soL Haber
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben açık bir mektup yayımlayarak, İran halkının, Amerika, Avrupa ve komşu ülkeler de dahil olmak üzere hiçbir ulusa karşı düşmanlık beslemediğini söyledi. Pezeşkiyan dün yayımladığı mektubunda Washington’un gerçekten “Önce Amerika” mı dediğini yoksa “İsrail adına hareket eden” ve “son Amerikan askerine kadar savaşmaya hazır bir vekil” mi olduğunu sorguladı. 'Gerçeği aramaya devam edenlere' “Çarpıtmalar ve üretilmiş anlatılar seli içinde gerçeği aramaya devam edenlere” hitap eden Pezeşkiyan, İran’ı tarihsel olarak saldırgan olmayan bir güç olarak tanımladı. Uzun geçmişine ve bölgesel gücüne rağmen “İran’ın modern tarihinde hiçbir zaman saldırganlık, yayılmacılık, sömürgecilik ya da tahakküm yolunu seçmediğini” belirten Pezeşkiyan ülkesinin yalnızca “kendisine saldıranları kararlılıkla ve cesaretle püskürttüğünü” ifade etti. 'Tehdit yoksa, icat edilir' Hükümetlerle halklar arasında keskin bir ayrım yapan Pezeşkiyan “İran halkı, Amerika, Avrupa ya da komşu ülkelerin halkları da dahil olmak üzere diğer uluslara karşı düşmanlık beslemez” diye yazdı. Bunun “geçici bir siyasi tutum değil, İran kültürü ve kolektif bilincine derinden yerleşmiş bir ilke” olduğunu kaydetti. İran’ın tehlike olarak algılanmasının bir “kurgu” olduğunu belirten Pezeşkiyan bu algının “güçlü aktörlerin siyasi ve ekonomik heveslerinin ürünü, baskıyı meşrulaştırmak, askeri üstünlüğü sürdürmek, silah sanayisini canlı tutmak ve stratejik pazarları kontrol etmek için bir düşman üretme ihtiyacı” olduğunu dile getirdi. “Böyle bir ortamda, eğer bir tehdit yoksa, icat edilir” diye belirten Pezeşkiyan İran’ın etrafındaki yoğun ABD askeri varlığını bölgedeki asıl tehdit olarak niteledi. Bölgedeki üslerden yapılan son ABD saldırılarına işaret etti İran’ın askeri duruşunun tamamen savunma amaçlı olduğunu kaydeden Pezeşkiyan ABD’nin bölgedeki üslerini ve İran’ın komşu ülkelerinin topraklarını kullanarak gerçekleştirdiği saldırılarda 200’den fazlası çocuk olmak üzere 2 binin üzerinde İranlı sivilin yaşamını yitirdiğini vurguladı. “Bu üslerden başlatılan son Amerikan saldırıları, böyle bir askeri varlığın ne kadar tehditkâr olduğunu göstermiştir” diyen Pezeşkiyan “Böyle koşullarla karşı karşıya kalan hiçbir ülkenin savunma kapasitesini güçlendirmekten vazgeçmesi beklenemez” ifadesini kullandı. İran’ın yapmakta olduğu şeyin meşru savunmaya dayalı ölçülü karşılık olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan bunun hiçbir şekilde savaş ya da saldırı başlatmak olmadığının altını çizdi. ABD'nin İran'da 1953 darbesindeki rolü Pezeşkiyan ayrıca, özellikle İran ile ABD halkı arasındaki ilişkilerin gerilimden uzak bir tarihi seyre sahip olduğunu ancak ABD'nin 1953 yılında İran’da iktidar olan Başbakan Muhammed Musaddık'ın devrilmesine yol açan darbedeki rolü ve İran’ın petrolü millileştirme hamlesine yapılan müdahalesi dolayısıyla kesintiye uğradığını anlatarak, “İranlıların zihninde ABD politikalarına karşı güvensizlik oluştu ve bu, gün geçtikçe daha da derinleşti” dedi. Bu güvensizliğin ABD’nin Şah’a verdiği destek, 1980’lerde Saddam Hüseyin’e sağladığı destek, ağır yaptırımlar ve son dönemdeki “sebepsiz askeri saldırılar” ile arttığını kaydeden Pezeşkiyan, tüm bu baskılara rağmen İran’ın yıkılmadığını, aksine “birçok alanda güçlendiğini” dile getirdi. 1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana okuryazarlık oranının yüzde 90’ın üzerine çıktığını, teknoloji, sağlık ve altyapıda önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Pezeşkiyan “Bunlar, uydurulmuş anlatılardan bağımsız, ölçülebilir ve gözlemlenebilir gerçeklerdir” ifadesini kullandı. 'Bir ülkeyi taş devrine dönünceye dek bombalamakla övünmek neye hizmet eder?' ABD-İsrail saldırılarının sıradan İranlılar üzerindeki “yıkıcı ve insanlık dışı etkisinin” küçümsenmemesi gerektiğini vurgulayan Pezeşkiyan, savaşın ağır bir insani bedeli olduğunu belirterek “Savaş, hayatlara, evlere, şehirlere ve geleceğe telafisi mümkün olmayan zararlar verdiğinde, insanlar sorumlulara karşı kayıtsız kalmaz” dedi. ABD’nin bu askeri saldırılarının ABD halkının “hangi çıkarlarına hizmet ettiğini” sorgulayan Pezeşkiyan “Masum çocukların katledilmesi, kanser tedavisi için ilaç üreten tesislerin yok edilmesi ya da bir ülkeyi ‘taş devri dönünceye dek bombalamakla’ övünmek, ABD’nin küresel itibarına daha fazla zarar vermekten başka neye hizmet eder?” dedi. ABD'nin 2015 nükleer anlaşmasından çıkışını hatırlattı 2015 nükleer anlaşmasına atıfta bulunan Pezeşkiyan İran’ın bu anlaşma kapsamındaki tüm yükümlülüklere uyduğunu, ancak anlaşmanın Donald Trump tarafından 2018’de ABD’nin çekilmesiyle bozulduğunu hatırlattı. Pezeşkiyan, “Bu anlaşmadan çekilme, gerilimi tırmandırma ve müzakereler sürerken iki saldırı gerçekleştirme kararı, ABD hükümetinin yıkıcı tercihleridir. Bu tercihler yabancı bir saldırganın hezeyanlarına hizmet etmiştir” dedi. Altyapıya saldırılar savaş suçu ve stratejik çıkmazın göstergesi Ülkesinin altyapısına yönelik son saldırıları “savaş suçu” olarak nitelendiren Pezeşkiyan, bunun doğrudan İran halkını hedef aldığını, aynı zamanda “stratejik bir çıkmazın ve sürdürülebilir bir çözüm üretememenin göstergesi” olduğunu kaydetti. 'Amerika bu saldırıya İsrail adına bir vekil olarak katıldı' İsrail’in ABD politikaları üzerindeki etkisine de değinen İran Cumhurbaşkanı “Amerika’nın bu saldırıya İsrail adına bir vekil olarak, o rejimin etkisi ve yönlendirmesiyle katıldığı da doğru değil mi? İsrail’in, İran tehdidi üreterek Filistinlilere karşı işlediği suçlardan küresel dikkati başka yöne çekmeye çalıştığı doğru değil mi?” diye yazdı. Pezeşkiyan İsrail’in “İran’a karşı son Amerikan askerine ve son Amerikan vergi mükellefi dolarına kadar savaşmayı hedeflediğinin” açık olup olmadığını sorguladı. 'Önce Amerika' gerçekten var mı? “Bugün ABD hükümetinin öncelikleri arasında gerçekten ‘Önce Amerika’ var mı?” diye soran Pezeşkiyan ABD halkını “yanlış bilgilendirme mekanizmasının ötesine bakmaya” davet etti. Pezeşkiyan ABD halkına İran’ı ziyaret edenlerle konuşmaları ya da Batı’daki akademi ve teknoloji alanlarında İranlı göçmenlerin katkılarını incelemeleri tavsiyesinde bulundu. 'Dünya bir yol ayrımında' İran Cumhurbaşkanı, dünyanın “bir yol ayrımında” olduğunu belirttiği mektubunda “Çatışma yolunda ilerlemeye devam etmek geçmişte olduğundan daha maliyetli ve boşunadır” diye yazdı. Pezeşkiyan çatışma ile "angajman" (diyalog) arasında yapılacak seçimin belirleyici olacağını ifade ederek bunun sonucunun gelecek kuşakları şekillendireceğini dile getirdi. İran Cumhurbaşkanı mektubunu “Binlerce yıllık gururlu tarihi boyunca İran birçok saldırganı geride bıraktı. Onlardan geriye sadece tarihte lekelenmiş isimler kaldı. İran ise dirençli, onurlu ve gururlu bir şekilde varlığını sürdürmektedir” ifadeleriyle bitirdi.
Go to News Site