hitler vs. ye dönüşürler. Yani Avrupa’daki sömürücü ülkeler gibi diğer ülkeleri perişan ederler. İran’da melekût alemi, belli ki zulmün karşıtıdır. Yani, İran İslam Cumhuriyeti'nin kurulduğu günden günümüze dek, ABD, İsrail, Sovyetler birliği, İngiltere ve diğer zalimlerin zıddınadır. İmam Humeyni'nin (ra) ta o zamanda söylediği söz şuydu: Ne doğu ne Batı, İslam Cumhuriyeti. Bu sözü hatta şu anda dahi geçerlidir ve bu ülkelerin tümünü şerir devletler olarak görüyorlar. Dolayısıyla, İran’ın melekut aleminde zulme karşı bir alerji vuku bulmuştur. Bu konuyu şayet bir insan üzerinden açıklar isek daha güzel anlaşılmış olur. Örneğin şayet bir insan, diğer bir insana zulmeder ise, yapılan bu zulüm şayet mülk aleminde tahakkuk bulur ise, görülür olur. Fakat melekut aleminde zalimin nurundan bir kısmı o mazluma geçiverir. Şayet söz konusu zalimin herhangi bir nuru mevcut değil ise, bu sefer de mazlumun günah ve zulmetinden o zalime aktarılır ve böylece de “değişim” gerçekleşmiş olur. Yani “nur” ile “zulmet” yer değiştirmiş bulunur. Ve bu ilahi bir yasadır. İslam’da buna işaret eden bir rivayet de mevcuttur ve şöyledir: Kıyamet gününde zalim ile mazlum getirilir ve muhasebe edilirler. O zalimin işlediği iyeliklerden (nurdan) alıp o mazluma verirler. Şayet o zalimde hiçbir sevap/iyilik/nur yok ise, mazlumun günahlarından/zulmetinden alınıp o zalime verilir ve bu şekilde cehenneme gitmiş olur. Çünkü artık onda iyilik/nur diye bir şey kalmamıştır. Zira onun iyilikleri, zulmettiği mazlumlara aktarılmıştır. Arifler şöyle derler: Rivayetteki bu anlam, ahiret için geçerlidir. Fakat onun yansıması dünyada da olur. Yani dünyada da o zalim bir mazluma zulmettiği taktirde, onun yaptığı zulüm miktarınca, onun nurundan alınıp mazluma verilir. Örneğin zalim birisinin, başka birinin malını çaldığını ya da birinin gıybetini ettiğini tasavvur ediniz. Onun nurundan bir miktarı alınıp o haksızlığa uğrayan mazluma verilir. Bu sözlerine de şu ayeti delil gösterirler: Kuşkusuz Allah hesabı çabuk görendir. (İbrahim: 51) “Seriül hesab/hesabı çabuk görmek”; yani Allah’ın bu işleri kıyamet gününe bırakmaması ve aynı anda dünyada iken o zalimin hesabını yapması demektir. Bu da dediğimiz gibi olur. Yani o zalimin nurundan alınıp mazluma verilmesiyle gerçekleşir. Dolayısıyla o cezalandırılan insan, ona zulmeden zalimden daha güçlü oluverir. İşte bu nokta çok önemlidir. Yani, zayıf ve güçsüz biri olan o mazlum, nasıl olur da kendinden daha fazla güçlü olan o zalimden daha da güçlü olabilir? Bunun cevabını bulmak lazım. Şayet bunun cevabını bulabilir isek, “kanın kılıca galip olduğu” hakikatinin de cevabını bulmuş oluruz. Zira kan, kılca nispeten daha zayıf ve kılıç ondan daha güçlüdür. Peki, zayıf olan kan, kendisinden kat kat güçlü olan kılıca nasıl galip olabilir? Örneğin, İmam Hüseyin (as) Kerbela'da 70 kişi ile birlikteydi ve her birisi bir nura sahiptiler. Düşmanları onlara zulmetti, böylece, tümünü de katlettiler. İşte onlara o zulmü yapan o zalimler, mücahit Müslüman olmaları hasebiyle onlar da illaki birtakım nurlara sahiplerdi ve düşününüz o 30 bin kişinin sahip oldukları o nur, bu 70 kişiye intikal etti. Dolayısıyla da bunlar (imam Hüseyin ve beraberindekiler) nurun kutbu oluverdiler. Bundan dolayı olsa gerek aradan 1400 yıl geçmesine rağmen Kerbela’da şehit düşen İmam Hüseyin ve beraberindeki şehitlerin o nurları hala dahi sönüvermedi ve öyle gözüküyor ki kıyamete kadar da sönmeyecektir. Dolayısıyla,hala dahi tüm mücahit ve dava adamları bu nurdan iktibas etmekteler. İşte bu nurun ne kadar da güçlü olduğunu hep beraber görmekteyiz. Çünkü onlar, yalnızca oruç tutup namaz kılan salih kimseler değildi, onlar, o 30 bin kişilik mücahitlerin de nurlarını kesp etmişlerdi. İran’a dönelim: Gerçek şu ki İran, ilk günlerden şu ana kadar mazlumdur. Yani 8 yıl Irak ile savaştırılmıştır. Halkın mücahitleri denilen o kesim de, Saddam ve ABD’nin desteğiyle onlardan ne kadar fazla insanı katletmişlerdir. 40 küsür yıldır ABD ve Batılı emperyalist ülkeler onlara ne kadar da ekonomik zararlar vermiştir. Ve yine ne kadar da iftiralara maruz kalmışlardır vs. Kısacası dünya kadar zulme ve karanlıklarla karşı karşıya gelmişlerdir. Şimdilerde şunu anlıyoruz ki İran, diğerlerine nazaran bu denli küçük bir ülke olmasıyla birlikte ve kendisine 40 küsür yıldır ambargo uygulanmasına rağmen, nasıl da dünyanın en güçlü ve en büyük süper gücüyle baş edip, onlara meydan okuyabiliyor. Zira dünyanın en güçlü ordu, asker, silah ve ekonomik güç onların ellerinde olmasına rağmen, İran o zayıflığıyla onlara karşı savaşım verebiliyor. Hatta Trump Çin, NATO, Avrupa vs. den yardım dileniyor ve İran ile barış yapmak için araya adamlar koyuyor vs. Peki, İran bu gücünü nereden alıyor? İran devletinin sahip olduğu o güç, yalnızca Allah’a, ahirete ve nübüvvete imandan kaynaklanmıyor elbette. Çünkü onların dışında 50 küsür Müslüman ülke vardır ve hepsi de İran’ın iman ettiği değerlere iman ediyorlar. Onların tümünde de şehadet kutsal bir makamdır, buna da iman ediyor ve seviyorlar da. Peki onlar, Siyonistve Emperyalist güçlere teslim olmuşlarken, İran’ın onlara karşı kafa tutmasının nedeni nedir? Demek ki bu nur ve güç, 8 yıllık İran-Irak Savaş'ından bu yana, Irak ve ona destek veren o ordularda yer alan mücahitlerin nurlarının, onlardan İran ordularına geçmesidir. Dolayısıyla biz de diyoruz ki, “şehitlerin beldeleri daha güçlü oluyor.” Evet, Irak da Şii’dir, petrolü ve diğer madenleri vardır, hayır ve hayrat da işliyorlar, fakat buna rağmen ABD karşısında Saddam döneminde bir ay dahi dayanamadılar. 1 ay içerisinde sistemleri çöktü ve toplumda çöküş başladı. Hatta insanlar kuru ekmek yiyebilmek için evlerinin kapılarını dahi satılığa çıkardılar. Fakat İran’a bakıyoruz, kırk yıldır ambargoya maruz kalmışlar, buna rağmen hayır ve hayrat veriyor ve sokakları böyle ihsanları verenler ile dolup taşıyor. Ayrıca Irak, Körfez ülkeleri, Afganistan vs. gibi ülkelere de her şeyi ihraç ediyorlar. İşte soru şu: Acaba bunlar bu gücü nereden alıyorlar. ABD ve tüm dünya emperyalistleri kendisine yüklenmesine rağmen, nasıl hala dahi ayakları üzerinde durabiliyorlar? Son 1-2 yıl içerisinde Rusya ve Çin ile, o da yalnızca siyasi yönden onlarla ittifak kurabildiler, oysaki onlar da ABD ve Batı ile hareket ediyorlar. Dolayısıyla İran tek başına kalmış bir ülkedir. İrfani yorumda bunun anlamı da “kan kılıca galip oluyor” demektir. Yani 40 küsür yıl sonra İran bu denli hasar aldıktan sonra, bu gücü nereden almıştır? Oysaki tüm komşuları, malları, canları ve silahlarıile İran’ın aleyhinde oldular. Dolayısıyla da melekut aleminde bunların tüm nurları İran’a geçmiş oldu, o topluma geçince de bu denli güçlenmiş oldular. Karanlık güçler ise (örneğin Şah yanlıları, halkın mücahitleri vs.) ABD ve diğer ülkelere kaçıp yerleşti. Bundan dolayı da İran, şer güçlerinden kurtulmuş oldu. Açıkçası bu şer güçleri dışarılarda protestolar düzenleyerek Şah’ın oğlunu İran’a geri getirmek istiyorlardı ve bazı Müslüman ülkeler de bunlara destek veriyorlardı fakat yine de olmadı. Shape Created with Sketch. Fotoğraflarla dünyadan haberler Hepsini göster 30 Fotoğraflarla dünyadan haberler 1/30 28 Ocak 2026 - Fransız Alpleri'ndeki lüks kayak merkezi Courchevel'deki 5 yıldızlı Grandes Alpes otelinde dün akşam çıkan yangına itfaiyeciler müdahale ediyor. Ünlü kayak merkezindeki otelden dün gece 90'dan fazla kişi tahliye edildi. Ayrıca yetkililer, yaklaşık 200 konuğu bulunan yakındaki Hotel Le Lana'nın da risk nedeniyle tahliye edildiğini söyledi. Kimsenin yaralanmadığı ve yangının diğer binalara sıçramasının engellendiği bildirildi. Jandarma yangının nedenini araştırıyor. İsviçre'nin Crans-Montana kasabasındaki bir barda yılbaşı gecesi çıkan yangında 40 kişinin hayatını kaybetmesi ve 100'den fazla kişinin yaralanmasının ardından bölgedeki güvenlik önlemleri mercek altında. (Alex Martin / AFP) 2/30 27 Ocak 2026 - Bir protestocu, Seul'deki ABD Büyükelçiliği önünde Trump'ın Güney Kore'ye yönelik gümrük vergilerini artırma planlarını kınayan bir miting sırasında ABD Başkanı Donald Trump'ın maskesini takıyor. ABD Başkanı Donald Trump 26 Ocak'ta yaptığı açıklamada, aralarında otomobil, kereste ve ilaçların da bulunduğu Güney Kore mallarına uygulanan gümrük vergilerini artıracağını belirterek, ülkeyi Washington'la daha önce imzalanan ticaret anlaşmasına uymamakla suçladı. Ticaret anlaşmalarının ABD için çok önemli olduğunu vurgulayan Trump, bu anlaşmaların her birinde üzerinde mutabık kalınan işlem doğrultusunda gümrük vergilerini düşürmek için hızlı bir şekilde harekete geçtiklerini belirtti. Güney Kore Devlet Başkanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamada, ABD’nin konuyla ilgili resmi bir bildirimde bulunmadığı belirtilerek, "Şu ana kadar, ABD yönetiminden tarafımıza konuyla ilgili resmi bir bildirim veya detaylarla ilgili bir açıklama yapılmamıştır" dendi. (Jung Yeon-je/AFP) 3/30 26 Ocak 2026 - Ukrayna Silahlı Kuvvetleri 65. Mekanize Tugayı basın servisi tarafından yayımlanan bu fotoğraf, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasında Zaporijya bölgesinde açıklanmayan bir yerde insansız bir kara aracına yerleştirilmiş M2 Browning 50 kalibrelik makineli tüfeği test eden askerleri gösteriyor. 4. yılını doldurmak üzere olan savaşta barış görüşmeleri ABD Başkanı Donald Trump'ın baskısıyla hızlanmış gibi görünüyor. Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, Trump'la görüşmelerinde "onurlu barış" vurgusu yapsa da ABD’nin askeri yardımları kesme tehdidi Kiev üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Zelenski, toprak tavizi verilerek sağlanan bir barışın Putin’e zaman kazandıracağını ve bunun bir "barış değil, teslimiyet" olacağını savunuyor. Putin tarafıysa müzakerelere açık olduğunu belirtse de, Ukrayna'nın NATO üyeliğinden tamamen vazgeçmesini ve yaptırımların kaldırılmasını şart koşuyor. (Andriy Andriyenko/Ukrayna Silahlı Kuvvetleri 65. Mekanize Tugayı/AFP) 4/30 25 Ocak 2026 - ABD'nin Missouri eyaletinin Columbia kentindeki bir yerleşim bölgesi, karın altında böyle göründü. Büyük bir kış fırtınası 24 Ocak'ta New Mexico'dan Kuzey Carolina'ya kadar kar ve yağmur yağdırarak ilerledi. Onlarca milyon Amerikalıyı elektrik kesintileri, ulaşım kaosu ve kemik dondurucu soğukla karşı karşıya bıraktı. Kimi yerlerde 30 santimetreye yakın kar beklenirken 10 binden fazla uçuş iptal edildi. New York'ta farklı adreslerde evsiz olduğu düşünülen 3 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. ABD Başkanı Trump ise "Küresel ısınmaya ne oldu?" diye paylaşım yaptı. 350 milyon nüfuslu ABD'de 200 milyon kişinin bu soğuk hava dalgasından etkilenmesi bekleniyor. Yetkililer yoğun kar yağışlarına karşı önlem almaya çalışırken 16 eyalet ve başkent Washington D.C acil durum ilan etti. (Austin Johnson/AFP) 5/30 24 Ocak 2026 - Avustralya Açık'ta yarışan İtalyan Lorenzo Musetti, üçüncü tur maçında Çek Tomas Machac'a karşı oynuyor. İtalyan tenisçi rakibini 5-7, 6-4, 6-2, 5-7 ve 6-2'lik setlerle 3-2 yenerek 4. tura yükseldi. Musetti'nin yanı sıra Jannik Sinner ve Luciano Darderi'nin de 4. tur biletini kazanmasıyla turnuva tarihinde ilk kez üç İtalyan erkek tenisçi bu aşamaya ulaşmış oldu. Tek erkeklerde son iki yılın şampiyonu Sinner, pazartesi günü 4. turda Darderi'yle karşı karşıya gelecek. Avustralya'nın Melbourne kentinde düzenlenen ve 18 Ocak'ta başlayan turnuva, 1 Şubat'ta sona erecek. (Edgar Su / Reuters) 6/30 23 Ocak 2026 - Grönland'ın başkenti Nuuk'taki havalimanına inen Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (ortada), Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen'la (solda) kucaklaşıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirme tehditlerinden geri adım atmasının ardından Frederiksen ve Nielsen görüşmeler yapacak. İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen 2026 Dünya Ekonomik Forumu'nda Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşmeleri sonucu Grönland ve Arktika'yı kapsayan bir anlaşmanın çerçevesinin oluşturulduğunu söylemişti. (Jonathan Nackstrand / AFP) 7/30 21 Ocak 2026 - ABD Başkanı Donald Trump, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda merakla beklenen konuşmasını yaptı. Özellikle son zamanlarda gündeme oturan Grönland'ı satın alma konusunda söylenecekleri beklenen Trump, konuşmasında Avrupa'nın son 10 yıldır doğru yolda olmadığını öne sürdü. Avrupa'ya "Biz olmasaydık Almanca ve Japonca konuşurdunuz" diye seslenen ABD Başkanı, Grönland'ı sadece kendilerinin koruyabileceklerini söyleyip satın alma görüşmelerinin derhal başlamasını talep etti. (Markus Schreiber/AP) 8/30 20 Ocak 2026 - Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda. Bu yıl "Diyalog Ruhu" temasıyla gerçekleştirilen zirveye, uluslararası sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda akademisyenin yanı sıra küresel iş dünyasının önde gelen temsilcileri de katılıyor. Jeopolitik ve jeoekonomik risklerin arttığı bu dönemde, katılımcılar küresel ekonomi, teknolojik dönüşüm, yapay zeka ve sürdürülebilirlik gibi zorlu konuları tartışacak. ABD Başkanı Trump'ın zirve kapsamındaki konuşmasını 21 Ocak'ta öğleden sonra yapması planlanırken Trump'a Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer'ın eşlik etmesi bekleniyor. (Fabrice Coffrini/AFP) 9/30 19 Ocak 2026 - İspanya'nın güneyindeki Endülüs bölgesinin Kurtuba kenti yakınlarında iki hızlı trenin karıştığı kazada hayatını kaybedenlerin sayısının 39'a yükseldiği bildirildi. İspanya demir yolu ulaşım şirketi Renfe, kaza sebebiyle Endülüs istikametindeki 200'den fazla seferin iptal edildiğini duyurdu. Ulaştırma Bakanı Oscar Puente, Malaga-Madrid seferini yapan hızlı trenin raydan çıktığı kazayla ilgili, "Son derece tuhaf bir kaza" değerlendirmesinde bulundu. Puente, trenin yeni olduğunu, rayların yenilendiğini ve kazanın düz hat üzerinde meydana geldiğini söyledi. Başbakan Pedro Sanchez, kaza nedeniyle bugünkü tüm programlarını iptal etti. Sanchez'in gün içinde kaza bölgesine giderek yetkililerle görüşeceği bildirildi (AFP) 10/30 18 Ocak 2026 - Danimarkalı askerler Grönland'ın Nuuk kentindeki limanda karaya çıkıyor. Danimarka Savunma Bakanlığı, 2026'da Grönland ve çevresinde bir dizi NATO müttefikiyle birlikte tatbikat faaliyetleriyle varlığını arttırmaya devam edeceğini açıkladı. Yapılan açıklamaya göre bu faaliyetler Grönland makamları ve Grönland hükümeti Naalakkersuisut'la işbirliği içinde gerçekleştirilecek. ABD Başkanı Donald Trump'ın, ülkesinin "ulusal güvenlik amacıyla Grönland'a ihtiyacının olduğu" söylemini sürdürmesi, Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bölge Grönland'ı gündemde tutmaya devam ediyor. ABD'nin Grönland konusunda Danimarka'ya destek veren 8 Avrupa ülkesi için ek gümrük vergisi uygulama kararı almasının Arktik'teki güvenlik durumunu daha da endişeli hale getirdiği belirtiliyor. (Mads Claus Rasmussen/AFP) 11/30 17 Ocak 2026 - İspanya'nın başkenti Madrid'de düzenlenen "OFF February" etkinliğinde zombi kılığına girmiş bir kişi telefonunu kullanıyor. Fransa, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD'de başlatılan OFF Hareketi, zaman ve dikkati geri kazanmak için şubatın 28 günü boyunca sosyal medya uygulamalarını telefondan silmeyi öneriyor. İlk etkinliğini bugün düzenleyen hareket, sosyal medya platformlarıyla daha sağlıkl, bağımlılık içermeyen bir ilişki kurulmasını amaçlıyor. Hareketin kurucusu olan sosyolog Diego Hidalgo "Bu dijital zombiler, toplum olarak hepimizi temsil ediyor" diyor. (Oscar del Pozo / AFP) 12/30 16 Ocak 2026 - Güney Kore'nin başkenti Seul'ün gecekondu mahallesi Guryong'da çıkan yangın sonucu dumanlar yükseliyor. Gangnam semtindeki mahallede erken saatlerde çıkan büyük yangın 8 saat süren çalışmaların ardından söndürüldü. Yangında hayatını kaybeden olmadığı ancak bölgede yaşayan 258 kişinin tahliye edildiği bildirildi. Yetkililer, yangının nedenini ve yol açtığı hasarın boyutunun araştırılacağını duyurdu. Genellikle Seul'ün son büyük gecekondu mahallesi diye tanımlanan Guryong'da birçok kişi yeniden yapılanma nedeniyle bölgeden taşındı ancak Gangnam Şehir Planlama Departmanı'na göre hâlâ yaklaşık 336 hane var. (YONHAP / AFP) 13/30 15 Ocak 2026 - İran'ın başkenti Tahran'ın Sadeghieh Meydanı'nda bir adam, yanına fotoğrafta görünmeyen, üzerinde, "Bu, Tahran'ın yeni otobüslerinden biriydi ve parası halkın vergileriyle ödendi" yazan bir tabela yerleştirilen otobüs enkazında. İran'da başlangıçta ekonomik sıkıntıların yol açtığı protesto hareketi, 1979'da iktidara gelmesinden bu yana dini liderliğe yönelik en büyük meydan okumalardan birine dönüştü. İnternetin büyük ölçüde kesildiği ülkede, sınırlı iletişim kanallarından gelen bilgiler, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle can kaybının hızla arttığını ortaya koyuyor.ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, protestolarda en az 2 bin 571 kişi öldü, 18 binden fazla kişi gözaltına alındı. BBC’nin ABD’deki yayın ortağı CBS ise İran içinden ve dışından kaynaklara atıfta bulunarak, protestolarda öldürülenlerin sayısının yaklaşık 12 bin olduğunu ve rakamın 20 bine ulaşabileceğini açıkladı. (Atta Kenare/AFP) 14/30 14 Ocak 2026 - Kurtarma çalışanları Tayland'ın Nakhon Ratchasima eyaletinde inşaat vincinin çökmesi sonucu raydan çıkan trenin vagonunun kaldırılmasını izliyor. Yetkililer, Tayland'da Çin destekli bir hızlı tren projesindeki bir vincin bir yolcu treninin üzerine çökerek raydan çıkmasına neden olduğunu, 32 kişinin öldüğünü ve 64 kişinin de yaralandığını söyledi. (Lillian Suwanrumpha/AFP) 15/30 13 Ocak 2026 - Eğlence severler, Makedonya'nın güneybatısındaki Vevcani köyünde düzenlenen karnaval alayına katıldı. Yaklaşık 1400 yıllık bir geçmişe sahip olan karnaval, her yıl Jülyen takvimine göre Yeni Yıl'ın başlangıcı olan ve Makedon Ortodoks Kilisesi tarafından da kutlanan Aziz Basil Bayramı arifesinde düzenleniyor. Karnaval kapsamında kullanılan maskeler, 2025 yılında Kuzey Makedonya’da ve dünyada yaşanan politik, sosyal ve kültürel gelişmeleri hiciv yoluyla yansıtıyor. Büyük bir gizlilik içinde hazırlanan bu maskeler, yalnızca bir kez kullanılıyor ve sonraki yıllara aktarılmıyor. Karnavalın son gününde maskelerin yakılmasıysa kötülüklerin geride bırakılması ve toplumsal arınmanın simgesi olarak yorumlanıyor. Bu ritüel, Vevcani Karnavalı’nı yaşayan kültürel miras örneklerinden biri haline getiriyor. (Robert Atanasovski/AFP) 16/30 12 Ocak 2026 - Halk arasında Bobi Wine diye bilinen Uganda muhalefet lideri ve Ulusal Birlik Platformu (NUP) başkan adayı Robert Kyagulanyi Ssentamu'nun bir destekçisi, Kampala'da partinin 2026 genel seçimi öncesindeki son mitingi sırasında yüzünü ABD bayrağıyla kapatırken sıkılı yumruğunu kaldırıyor. Liderliğini yaptığı bir gerilla hareketinin Tanzanya'dan da destek alarak başarılı olmasıyla 1986'dan beri Uganda'yı yöneten 81 yaşındaki Yoweri Museveni, cumhurbaşkanlığına bir dönem daha devam etmek istiyor. Perşembe düzenlenecek seçimlerde Museveni'nin bir kez daha kazanması bekleniyor. Uzun iktidarı boyunca göreceli bir istikrar, ekonomik büyüme, eğitimde gelişme ve HIV oranlarında düşüş görülse de muhalefet onu demokrasi karşıtlığıyla suçluyor. (Luis Tato/AFP) 17/30 11 Ocak 2026 - Fransa'nın başkenti Paris'te, İran İslam Cumhuriyeti'ni kınayan kitlesel gösterileri desteklemek amacıyla eylem düzenlendi. İran'da İslam cumhuriyetine karşı üç yıldan uzun süredir düzenlenen en büyük eylemde en az 192 protestocu öldürülürken, yetkililerin gösterileri bastırmak için "katliam" yaptığına dair uyarılar da artıyor. Başlangıçta hayat pahalılığına duyulan öfkeyle başlayan protestolar, 1979 devriminden bu yana İran'da yürürlükte olan teokratik sisteme karşı bir harekete dönüştü ve iki haftadır sürüyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, göstericilerin itirazlarını görmezden gelmediklerini, sorunları çözmek için çaba gösterdiklerini söyledi. Tahran yönetimi aynı zamanda ülke genelinde internet ve telekomünikasyon kesintisi uyguluyor. (Kiran Ridley/AFP) 18/30 10 Ocak 2026 - Suriye hükümeti güvenlik güçleri, Halep'in Şeyh Maksud mahallesindeki bir sokakta nöbet tutuyor. Bölgedeki çatışmalar günlerdir devam ederken Suriye ordusu, mahallede YPG/SDG’ye yönelik yürüttüğü operasyonun tamamlandığını bugün açıkladı. Açıklamada sivil halka evlerinde kalma çağrısı yapılarak "Çünkü SDG ve PKK terör örgütü unsurları (halkın) arasında saklanmaktadır" dendi. Bugün ayrıca SDG tarafından fırlatıldığı düşünülen drone, vali binasını vurdu. Saldırıda hayatını kaybeden veya yaralanan olup olmadığına dair henüz bir açıklama yapılmadı. (Bakr ALkasem / AFP) 19/30 9 Ocak 2026 - İsrail ordusunun yerinden edilmiş ailelerin yaşadığı çadır kampını bombalamasının ardından Gazze'deki El Şati Mülteci Kampı'ndaki iki Filistinli giysi topluyor. Ekimde Hamas'la ateşkes yapmasına rağmen İsrail, Filistin'e yönelik saldırılarını sürdürüyor. Gazze'deki sivil savunma teşkilatı dünkü hava saldırılarında 5'i çocuk en az 13 kişinin öldürüldüğünü duyurdu. İsrail ise bugünkü açıklamasında "başarısız bir füze" fırlatmasına karşılık olarak "Gazze Şeridi'nin güney ve kuzeyindeki Hamas teröristlerini ve terör altyapısını tam isabetle vurduğunu" savundu. Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail'in düzenlenlediği saldırılarda 439 kişinin öldüğü, 1223 kişinin yaralandığı aktarılıyor. (Omar Al-Qattaa/ AFP) 20/30 8 Ocak 2026 - Fransa’da çiftçiler, Avrupa Birliği’nin Güney Amerika ülkeleriyle imzalamayı planladığı kapsamlı serbest ticaret anlaşmasını protesto etmek için sabaha karşı Paris’e giden yolları ve kentin simge noktalarını trafiğe kapattı. Eylemler, Mercosur anlaşmasının yanı sıra hükümetin tarım politikalarına yönelik tepkileri de içeriyor. Farklı çiftçi sendikalarının çağrısıyla düzenlenen protestolarda, planlanan anlaşmanın Mercosur ülkelerinden AB pazarına ucuz gıda girişini artıracağı ve Avrupalı üreticileri zor durumda bırakacağı savunuldu. Çiftçiler ayrıca hükümetin sığır hastalığıyla mücadelede izlediği politikaya da tepki gösterdi. Koordinasyon Rurale sendikasının üst düzey yöneticilerinden Stephane Pelletier, yaptığı açıklamada, "Öfkeyle umutsuzluk arasındayız. Terk edilmişlik hissi yaşıyoruz; Mercosur bunun en somut örneği" dedi. Çiftçiler, polis kontrol noktalarını aşarak kente girdi. Polis, çatışmadan kaçınarak göstericileri çevreledi. (Gonzalo Fuentes/Reuters) 21/30 7 Ocak 2026 - Arjantin'in Patagonya bölgesindeki şiddetli orman yangınları kontrol altına alınamadı. 700'den fazla yerli ve turist bölgeden tahliye edildi. Arjantin'in Patagonya bölgesinde pazartesi gününden bu yana etkisini artıran yangınlar, özellikle Chubut eyaletine bağlı El Hoyo kasabası ile Puerto Patriada çevresini etkiledi. Alevler çok sayıda evi ve işletmeyi küle çevirdi. Yangının yüksek sıcaklık, şiddetli rüzgar ve uzun süredir devam eden kuraklık nedeniyle hızla yayıldığı bildirildi. El Hoyo Belediye Başkanı César Salamín, yangının gece boyunca da etkisini sürdürdüğünü belirterek "Bize hiç nefes aldırmadı. Gece boyu sıcaklık düşmedi, rüzgar dinmedi. Ancak sabaha karşı biraz duruldu. Aynı anda pek çok cephede mücadele verdik. Elimizdeki kaynaklar yetersiz kaldı" dedi. (Maxi Jonas/Reuters) 22/30 6 Ocak 2026 - Endonezya Ulusal Arama ve Kurtarma Ajansı (BASARNAS) tarafından yayımlanan bu fotoğrafta, Endonezya'nın Kuzey Sulawesi eyaletinin Sitaro bölgesini vuran ani sellerin ardından kurtarma ekipleri ve köylüler mağdurları ararken görülüyor. Ani sellerde en az 14 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Yetkililer, kayıp kişilerin aranmasına devam edildiğini açıkladı. Yerel kurtarma ajansının sözcüsü Nuriadin Gumeleng, pazartesi sabahı erken saatlerde yağan şiddetli yağmurun, Siau Tagulandang Biaro bölgesinde bulunan Siau adasında ani sellere neden olduğunu söyledi. Ülke afet hafifletme ajansı sözcüsü Abdul Muhari yaptığı açıklamada, ani sellerin ardından en az 444 kişinin yerel okullara ve kiliselere tahliye edildiğini belirtti. (BASARNAS/AP) 23/30 5 Ocak 2025 - Toyosu balık pazarındaki Yeni Yıl müzayedesinin ardından, Tokyo'daki "Sushizanmai" suşi restoranında bir çalışan, 243 kilogramlık bir mavi yüzgeçli ton balığının başını kaldırıyor. Japon bir suşi girişimcisi, Tokyo'nun ana balık pazarında düzenlenen yıllık prestijli yeni yıl müzayedesinde, dev bir mavi yüzgeçli ton balığı için 3,2 milyon dolar ödeyerek, önceki tüm zamanların en yüksek fiyat rekorunu kırdı. Suşi ve sashimiye olan yoğun talep nedeniyle Pasifik mavi yüzgeçli ton balığı geçmişte iklim değişikliği ve aşırı avlanma yüzünden tehdit altındaki türler arasında yer almıştı. Ancak son yıllarda uygulanan koruma önlemleri sayesinde stokların toparlanma sürecine girdiği belirtiliyor. (Yuichi Yamazaki/AFP) 24/30 4 Ocak 2026 - ABD'li kayakçı Nina O'Brien, FIS Alp Disiplini Dünya Kupası'nın Slovenya'da düzenlenen ayağında Kadınlar Slalom kategorisinde yarışırken. Geçen yıl ekimde 60. kez başlayan dünya kupası, bu yıl martta sona erecek. Alp Disiplini dahil FIS bünyesinde düzenlenen diğer kış sporları Eurosport kanallarından izlenebiliyor. (Jure Makovec/AFP) 25/30 3 Ocak 2026 - Venezuela'nın başkenti Karakas'ta patlama sesleri ve uçakların gürültüsünü duyan halk sokakta koşuyor. ABD Başkanı Donald Trump aylardır süren tehditlerin ardından bugün erken saatlerde Venezuela'nın çeşitli yerlerine saldırı başlattı. Yerel saatle gece 2 sularında başlayan saldırıların ardından ülkede OHAL ilan edildi. Sonraki saatlerde Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşininin yakalanarak ülkeden çıkarıldığını duyurdu. Trump, Güney Amerika ülkesini uyuşturucu nedeniyle hedef aldığını savunurken, Maduro asıl hedefin petrol rezervleri olduğunu söylüyor. (Matias Delacroix/AP) 26/30 2 Ocak 2026 - Angelina Jolie, Mısır'ın Refah Sınır Kapısı'nda Kızılay çalışanlarıyla konuşuyor. Amerikalı oyuncu ve eski BM Özel Elçisi Jolie, Mısır'a nakledilen yaralı Filistinlilerin durumunu görmek ve harap olmuş bölgeye yapılan yardım teslimatlarını incelemek üzere bu ziyareti gerçekleştirdi. Ünlü oyuncu, sınır hattındaki temaslarının yanı sıra El-Ariş Genel Hastanesi'ne giderek tıbbi hizmetleri inceledi. Ziyaret sırasında sağlık personelinin hasta kabul süreçleri ve tedavi çalışmaları hakkında da bilgi aldı. Jolie, "çalışanlara ve gönüllülere gösterdikleri çaba ve emekleri için teşekkür ederek" bölgeden ayrıldı. (Mohamed Arafat/AP) 27/30 1 Ocak 2026 - İsviçre'nin Crans-Montana kayak merkezindeki patlamanın ardından kurtarma ekipleri çalışıyor. Ülkenin kuzeyindeki kayak merkezinde Le Constellation adlı barda yeni yılın ilk saatlerinde çıkan yangında onlarca kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 100 kişininse yaralandığı bildirildi. Reuters'a göre İtalya Dışişleri Bakanlığı, İsviçre polisinden alınan bilgilere göre yaklaşık 40 kişinin öldüğünü söylese de İsviçreli yetkililer net bir rakam vermedi. Başlangıçta patlama olarak bildirilen yangının nedeni belirsizliğini koruyor ancak yetkililer, bunun bir saldırıdan ziyade kaza gibi göründüğünü belirtiyor. BFM TV'ye konuşan iki tanık yangının, üzerinde maytap olan şampanya şişelerinin ahşap tavana çok yakın taşınması sonucu başladığını söyledi. (Maxime Schmid / AFP) 28/30 31 Aralık 2025 - Sidney'de yılbaşı kutlamalarında Sidney Liman Köprüsü ve Sydney Opera Binası üzerinde gece yarısı gökyüzünü havai fişekler aydınlattı. Avustralya TSİ 16.00 itibarıyla yeni yıla merhaba dedi. Dünyada yılbaşı ilk olarak Samoa ile Kiribati'ye bağlı Kiritimati Adası'nda kutlandı. Avustralya'nın ardından sırasıyla Japonya, Tayvan, Çin ve Rusya yeni yıla girecek ülkeler arasında yer alıyor. (Saeed Khan/AFP) 29/30 30 Aralık 2025 - Peru'nun Cusco bölgesindeki Pampacahua'da, 30 Aralık 2025 tarihinde, Machu Picchu ile Ollantaytambo'yu birbirine bağlayan güzergahta iki tren kafa kafaya çarpıştı. Yetkililer, Peru'nun güneydoğusundaki Machu Picchu'ya giden güzergahta iki turist treni arasında meydana gelen çarpışmada en az bir kişinin öldüğünü ve 40 kişinin yaralandığını bildirdi. Yaralılardan yaklaşık 20’sinin durumunun ciddi olduğunu belirtti. Yaralananlar arasında yabancı turistlerin de bulunduğu aktarıldı. Peru polisi, ağırlıklı olarak turistleri taşıyan trenler arasındaki çarpışmaya ilişkin soruşturma başlattı. (Carolina Paucar/AFP) 30/30 29 Aralık 2025 - Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında yerinden edilmiş bir Filistinli kız çocuk. İsrail ordusu, Bureyc'in doğu bölgelerine hava saldırısı gerçekleştirdi. Refah kentinin doğu bölgeleri topçu atışlarıyla vurulurken, Gazze kentinin doğusu da hedef alındı. Gazze Şeridi'nde 10 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasını hemen her gün ihlal eden İsrail ordusu, Filistinlilere yönelik saldırılarına devam ediyor. Gazze'deki hükümetin verilerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen saldırılarda, 418 sivil yaşamını yitirdi 1141 kişi yaralandı. Gazze Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları sonucu evlerini kaybeden Filistinlilerin zorlu kış şartlarına dikkati çekti. Bölgedeki dondurucu hava dalgası nedeniyle Gazze Şeridi'nde bu ay 25 Filistinlinin hayatını kaybettiğini aktaran Basal, bunlar arasında 6 çocuğun olduğunu belirtti. (Eyad Bala/AFP) Dolaysıyla şuraya gelmek istiyorum: Kanın kılıca galip gelmesinin sırrı şudur: İran’da birçok önemli insanlar şehit edildi. Yine İran, bu kırk küsür yıl zarfında on binlerce şehit verdi. Bir belde ’de ne kadar fazla şehit verilir ise, o belde, melekut aleminde o denli güçlü olur. Melekut alemi de mülk alemine tesir eder ve bu alemde o güç “şecaate” dönüşür, böylece de artık o millette korku diye bir şey kalmaz. Yoksa, “İran, Hürmüz boğazını bir şans olarak kapamasından dolayı öyle oldu” demek doğru değildir Zira, bu konu “şans” meselesi değildir. Hürmüz Boğazı, Şah döneminde de mevcuttu, keza Husiler de daha önceden varlardı; Peki o dönemde niçin ABD ve Siyonizm’e sataşmıyorlardı? Hürmüz Boğazı da şu an, aynen İmam Ali'nin (as) kılıcı gibidir. “Zülfikar” demek; “çatal ağızlı/iki ağızlı” demektir. Fakat mesele onun iki ağızlı olması değildir, aslında o da normal bir kılıçtır, önemliolan, o kılıcın kimin elinde olması meselesidir. Yani önemli olan kılıç değil, İmam Ali’nin bileğiydi. Dolaysıyla Hürmüz Boğazı önemli değil, önemli lan Hürmüz Boğazı'nı kapama cesaretidir ve bu da yönetimin cesaret ve şecaati ile ilgilidir. Yani, onun taşıdığı hedef değil, ulaştığı sonuçtur. Nitekim ABD ve İsrail’in de kıtal diye bir hedefleri vardır ve bu hedefi gerçekleştiriyorlar. Fakat sonuç ne? Yani Yezid de İmam Hüseyin hususundaki hedefini gerçekleştirdi ve onu, adamlarıyla birlikte komple katletti, fakat sonuç ne oldu? Sonuç şu oldu: İran halkı, bu kıtallerden sonra birliklerini daha da güçlendirdi, tüm insanlık alemi de Trump ve İsrail’i telin ettiler. Sosyal medyadaki haber ve yorumlara bakıldığında, hatta Batılı kimi devletler tarafından dahi İsrail’in kınandığını görüyoruz ve Gazze olaylarından itibaren dünya halklarının onlardan nefret ettiklerine şahit oluyoruz. Bu olanların tümü, yapılan bu savaşların sonuçlarıdır. İster Gazze ve isterse de İran ile yaptıkları savaşlarda, dünya milletlerinin Siyonistlerden nefret ettiklerini görüyoruz. Çünkü o iki halk da o zalimler tarafından zulme maruz kalmış ve mazlum duruma düşmüşlerdir. Mazlumlar hususunda Buda’nın şöyle bir hikmetli sözünü aktarılır. Buda der ki: Hak ile zayıf güçlü olur. Zira hak güçlüdür, hatta sahibi öldürülse dahi, o yine de güçlü kalır. Şimdilerde gördüğümüz gibi, DAİŞ, el-Kaide, İşit vs. ne de çok insan öldürdüler. ABD ve İsrail, rehber Ali Hamaney'ş dahi öldürdüler. Fakat savaş ne oldu? İran toplumu içerisinde birlik çoğaldı, güç arttı, yücelik fazlalaştı ve tüm dünya, İran toplumunun mağdur ve mazlum olduğunu anladı. Buradan hareketle ABD ve İsrail’i kınamaya başladılar ve bu şekilde de insanlar uyanmaya başladı. İran için yapılan ve yapılacak en büyük yardımlardan biri de “dünyanın uyanmasıdır.” Son sözümü Kur'an’ın bu ayetiyle tamamlamak istiyorum: Bilakis biz, hakkı batılın tepesine bindiririz de o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, batıl yok olup gitmiştir. (Allah’a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun siz. (Enbiya: 18) Yani ABD ve onun gibi zalimler gidicidirler. Halk onların güçlü olduğunu tasavvur edebilirler, İsrail’i de öyle. Fakat İran’a bakıyoruz onlar asla bunlardan korkmuyorlar ve sanki şu anda o ayetin karşılığı İran’dır. Yani, Müslümanların tümü de hakkı biliyor, fakat büyük çoğunluğu hakkı kullanma cesareti bulamıyorlar ve “hiayanetkârlıkta” bulunuyorlar. Sanki bir tek İran ve düzenin gücü hakkı kullanıyor. Dolayısıyla da artık Batıdaki medeniyet Doğuya ve özellikle de İran ve direniş gücüne kayıyor. Çünkü İran ve direniş gücü, onların zulmüne isyan ediyor, öteki İslam ülkeleri ise hıyanet içerisindeler. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. hasan kanaatlı Hasan Kanaatlı Independent Türkçe için yazdı Hasan Kanaatlı Perşembe, Nisan 2, 2026 - 06:45 Main image:
Resim: Wikipedia
TÜRKİYE'DEN SESLER related nodes: "Neye" baktığımız değil, "nasıl" baktığımız önemlidir Ramazan savaşının mahiyeti Dünya Ehlibeyt Kurultayı, üçüncü rehbere biat ettiğini duyurdu Type: news SEO Title: Hedef ile sonuç aynı şey değildir copyright Independentturkish: Go to News Site