Collector
MSB'den NATO, Montrö ve üsler konusunda yalan ve çarpıtma: 'Evet NATO, ama NATO değil de' | Collector
MSB'den NATO, Montrö ve üsler konusunda yalan ve çarpıtma: 'Evet NATO, ama NATO değil de'
soL Haber

MSB'den NATO, Montrö ve üsler konusunda yalan ve çarpıtma: 'Evet NATO, ama NATO değil de'

Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı bugün düzenlendi. Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk'ün yürüttüğü toplantıda esas gündem, son günlerde çok tartışılan NATO ve yabancı askeri unsurlar ile Karadeniz'in askerileştirilmesiydi. Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesinin söz konusu olmadığını öne süren Aktürk, Karadeniz’de son dönemde bizzat NATO’nun kararıyla giderek artan silahlı saldırılar konusunda açıkça yalan söyleyerek şu ifadeleri kullandı: Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı; Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmemiştir. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Çatışmanın “deniz boyutuna yayılmasının önlenmediği”, aksine, askeri hedeflerin dışında sivil hedeflere yönelik saldırılarla genişletildiği ve bunların bir kısmının Türk karasularının hemen yanı başında gerçekleştiği kamuoyunca biliniyor. Ancak daha önemlisi, Aktürk’ün, Karadeniz’deki saldırılarda NATO’nun hiç rolü yokmuş gibi davranması. Burada Aktürk ve Bakanlık, Karadeniz’e kıyısı olan Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’nın NATO üyesi olmasından hareketle, NATO faaliyetlerini sanki bu üç ülkenin bağımsız eylemleri gibi yansıtmaya çalışıyor. Oysa bizzat NATO, gerçeğin bunun tam tersi olduğunu açıkladı. Son aylarda Karadeniz’de ticaret gemilerine saldırıların artmasının ardından soL, NATO Askeri Komitesi’nin başındaki Amiral Giuseppe Cavo Dragone'nin Financial Times'a verdiği demeci haberleştirmişti. Dragone demecinde NATO'nun “daha saldırgan” davranması ve Moskova’yla ilişkilerinde “önleyici saldırıları benimsemesi” gerektiğini söylüyor, bunun da bir "savunma eylemi" olarak görülmesi gerektiğini savunuyordu. Hemen ardından, 3 Aralık günü, bizzat NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de Karadeniz’deki saldırıların artmasının bir NATO kararı olduğunu itiraf etti. NATO karargahında düzenlediği basın toplantısında konuşan Rutte, "Ukrayna'ya desteğimizi güçlendiriyor ve Rusya üzerindeki baskıyı artırıyoruz. Bu, Rusya'nın gölge filosuna karşı koymayı ve Kremlin için stratejik ikilemleri ortadan kaldıracak diğer önlemleri içeriyor" diyerek, Karadeniz’deki ticaret gemilerine yönelik saldırıları üstlendi. Aynı kelime oyunu: Personel Türk olunca, NATO sayılmıyor mu? Bakanlık Sözcüsü, toplantıda, Beykoz’da kurulacağı geçen hafta İngiliz ve Fransız askeri yetkililerin ziyaretiyle öğrenilen deniz üssü konusunda şunları söyledi: Rusya-Ukrayna Savaşı’nın anlaşmayla sona ermesi durumunda alınacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların yürütüldüğü ve hâlihazırda 33 ülkenin katılma isteğini beyan ettiği “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu”, NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişimdir. Bu girişim kapsamında oluşturulan Çok Uluslu Ukrayna Kuvvetinin (MNF-U), Fransa’da (Paris) çekirdek personel ile teşkil edilen operatif karargâh üzerinden yönetilmesi planlanmaktadır. Bu kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) görevi güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tesis edilen dengenin muhafazası amacıyla ülkemiz tarafından yürütülecektir. Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edilmiştir. Deniz Unsur Komutanlığına 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur ancak deniz platformlarına yönelik katkılar sadece kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır. Aktürk, bu açıklamasında, Karadeniz’deki saldırılarda NATO’yu aklarken kullandığı aynı taktiği kullanıyor. Üssün uluslararası olacağını kabul ediyor, yönetiminin Paris’teki karargahta olacağını da kabul ediyor, ancak “Türk personel olacak, ötesi gerekirse de Romanya ve Bulgaristan dahil olacak” diyerek, Karadeniz’e yabancı bir askeri koalisyonun girişini, sanki ortada ne koalisyon ne diğer ülkelerin söz hakkı yokmuş gibi anlatıp kitabına uydurmaya çalışıyor. Kolordu Karargahı’nda ‘uluslararası statü henüz onaylanmamış’ Zeki Aktürk, Türkiye’de kurulması planlanan NATO karargahları konusunda şunları söyledi: NATO’nun Savunma ve Caydırıcılık Konsepti’ne uygun olarak 2020 yılından itibaren plan ile komuta kontrol sistemlerinde; tehdidi caydırmak ve savunmaya geçişi kolaylaştırmak, NATO topraklarına karşı icra edilecek bir saldırıya karşı savunmayı güçlendirmek maksadıyla değişikliğe gidilmiştir. Stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış ve bahse konu planları uygulayacak karargâhların tesis edilmesi öngörülmüştür. Bu kapsamda; 2023 yılında Çokuluslu Kolordu Karargâh-Türkiye (MNC-TÜR) ve 2024 yılında Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Karadeniz kurulması faaliyetlerine başlanmıştır. Bu iki yapıdan MNC-TÜR’ün hazırlıkları, Türkiye’de Adana merkezli olan 6. Kolordu tarafından yürütülüyor. Sözcü, bu yapının uluslararası olacağını söyledi fakat “henüz onaylanmadı” diye ekledi: NATO planlarında, bölgesel bir Türk Kolordu Karargâhı tarafından ülkemizin savunmasının NATO kuvvetleri ile koordinesi ve gerektiğinde görevlendirilecek olan kuvvetlerin emir ve komutasının yürütülmesi planlanmıştır. Bahse konu karargâhın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesi millî makamlar tarafından uygun görülerek MNC-TÜR kurulumu 2024 yılında NATO makamlarına bildirilmiştir. Karargâh kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır ve çokuluslu karargâh statüsü henüz onaylanmamıştır. NATO’nun Karadeniz’e resmen girmesinin yolunu açacak olan CTF kısaltmalı deniz gücüyle ilgili olaraksa Aktürk şunları söyledi: Deniz harekât alanında planların uygulanabilmesi için 2024 yılında beş adet (Atlantik, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Akdeniz ve Karadeniz) Birleşik Görev Kuvveti (CTF) kurulması planlanmıştır. Karadeniz’de kurulacak olan CTF-Black karargâhının komutası ve ev sahipliği bölgesel sahiplik ilkemiz gereğince 2028 yılına kadar ülkemiz tarafından üstlenilmiştir. 2028 yılını müteakip Karadeniz’e kıyıdaş müttefiklerin (Romanya ve Bulgaristan) yapacağı tekliflere istinaden bahse konu karargâha ev sahipliği ve komuta edecek ülke belirlenecektir. Karargâh kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır. Dolayısıyla, bu başlıkta da MSB Sözcüsü, asker ve gemiler Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’dan olunca NATO gücü NATO sayılmıyor gibi davrandı. Aktürk, son olarak “Her iki karargâhta da hâlihazırda sadece Türk personel görevlidir” diye ekledi. Burada “hâlihazırda” denmesinin ötesinde, kara gücü olacak MNC-TÜR adlı kolordunun karargahının kurulmasının ardından, kolorduyu oluşturacak yabancı birliklerin sürekli olarak Türkiye’de bulunması da beklenmiyor. Hangi ülkelerden hangi birliklerin bu yapının parçası olacağının belirlenmesinin ardından, bu kolordu, NATO’nun istediği anlarda Türkiye’ye getirilebilecek. Doğu Perinçek hakkında suç duyurusu Aktürk, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, Azerbaycan’da düşen uçağı İsrail’in vurduğu yönündeki iddialarını “dezenformasyon” olarak niteleyip yalanladı. Hiçbir somut veriye dayanmadığını ve “şehit sayısının dahi yanlış söylendiğini” belirttiği açıklamalar hakkında Aktürk, “Düşen C-130 uçağımız ile ilgili olarak derhâl başlatılan teknik inceleme tüm boyutlarıyla ve titizlikle yürütülmektedir. Hazırlanacak nihai rapor, ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır” dedi. Sözcü, Perinçek hakkında suç duyurusunda bulunduklarını dile getirdi.

Go to News Site