soL Haber
Beşiktaş’ın Gayrettepe semtinde faaliyet gösteren Masquerade adlı gece kulübünde iki yıl önce bugün çıkan yangında 29 işçi yaşamını yitirdi. İşçilerin aileleri, yakınlarını anmak için bugün katliamın yaşandığı mekanın önünde bir araya geldi. Gayrettepe’de buluşan yüzlerce kişi alkışlar ve sloganlarla mekanın önüne yürüdü. ‘Bir bakanlık yetkilisi bile yargılanmıyor’ İlk sözü alan Gayrettepe Katliamı davası avukatlarından Ahmet Ergin, yargı sürecinde önemli bir ilerleme kaydedilemediğini vurgulayarak, “Biz bu cinayetin üstünün örtülmemesi için çaba gösteriyoruz” dedi. Şu an yalnızca dört tutuklu sanık bulunduğunu aktaran Ergin, “Bugüne dek üç tutuklu tahliye edildi. Denetleme görevini yerine getirmeyen bir bakanlık yetkilisi; vatandaşın şikayetini dikkate almayan bir Emniyet yetkilisi bile yargılanmıyor. Belediye yetkililerinin ise sadece bir kısmı basit bir yurt dışı çıkış yasağıyla yargılanıyor” ifadelerini kullandı. ‘Biz neden sosyal medyada adalet arıyoruz?’ Aileler adına yapılan açıklamayı katliamda yaşamını yitiren Şivan Dolu'nun ablası Zülfiye Dolu okudu. Cumhurbaşkanına ve Adalet Bakanına seslenen Dolu, “Neden biz sosyal medyada adalet arıyoruz? Neden bu mahkemeler var? Neden hakimler var, savcılar var” diye sordu. Adalet talebinden bir gün bile vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Dolu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Bizim için takvim yalnızca zaman değil; eksilmeyen acıyı, bitmeyen özlemi ve hâlâ karşılık bulmamış adalet talebini de gösteriyor. Gayrettepe'de yaşanan bir kaza değildi, bir kader değildi. Bu önlenebilir olduğu halde önlenmeyen, gerekli tedbirler alınmadığı için meydana gelen, sorumluların yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu ortaya çıkan bir işçi katliamıydı. Ruhsatsız tadilatın sürdürülmesi, iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, çalışma koşullarının denetlenmemesi ve açık tehlikelere rağmen işçilerin çalıştırılmaya devam edilmesi 29 işçinin yaşamına mal oldu. Bu nedenle burada yaşananı tesadüf, dikkatsizlik ya da sıradan bir ihmal olarak adlandırmak gerçeği örtmek olur. Katliamın sadece bir adet eksiklikten değil, bir ihmaller zincirinden kaynaklandığının altını çizen Zülfiye Dolu, işçilerin ölümüne yol açan koşulların kendiliğinden oluşmadığını söyledi: Ortada öngörülemeyen bir durum değil, göz göre göre büyüyen bir tehlike vardı. Bu kadar açık riskler varken neden çalışma durdurulmadı? Neden gerekli önlemler alınmadı? Neden işçilerin yaşamı korunmadı? Bizler aileler, yakınlar ve avukatlar olarak iki yıldır aynı gerçeği dile getiriyoruz. Asıl sorumlular bu iş yerinde gerek önlemleri almayanlar, alınmayan önlemlere rağmen tadilatının sürmesine izin verenler, denetim görevini yerine getirmeyenler ve bu koşulu görmezden gelenlerdir. Tüm yurttaşları 18 Mayıs'ta görülecek olan duruşmaya çağıran Dolu, “Adalet talebimizi birlikte büyütmek, 29 canımızın hesabını birlikte sormak ve bu davanın takipçisi olduğumuzu göstermek için dayanışmaya ihtiyacımız var” dedi. ‘Patronlar ve kamu görevlileri yüzünden sevdiklerimizi kaybettik’ Anmaya 3'ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği Dilovası Katliamında yakınlarını kaybedenler de katıldı. Dilovası Aileleri adına söz alan Emine Bulut şöyle konuştu: Hepimizin hikayesi bir. Önlem alınmadığı için sevdiklerimizi kaybettik. Bir bayram geçirdik. Bayram mıydı değil miydi bilmiyorum. Yangın sistemleri olsaydı, o merdivenler yapılsaydı, insanlarımız korunsaydı şu anda sevdiklerimiz bizimle birlikte yaşayacaktı. Neden biz sevdiklerimizi kaybettik? Sorumlular yüzünden, kamu görevlileri yüzünden, patronlar yüzünden. Onlar ceplerini doldurdu. Şimdi mahkemede inkar ediyorlar. Böyle utanmaz insanlar canlarımıza kıydılar. Biz de buradaki ailelerle birlikte hep beraber yürüyüp hesap soracağız. Sonuna kadar biz yola devam edeceğiz. Açıklamaların ardından aileler, daha önce gece kulübünün bulunduğu apartmanın önüne karanfiller bıraktı ve yakınlarının fotoğraflarını astı. ‘Dosyada CHP ile AKP arasında sanki sessiz bir uzlaşı var’ Anmanın ardından soL’a konuşan davanın avukatlarından Onur Fırat Kaynun, 18 Mayıs'ta görülecek duruşmada en kritik unsurun kamu görevlilerinin etkin bir şekilde yargılanmaması olduğunu vurguladı. Mahkemeye sunulan üç bilirkişi raporunun birbiriyle çeliştiğini aktaran Kaynun, kamu görevlilerinin bu çelişkiler bahane edilerek yargıdan kaçırıldığını şu sözlerle ifade etti: Dosyada CHP ile AKP arasında sanki sessiz bir uzlaşı var. Çünkü İBB personeli arasında AKP döneminden gelen bürokratlar da var. Hiçbir şekilde onların üzerine gidilmiyor. Biz en azından bu dosyanın kamu hukukçusu, idare hukukçusu, ceza hukukçusu profesörlere verilerek kusur tespiti yapılmasını istememize rağmen yaklaşık altı aydır bu husustaki taleplerimiz reddediliyor. Kamu görevlilerinin yine yargıdan kaçırılmasından çekiniyoruz. Kamu görevlilerinin etkin bir şekilde yargılanmasının iş cinayetleri için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Kaynun, davanın akıbetine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Şu an tutuklu olan üç patronun ağır şekilde cezalandırılacağı kanaatindeyiz. Ama kamu görevlileri etkili bir şekilde yargılamaya konu olmazsa bu katliamlar devam edecek. 18 Mayıs'ta da biz kamu görevlilerinin yargılanmasını öne çıkararak taleplerimizi yineleyeceğiz.” 29 işçi göz göre göre katledilmişti Gece kulübünün patronları hemen her yıl yaptıkları gibi ramazan ayında kulübü kapatıp tadilata sokmuştu. Bu seferki tadilat öncekilerden kapsamlıydı ancak gerekli izinler alınmamıştı. Aynı anda birçok farklı işin yaptırıldığı tadilat sırasında çok sayıda farklı taşeron firmaların çalışanlarıyla birlikte “işler bayrama yetişsin” diye ücretsiz izinde oldukları halde çağrılan gece kulübünün aşçı, komi, garson, DJ gibi çalışanları da o sırada işyerindeydi. Tadilatta kaynak işlemi sırasında sıçrayan kıvılcımlar, etraftaki kolay yanıcı ses yalıtım malzemelerini tutuşturdu. Ancak mekandaki yangın sistemleri tadilat sırasında devre dışıydı. Kulübün mevzuata göre üç çıkış kapısı olması gerektiği halde yalnızca iki çıkış kapısı vardı. Bunlardan biri tadilat sırasında kapalıydı, tek çıkış kapısı da kısmen tadilat malzemeleriyle kapanmıştı. Bu kapı yangın sırasında ses yalıtımında kullanılan malzemelerin tutuşmasıyla alevler içinde kalmıştı. Mekanda acil durum aydınlatmaları ve yönlendirme levhaları da yoktu. İşçilerin büyük bölümü kaçamadıkları için dumandan zehirlenerek yaşamlarını yitirdi. Ne ruhsat verilirken ne de sonra denetlendi, şikayet sümen altı edildi İlk kez 1987 yılında diskotek olarak Beşiktaş Belediyesi’nce “Yangın Bakımından Tetkik Edilen İşyerlerine Ait Muayene Raporu”na dayanılarak ruhsatlandırılan mekanın o tarihten sonraki tek itfaiye muayene raporunun 2006 tarihini taşıdığı ortaya çıkmıştı. Bundan sonra mekana verilen her ruhsatta bu rapor “yeterli” sayılarak yangın bakımından yeni bir itfaiye incelemesi yapılmamıştı. 2013 yılında mekanın yangın çıkışının projeye uygun olmadığına dair bir yurttaşın Beşiktaş Belediyesi’ne yaptığı şikayetinse sümen altı edildiği ortaya çıkmıştı. Mekan ne ruhsatlar verilmeden önce ne de sonra denetlenmiş, tadilat için de herhangi bir izin alma gereği duymamıştı. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada halihazırda aralarında dönemin Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcılarının da olduğu 13 kamu görevlisi dahil 22 sanık yargılanıyor. Sanıklardan yalnızca 4’ü tutuklu: İşletmeciler Şahzade Şekergümüş, Mehmet Menduh Ceylan ile muhasebeci Kahraman Erdem ve metal işleri sorumlusu Çağatay Altunel. Bu ayın başında görülen son duruşmada mahkeme heyeti dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı bir kez daha erteledi. Bir sonraki celse 18 Mayıs günü saat 10.00’da görülecek. İki yıl geçti ancak ne dava ilerliyor ne asıl sorumlular hakim karşısında Katliamın üzerinden 2 yıl geçmesine karşın davada ilerleme kaydedilmemesi ve tüm sorumluların halen yargı karşısına çıkarılmaması aileler tarafından tepkiyle karşılanıyor. İddianamede sanıkların bir kısmı hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıl 8 aydan 22,5 yıla dek hapis cezası isteniyor. Aileler ise cezanın “olası kast” suçundan verilmesini talep ediyor. Ruhsat verenler, denetlemeyenler ve ihlallere göz yumanların da bu suçun ortağı olduğunu vurgulayan aileler yargılama sürecine Çalışma, İçişleri ve Adalet bakanlıklarının, İstanbul Valiliği, Beşiktaş Kaymakamlığı, Beşiktaş Belediyesi, İBB ve İtfaiye Şefliği ile bina sahip ve yöneticilerinin dahil edilmesini istiyor.
Go to News Site